Üye Girişi

Üye Girişi

OZAN ARİF KONUŞUYOR

05 Tem 2000
Türkiye Gazetesi'nin Ozan Arif ile yaptığı iki bölümlük söyleşinin ilk bölümü.
Tarih 5 Temmuz 2000

 

Ozan Arif, ismini kullanarak nifak saçmak isteyenlere sert çıkıyor: "Ozan Arifin ismini çalmayı ben onlara göstereceğim!". Ve sevenlerinin gönlüne de su serpiyor: "Benim kitabımda davayı terk etmek yok!"

İftiralara Ozan'ca cevap

Ülkücü hareketin gönül sesi Ozan Arif, uzun süredir sessizdi.

Yalanmış planmış Alperenler

Şimdi beni MHP'de buluşanlar dinlesin
Gece gündüz bu partiye çalışanlar dinlesin
Boş çıkan ümitleri bölüşenler dinlesin
Ülkücü hareket bu ise planmış Alperenler
Baştan baş apalavra, yalanmış Alperenler

Ben MHP'li değilim fakat dostça duygum var
Hatta Allah biliyor tabanına saygım var
Velakin, tavanından son derece kaygım var
Ülkücü hareket bu ise planmış Alperenler
Baştan baş apalavra, yalanmış Alperenler

Sebebine gelince, iktidara geçtiler
Verdikleri her sözün üstüne su içtiler
İmam Hatipler kapalı, türbandan da geçtiler
Ülkücü hareket bu ise planmış Alperenler
Baştan baş apalavra, yalanmış Alperenler

Sonra bir vekil çıktı, açıkça patır patır
Türbanını çıkarttı, yemin etti çatır, çatır
Alkışla karşılandı, bu ne muazzam batır
Ülkücü hareket bu ise planmış Alperenler
Baştan baş apalavra, yalanmış Alperenler

Televizyon gazete, hepsi birden gaz verdi
Kadın gitti başı açık medyaya poz verdi
Gerginlik bahane, DSP'ye koz verdi
Ülkücü hareket bu ise planmış Alperenler
Baştan baş apalavra, yalanmış Alperenler

Miting yaptık Yozgat'tan Ankara'ya atladık
Gümüşhane, Osmaniye, Niğde miğde katladık
Rahşan hanım soyumuza sövünce rahatladık
Ülkücü hareket bu ise planmış Alperenler
Baştan baş apalavra, yalanmış Alperenler

Madem ruhta birlik yok, niye kurdunuz niye
Tabanca mı dayadık, hükümet kurun diye
Hizmet filan derseniz, gülerler böyle şeye
Ülkücü hareket bu ise planmış Alperenler
Baştan baş apalavra, yalanmış Alperenler

Allah, kitap Peygamber deyip erkeklik satacaksın
Ve iktidar olunca, dönüp ürkeklik yapacaksın
Başörtüsünü çıkarıp başından atacaksın
Ülkücü hareket bu ise planmış Alperenler
Baştan baş apalavra, yalanmış Alperenler

Eski kurtlar konuştu, takın veya takmayın
Biraz acı konuştu canınızı sıkmayın
Çünkü dost acı söyler, kusuruma bakmayın
Ülkücü hareket bu ise planmış Alperenler
Baştan baş apalavra, yalanmış Alperenler
Onun yazdığı iddia edilen bazı şiirler bazı gürühlar tarafından elden ele dolaştırıldı.

Sevenlerini üzüntüye boğan gelişmeler artık canına tak deyince Ozan, içinden geldiği gibi seslendi, gerçekleri en yalın ve kestirme şekilde dile getirdi. Ozan Arif, Habeler Müdürümüz Zeki Şahin’in sorularını içtenlikle cevaplandırdı:

Gerek Türkiye'de gerek Avrupa'da basılan bazı gazetelerde "Adil Düzen" isimli destanınız Milliyetçi Hareket'in ve ülkücülerin aleyhine değiştirilmiş şekilde yayınlandı. Bundan haberdar mısınız?

Elbette haberdarım. Bundan haberdar olmayan kalmadı. Çünkü hiçbir şey yalan kadar yüksek bir hıza sahip değildir. Hiçbir hayvan yalan kadar doğurgan değildir. Ve hiçbir şey yalan kadar çabuk yayılamaz.

Yani, "bu bir yalandır. Bununla benim bir ilgim yok" mu diyorsunuz? Kusura bakmayın, bu soruyu sormam lazım. Zira değiştirilmiş şeklinin altında sizin isminiz yayınlandı.

Estağfirullah. Ne kusuru Zeki Bey. Altına ismimi yazsalar iyi. Rezil ettikleri bu destanın adını "Ozan Arif Destanı" koymuşlar. Bu değiştirilmiş şekli benim de elime geçti. Bunu sadece gazetelerde değil, dergilerde, internet sayfalarında hatta bildiri gibi çeşitli şehirlerin sokaklarında, Amerika'dan Avusturya'ya her tarafta dağıtmışlar. Adil düzen için yazdığım bu destanın orijinali "Kime Bıraktın" isimli kasetimde var. Bunu herkes biliyor. Değiştirilmiş, daha doğrusu bozulmuş şekliyle bunu gökteki kargaların önüne koysanız kargalar bile kahkaha ile güler, ve benimle bir alakası olmadığını anlarlar.

Nasıl anlar, bunu biraz açarmısınız?

Her türlü anlar kardeşim. Ozan Arif'i bilenler bilir ki, bu saçmalık Ozan Arif’ten sadır olmamıştır. Ozan Arif, orijinali kendine ait olan bu destanı neden değiştirsin? Ozan Arif yeni destanlar yazmaktan aciz mi? Ozan Arif’i, Ülkücü Hareket'ten ayrı düşünmek mümkün mü? Sonra bir parça edebiyatla, şiirle ilgisi olanlar, bu değiştirilmiş şeye bakınca; mısra düzeninden, durakla-, rından, hece vezninden, kafiyesinden, hülâsa herşeyin-den, benimle alâkası olmadığım sezer.

Hani bir laf vardır. Adamın biri demiş ki: "Bana bir yalancı göster, sana bir hırsız göstereyim". Bu ahlaksızlığı yapan gazeteler olsun, dergiler olsun, bir camia veya bir kişi ne olurlarsa olsunlar; bunlar yalancı ve hırsızdırlar.

Yalancılığı anlıyoruz da, hırsızlık biraz ağır bir itham değil mi?

Hayır değil. Hafif bile kalıyor. Hırsızlığın, çirkinliği çalınan şeye göre değişmez ki. Ha altın çalmışsın, ha bir destan. Yahu hadi destanı çaldınız, onu anlıyorum; ama insanın ismi çalınmaz ki? Ozan Arifin ismini çalmayı ben onlara göstereceğim!.

 

Buna sizce neden lüzum gördüler?

Buna lüzum görmelerinin sebebi açık. MHP şu anda iktidar ortağı. Seçimlerde kan kaybedenler, seçimlerden başarıyla çıkan MHP'den intikam almak istiyorlar.

Bunu başka türlü yapamazlar mı?

Bunu onlara sormak lazım. Ama şunu söyleyeyim: Ben o adil düzen destanını Refah-Yol iktidarı döneminde yazdım. Yazarken de çok düşündüm. Samimi, inan-mış, "Allah" diyene "Eyvallah" diyen insanları kırmamaya, çok dikkat ettim. Hangi yerde bulunursa bulunsun, benim samimi olan "Müslüman Türk evladıyım" diyen kardeşlerimle bir meselem olamaz. Ömrümü de o insanlara hizmetle geçirdim.

Ancak; bir gerçek var: Bîr zamanlar Adil Düzen diye estirilen safsatanın önünü öyle söylendiği gibi Batı Çalışma Grubu, yok şu siyaset, yok bu siyaset kesmedi. Bazıları görmek istemese de; o safsatanın önünü büyük oranda, yazmış olduğum "Adil Düzen Destanı" kesmiştir. Samimi Müslümam istismar edenlerin belini o destan kırmıştır!

Onlar bunun farkında. Şimdi aynı silahla onlar da MHP'yi ve Ozan Arifi vurmak istiyor. Fakat onlara şunu söylemek isterim: Bu çok ayıp, Anadolu'da bir laf vardır: "Elin damadı ile gerdeğe girilmez".

Peki bu destanı değiştiren odaklara karşı bir dava açtınız mı?

Kimi dava edeceksin kardeşim?. Muhatabın kim belli değil ki. Bu destanı ilk önce benim bildiğim Akit Gazetesi, okuyucu köşesinde 5-6 okurun imzası ile yayınladı. Şimdi dikkat edin: Balon, okuyucu köşesi ve 5 okur ismi. O da doğru ise tabii. Ben Almanya'dayım. Mahke meye gitsem kime ne anlatacağını? Adamlar mahkemede "biz okuyucu mektubu yayınladık" diyecekler ve çekilecekler kenara. Mahkeme demek para demek. Ben bunlarla tek başıma mahkeme yolu ile uğraşacak mali güce sahip değilim.

Biliyorsunuz; iftira ve yalan Onu ilk vuruşta öldüremeyecekseniz, hiç dokunmamak daha iyidir. Uluşabildiklerimi aradım. Bunların içinde sadece Öncü Gazetesi yazarı Ömer Asım Livanelioğlu özür diledi ve köşesinde yapmış olduğu hatayı tekzip etti. Geri kalanlarına ulaşmam mümkün olmadı.

Bu iş orman yangım gibi. Bir tek Ozan Arifin kovası ile bu yangının önüne geçilemezdi. Teşkilatlı itfaiyesi olanlar da müdahale etmedi, hâlâ etmemekte de devam ediyor.

Yani bu taşı bize mi atıyorsunuz?

Hayır, ne münasebet. Siz tam aksine, elinizden geleni yaptınız. Beni aradınız. Bazı haberdar olmadığım internet sayfalarından . gazetelerden de beni haberdar ettiniz, Şimdi de bakın, bu konuyla ilgili sesimi duyuıma imkanı verdiniz.

O zaman bu taş kime?

Taş falan değil. Gönül şunu isterdi: En başta MHP Genel Merkezi olmak üzere, Ülkü Ocakları ve bilhassa ömrünün en güzel yıllarım hizmetinde geçildiğim Türk Federasyon, en azından bir basın toplantısı yapsm. Gerekirse ben de bulunayım. Birlikte, bu iftira odaklarının ağzına anında ot tıkayalım. Bu işin en kestirme yolu buydu. En azından hareketin haftalık sesi olan Kurultay Gazetesi'nde bu işe açıklık getirilsin istedim. Ama yapmadılar.

Neden yapmamış olabilirler ki?

Bu sorunun adresi ben değilim. Bırakın böyle bir şey yapmayı, beni en çok kahreden; bu konu açıldığında, bazılarının, bu şiiri benim yazmış olabileceğim yolunda şüphe uyandıracak ifadeler kullanmaları oldu. El bu şiiri değiştirmiş olabilir. El daha kötüsünü de yapar. Çıkarları için ayetlerin, hadislerin manasım değiştir-meye kalkanlar benim siirimi de hayda hayda değiştirir. Bunlar herkesin bildiği malum çukurlar.

Bunlar beni o kadar üzmedi. Benim canınım sıkıldığı; suret-i haktan görünerek yani ülkücü görünerek, hatta hasbelkader idare mekanizmasında bulunmayı fırsat bi-lerek, "Bunu Ozan Arif de yazmış olabilir, yazmasa mahkemeye verirdi" gibi ifadeler kullanmak oldu. Bunları önce Allah'a, sonra da beni çok iyi tanıyan, hiçbir hesabı olmadan davasının adamı olan, taban dedikleri ülküdaşlarıma havale ediyorum.

Sizi, değiştirilen tahrip edilen destandan ziyade bu davranışların daha çok üzdüğünü görüyoruz.

Elbette. Bu konuda çok sıkıntılıyım. Yıllarca hakkımda bir sürü tezvirat çıkartan bir güruh var. Yüzüme karşı iltifatta bulunup, arkamdan konuşuyorlar.

Bu destan meselesinden başka konular da mı var?

Var tabii. Bunlara girmek istemezdim ama, yeri geldi söyleyeyim: Ben 35 yıldır ülkücü hareketin sahnesindeyim. Hatta her yerindeyim. Bir kişi çıkıp da yüzüme karşı; Ozan Arif, para pul yüzünden bizim gecemize gelmedi, bizimle pazarlık yaptı, diyemez. Ama arkamdan; milyarlar almadan sahneye çıkmazmışım, içki içmeden çalıp söylemezmişim, sarhoş gezermişim, kumar oynarmışım, kızım Frankfurt'ta mini etekle gezermiş gibi iftiralar atıldı. Halbuki, benim bir oğlum var, başka da evladım yok. En son öğrendiğim bir şey de; kasetlerimin satışını engellemek vs, vs. gibi bir sürü saçmalık. Bu saçmalıklar beni, bu destan meselesinden daha çok üzdü.

Ozan Arif’i ülkücü hareketten uzaklaştırma çabası, MHP’den koparma çabası, hangi MHP’linin veya ülkücünün işine yarar ki?

Yarar kardeşim, yarar. Hayatında bir tek gönül kazanmayı becerememiş insanlar, kazanılmış gönülleri kaybetmekte çok mahirdirler. İşte bunların işine yarar. Dava adamı olan değil, hesap adamı olanın işine yarar. Onların hesaplarının önünde kim engelse, ona her türlü çamuru atarlar. Beni bırakın, bu güruh zamanında, ülkücü hareketin kurucusu olan rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş'e bile ne iftiralar attı. Yani öyle bir zamandayız ki, dünyada içine lağım suyu karışmamış deniz yok. Bizim deniz de bundan payını almış. Ama denizlerin bir özelliği vardır. Zamanla pisliği kenara atar.

Ozan Arif, haberler müdürümüz Zeki Şahin'le sohbetinde, "Seçimlerde kan kaybedenler, seçimlerden başarıyla çıkan MHP'den intikam almak istiyorlar" dedi.


Tekrar biz şu malum destan meselesine dönelim.

Biz burada bir taşla iki kuş vurulmak istendiğini görüyoruz. Hem destanı MHP'nin aleyhine çevirmişler, hem de sizi MHP'den ve ülkücü hareketten ayrılmış gibi gösteriyorlar. Bu tespitimize katılıyormusunuz?

Elbette katılıyorum. Tam dediğiniz gibi. Ama bu kadar kuşbeyinlilik olmaz, Buna kim inanır? Bırakın bunları, ben kendim çıksam "artık ülkücü değilim, MHP'den ayrıldım" desem, ülkücüler yine inanmaz. Sonra, ömrümü adadığım ülkücü hareketten ve MHP'den neden ayrılacağım?

Benim kitabımda davayı terk etmek yok. Davasını terkedenlerle de hep uğraştım. Haaa, gelişmelerden memnun muyum, hayır değilim. Beni üzen çok şey var. Ama ben bunları yeni destanlarla dile getirecek güçteyim. Yeri geldi mi Allah'ın kulundan lafımı esirgemem. Lakin içine üç-beş çakal girmiş diye ormanı yakacak kadar dangalak değilim.
______________________________

Yarın: "Ölmez bu hareket, ölmez bu dava"


Türkiye Gazetesi'nin Ozan Arif ile yaptığı iki bölümlük söyleşinin ikinci bölümü.
Tarih 6 Temmuz 2000

 

'Ölmez bu harek Ölmez bu dava!'

Ozan Arif, "Tertemiz bir sevdanın mensuplarıyız. Haklı bir davanın, yüce bir ülkünün neferleriyiz. Biz bu günlere kolay gelmedik. İnanıyorum ki gelecekte herşey daha güzel olacak" diyerek, ümidini yarınlara taşıyor.

Alparslan Türkes, Kırım Türklüğü'nün yaşayan efsanesi Mustafa Cemiloğlu ve Ozan Arif: Ölmez bu hareket. Ölmez bu dava...

Çoktan beri sahnelerde yoksunuz, herhangi bir sebebi var mı?

Herhangi bir sebebi yok, Ben öyle her neye balıklama atlayan bir sanatçı türünden değilim. Ben.çıkmıyorum diye, benim çıktığım sahneler boş kalmıyor. Çıkan çok maşalah!! Hem, iktidar olmuş bir hareketin sahnesine Ozan Arif yakışmaz. Çünkü Ozan Arifin ne diyeceği belli olmaz. Her iktidar şakşakçı arar. Ben hayatımda hiç şakşakçı olmadım. Allah da etmesin. Şakşakçı olduysam bile sevdamın, davamın şakşakçısı oldum. Olmaya da devam edeceğim.

Yani daha sahneye çıkmıyor musunuz?

Ya nasip. Sahneyi boşverin. Yarına çıkacak mıyız bakalım?

"Beni sevenlerimden kimse ayıramaz. Allah'ın izniyle yine kervanımız yola çıkar"

Allah uzun ömür versin, ama şunu bilin, sahnelerde görülmemeniz sizi sevenleri üzüyor. Biz bunu gazetemize gelen çeşitli telefonlardan biliyoruz.

Sevinenler de, kına yakanlar da var tabii. Ama üzülenler şunu iyi bilsin: Beni onlardan kimse ayıramaz. Allah'ın izniyle yine kervanımız yola çıkar. Ve onlarla kavuşur dertleşiriz. Ancak, sadakatin kıyım gördüğü, ihanetin pirim gördüğü dönemlerde Ozan Arifin köşesinde oturmasını kimse ona çok görmesin.

Köşenizde oturuyor musunuz, yoksa bazı çalışmalarınız var mı?

Evet, var. Önce rızkımızı temin ettiğimiz bir terzi dükkanımız var. Hanımla berabe onun işleri ile uğraşıyoruz. Bu arada, 12 Eylül belasından henüz kurtulmuş değilim. En son Nevşehir'de bir mahkemem var. O beni uğraştırıyor. Nasıl bitecek bilemiyorum.

Biz misyonunuzla ilgili çalışmaları öğrenmek istiyoruz?

Şeytan taşlamaktan namaz kılmaya zaman bulamıyorum ki. Zaman buldukça ikinci şiir kitabımı hazırlamaktayım. Ayrıca Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde benimle ilgili bir tez çalışması var. Onlara yardımcı oluyorum. Kaset çalışmalarım da sürüyor. 2-3 kasetlik birikim oldu, öyle duruyor.

Sahi, kaset çalışmanız bayağı gecikti?

Haklısınız, gecikti. Daha da gecikecek gibi.

Niçin geciktiriyorsunuz?

Yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal da, onun için.

Sorularımızı şakayla geçiştiriyorsunuz?

Sohbetimiz biraz maksattan uzaklaştı gibi. Bu sohbetin gayesi adil düzen destanının başına gelenlerle ilgiliydi. Mümkünse bu konunun dışına çıkmayalım

Peki isteğiniz gibi olsun. Şimdi anlatmak istemedikleriniz, başka sohbetlerimize kalsın. Son olarak, bize dolayısıyla sizi bu satırlardan okuyacak olan gönüldaşlarınıza, diyecekleriniz nelerdir?

Bir kere, Türkiye Gazetesi'ne çok teşekkür ediyorum. Beni her meselemde yalnız bırakmadığınız gibi, bu konuda yani hakkımda yapılan bu çirkin kampanyaya karşı da yalnız bırakmadınız. Size olan borcumu nasıl öderim bilemiyorum? Ülküdaşlarıma gelince; onlara söylemek istediğim o kadar çok şey var ki... Şimdi susuyorum. Onlar da iyi bilir ki, şimdi susmamın sebebi, aldığım ülkücü terbiyenin gereğidir. Fakat şu kadarını söyleyeyim: Tertemiz bir sevdanın mensuplarıyız. Haklı bir davarının, yüce bir ülkünün neferleriyiz. Birbirlerine, yani birliklerine ve ocaklarına, teşkilatlarına sahip çıksınlar. Kimse fare yüzünden samanlık yakmaya kalkmasın. Biz bu günlere kolay gelmedik, inanıyorum ki gelecekte herşey daha güzel olacak. Beni somyorlarsa, ben hamdolsun iyiyim. Yazıyorum, çiziyorum, saz çalıp türkü söylüyorum. Hâlâ,

"Ölmez bu hareket
"Ölmez bu bu dava"

diyorum. Son zamanlarda sazı elime alınca, bir Kerkük türküsünü söylemeden yapamıyorum:

"Geçti bizden,
Zevk-i sefa geçti bizden,
Mertler için köprü olduk,
Namertler de geçti bizden."


Tekrar buluşmak üzere herkesi Allah'a emanet ediyor, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpüyorum.

- BİTTİ -

"Nifakçılar, bazı şiirlerini değiştirerek, Ozan Arif'in imzasıyla piyasaya sürdü. Ozan Arif'i tanıyanlar ise, O'nun böyle bir şey yapacağına ihtimal dahi vermedi."




 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

Bu kategoriden diğerleri: « BARAN

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de