Üye Girişi

Üye Girişi

Bir ana dokuz oğula bakar büyütür de,
Dokuz oğul bir anaya bakamaz...

İsyan değil haşa, beni bilirsin,
Sana aşikardır halim Ya Rabbi.
Derdime ancak Sen derman olursun,
Kalmadı tutacak dalım Ya Rabbi...

Ölmek istiyorum, ölemiyorum.
Hayattan da lezzet alamıyorum.
Günahım, suçum ne? Bilemiyorum,
Dört yanımı sardı zulüm Ya Rabbi...

Bu ateşin adı vatan ateşi,
Ateşe merhaba, köze merhaba...
Söndürme Ocak‘ta tüten ateşi,
Sohbete merhaba, söze merhaba...

Bu ataşten korkar abuk sabuklar!
Bizim ile gönül bağı kopuklar,
Bize gelmez zaten kuru kabuklar,
Bizi deyip gelen öze merhaba...

Bak arkadaş... Particisin, tamam da,
Lafı öyle gevinme be, ayıptır!
Hamamda da çıkmaz kirin hamamda,
Kese yerken devinme be, ayıptır!..

Devinme dediysem, yani kıvırma,
İnsanların gözüne kül savurma,
Rezilliği tam tersine çevirme,
Kandırarak avunma be, ayıptır!..

Ülkü yarim, falan filan,
Beni senden ayıramaz.
Kodu-gıybet, yalan, dolan,
Beni senden ayıramaz.

Bu can sağken bile, bile,
Sürgün ne ki, binbir çile,
Allah`ımın izni ile,
Beni senden ayıramaz.

Sana kem söz diyen başını yere,
Eğecek... Eğecek Azerbeycan`ım.
Çünkü senin başın yarın göklere,
Değecek... Değecek Azerbeycan`ım.

O gün açacaktır körler gözünü,
Sözünü bilmeyen alçak(!) sözünü,
Hem geri alacak, hem de dizini,
Döğecek... Döğecek Azerbeycan`ım.

Kimine bal, kaymak verilmez oğul!
Onları çayıra salarsan anlar…
Hoş sohbete, söze girilmez oğul,
Su içerken ıslık çalarsan anlar!..

''Bakara'' makaraymış,
Yapılan gafa bakın...

Başbuğ’um bak yine başına geldim,
Bakıyorum amma sen gel bana sor.
Dert dökmeye mezar taşına geldim,
Döküyorum amma sen gel bana sor.

Belki de derdimi dökmem boşuna,
Duymazsın, duysan da gitmez hoşuna,
Öyle bir çile ki düşman başına,
Çekiyorum amma sen gel bana sor.



Ülküdaşım başımızda bela var!..

Bu beladan kurtulmamız şart bizim.

Kuyrukları koptu, başı hala var!

Bu beladan kurtulmamız şart bizim.

Bu başında başka çok başları var!

Türkeş çizgisiyle savaşları var,

Ülküdaşı yoktur, yoldaşları var,

Bu beladan kurtulmamız şart bizim.

Amerika Fethullah‘ı kovarsa,
Öyle gidip yöre yöre sığınmaz...
Sığınsa da zaten, az aklı varsa,
Kısa kalır, uzun süre sığınmaz!

Yemin ediyorum Başbuğum yemin,
Gülüşün de bile başkalık vardı.
Kürsüye gelirdin kendinden emin,
Gelişin de bile başkalık vardı.

Gelip „Bozkurtlarım“ deyince hele,
Zelzele olurdu, sanki zelzele,
Davudi sesinle mevzuyu ele,
Alışın da bile başkalık vardı.

Behen bah, şaka mı bu, gaf mı bu,
Bayburt’lunun yasduğunda boh mu var?
Vola burda edilecek laf mı bu,
Bayburt’lunun yasduğunda boh mu var?

Ya Rabbi... tadına, bütün milletin,
Varacağı bayramlara eriştir.
Milletinin yarasını devletin,
Saracağı bayramlara eriştir.

Devletin, milletin verip elele,
Kimseyi kimseye etmeden köle,
Zenginin, fakirin gönül gönüle,
Gireceği bayramlara eriştir.

Ey mübarek bayram, hoş geldin ancak;
Hak ettik mi, bilmiyorum seni hak?
Madem geldin, vaziyete şöyle bak;
Bakta söyle, tutulacak dal mı var?
Bizde seni kutlayacak hal mı var?

Varsa eğer tutulacak dal göster,
Sevgi nerde, saygı nerde bul göster,
El öpecek nesil göster, döl göster,
Olsa bile öpülecek el mi var?
Bizde seni kutlayacak hal mı var?

Bazı siyasetçi böyledir işte,
Zapt edecek ipi olmaz dürzünün!..
İyi görünse de size en başta,
Tutulacak sapı olmaz dürzünün!..

Beddua etmeyi sevmem velakin,
Canımı çok yaktın haşin şerefsiz!
Şimdi beni dinle asude, sakin,
Bu intizar neden? Düşün şerefsiz…

Yüce divan, bilmem ne,
Demek siz inandınız!..
İt, itin kuyruğuna,
Basacak mı sandınız?

Sorarlarsa bana yiğidin, erin,
Harmanı Ülkücü Hareket derim.
Yurdumun çektiği bütün dertlerin,
Dermanı Ülkücü Hareket derim.

Velâkin zor tabi anlatmak bunu!
Güçlü bir Türkiye kurmaksa konu,
Tek şartı var bunun, bunun kanunu,
Fermanı Ülkücü Hareket derim.

Düşündüm de ben şöyle,
Dolarak yaşamışım…
Dün nasılsam, hep öyle,
Kalarak yaşamışım…