Üye Girişi

Üye Girişi
Ozan Arif

Ozan Arif

ESAS SEFİL KİM?

Victor Hugo'nunkiler mi?
Bizimkiler mi!?

DAVA ADAMLIĞI!

Efendim tabiki çok iddialı bir kavram...
Hiç kimseye böyle bir kavramın öğretmenliğini yapma haddini kendimde görmüyorum...
Ama maşallah bana dava adamlığı öğretmeye kalkanlar var!..
Ancak dava adamlığı diye alçaklık öğretmeye kalktılarmı cinlerim tepeme üşüşüyor!

HAYDİ ERCİYES‘E!..

Her sene Ağustos ayının ilk haftası Erciyes‘in Tekir yaylasında yaptığımız Zafer Kurultayı Ülkücüler için sıradan bir panayır değildi...
Erciyes Zafer kurultayı Ülkücüler için büyük yorgunluklardan sonra ulaşılan bir sevinç,
Daha doğrusu bir değerdi... Bir değer...
Hem öyle bir değer ki;
Her çileye, her meşakkate değecek bir değerdi...

OLMAZ OLMAZ DEME, OLMAZ OLMAZ!

Kenan Evren‘den nefret ederdim!
Hala da ediyorum...
12 Eylül'ün hemen akabindeki yıllar...
Hem askeri erki, hem de siyasi erki elinde bulundurduğu, yani “Ali kıran baş kesen„ olduğu dönemler, Türkiye Cumhuriyeti Devlet başkanı olarak Almanyaya gelmişti...

HOŞ GELDİN EY RAMAZAN...

Bilmiyoruz seni bir daha yaşamayı Allah nasip eder mi?
O sebeple kavuşmuşken Yaradan bize , seni hakkı ile yaşama idraki ve samimiyeti versin!

Her yer Samsun gibi mi acaba?
Ben 15-20 km şehir dışında oturuyorum...
Arada ihtiyaç doğarsa şehir merkezine gittiğim olur.
Cuma günü şehir merkezine yani Samsun‘a gittim.
Samsun‘da yer-gök, reklam panoları, bina duvarları, altgeçit-üstgeçit giriş ve çıkışları, direkler, kazıklar aynı afişle süslenmiş (Bana göre pislenmiş) telefon mesajları da cabası...
Bu afişlemeninde bir yakışığı olmalı diye geçti aklımdan...
Zira bir şehir ancak bu kadar rezil edilebilir...
Haa.. Şunu da düşündüm “yahu arkadaş bu değirmenin suyu nereden geliyor?„
Ve o meşhur bektaşi fıkrası geldi aklıma!
İçimden dedim ki;
“ Ula olum bu kadar masrafı yapana kadar, Saatane meydanında, iş bekleyen üç-dört amele garibanın ekmeği arasına yüz gıram helva alsaydınız, onlar sizin bütün sülalenizi afişlerlerdi!.„

SAKALA MI TÜKÜREYİM, BIYIĞA MI? YOKSA!..

Efendim meşhur bir deyimimizdir.
Tercih zorluğu yaşadığımız zaman dilimizden düşmez!
Deriz ki;
“Yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal„
İşte ben memleketimizde günlerdir devam eden adına “Gezi Parkı„ nümayişleri denilen kargaşa karşısında bu durumda kaldım.
Yukarı mı tüküreyim?
Aşağı mı?
Yoksa tükrüğün yetiştiği her yere mi ?
Zira tükrükten ari tutulacak, gülsuyu serpilecek veya kolonya dökülecek bir cenah göremedim ve göremiyorum!

DEMİRİ ÇÜRÜTEN KENDİ PASIDIR!..

“Demiri çürüten kendi pasıdır...
İnsanı cehennemlik eden de kendi günahlarıdır..„

EY AKȋL DENİLEN EDANȋ ´LER!..

Ne kadar rahat yalan söylüyorsunuz!.. Hem de kameralara baka baka,
Daha doğrusu gözümüze baka baka...

İKİ KERE İKİ DÖRT!..

Zaman zaman özelime gelen mektuplarda...
Zaman zaman da bizi konu alan sanal sayfalarda bazı kardeşlerimizin düşüncelerini okuyor ve anlamaya çalışıyorum...
Çoklarından faydalandığım olmakla beraber,
Beni bazen şaşkınlık ve hayret içinde bırakanlar da oluyor!
Faydalandıklarım saymakla bitmez...
Amaaa hayrete düşürenler de az sayılmaz inanın...