Üye Girişi

Üye Girişi

Ozan Arif`çe

Ozan kimdir? Kemale ermiş bir Aşık olabilmenin yolu nedir? bu suallere cevap vermek çok zor. Hakkıyla cevap verebilmek için kemale ermiş olmak lazım, o da bizde yok. Daha işin başında bile olduğuma inanmıyorum. Belki yüzümü o yöne çevirmiş olabilirim, ancak adım bile atmış değilim. Ozanlık akademik, askeri veya brökratik bir unvan değildir, yani korumasızdır. Böyle olduğu için de Türk kültürünün çok önemli olan bu geleneği ehli olmayanların elinde veya onun önemini kavrayamayanların dilinde küçük düşürülmüş hatta karikatürize edilmiş bir haldedir. O sebeple „Ozan kimdir“ sualini açıklarken söz uzarsa kusura bakmayın...

Bana göre Ozan şudur; Ozan dış görünüşüyle elinde sazı, dilinde sözü olan kişidir. Bundan daha evvel de ustalıkla kullandığı katıksız Türkçe ile deyişler demekle, Divancılardan ayrıcalık arzeden sanatçıdır. Gerçekte ozan, hiçbir zaman kopmadığı, kopamadığı milletin bir parçasıdır. Millet denen bütünün bir motifi, bir rengi, bir temel unsurudur. Daha başka deyimle ozan, millet ağacının bir tomurcuğu veya millet bahçesinin bir çiçeğidir. Onunla açar, onunla solar... Bunun için ki hep onu düşünen, anan, hep onu söyleyen ve onu yazan, onu destanlaştıran bir şuurlu kişidir, ozan. Ozan, ferdi ve parçası olduğu milletin içini, işini, hayatını ve her şeyini sergileyen, arzularını, dileklerini dile getiren kişidir. Geçmişi yermeden geleceğe yönelen, karanlıktan ürküp aydınlıga, karanlıktan tiksinip aklığa koşan bir kılavuz kişidir. Her yerde ve her zaman iyiyi, doğruyu, ileriyi görenlerin, gördüklerini söyleyenlerin yanlarında yer alan bir savaşçıdır. Ozan sazıyla ve sözüyle hep milleti için yaşayan, millet kaynağından kana kana içen ve yine onun için yollara düşen gönül adamıdır. Kendi mutluluğunu milletin özlenen geleceğinde araması, yel olup esmesi, yağmur olup yağması, nehir olup coşması, hep onun içindir. Ozanın bir özelliğide uzağın değil yörenin, yetiştiği yerin, köyünün, yaşadığı çevrenin adamı olması ve Türk töresine bağlı kalmasıdır.

Bunun için ozan; sazıyla, sözüyle, kötüyü, kötülüğü yerip, iyiliği ve iyiyi öven, haksızı itip haklıyı tutan, zulme ve zalimlere karşı çıkan kişidir. Ozan, yeşil kırlardan kopup tozlu yollara düşenlerin, gümüş derelerden ayrılıp para ile su içenlerin gönüllerinde yaşayan kişidir. Koyun-kuzu meleşmelerine, boğaların böğürüp, atların kişnemelerine hasret duyanların, gurbetellerinde içini çekenlerin yakın dostudur, ozan. İçleri buruk, boyunları bükük olanların, köylerden kentlere göçenlerin rızık peşinde bölge bölge, ülke ülke koşanların, Konakladığı gece konduda kağnı gıcırtılarını hayal ederken, fabrika ve motor gürültüleriyle irkilenlerin dert ortağıdır, ozan.

Kısacası ozan, kafasıyla, kalbiyle hak yolu tutan, gönlünü halka, millilete, onun hayat seviyesine, işinin düzenine veren bir halk adamıdır. Milletin iyi, ileri, uyanık olmasını isteyen, buram buram vatan kokmasını, örnek vatandaş olmasını özleyen bir duru kişidir, ozan.

İnanan, Allah(cc) rızasını aklından çıkarmayan, iman için köle, küfür için çile olan, dininin ve kanının meydana getirdiği cevheri bilen, bu cevher adına ebedilik sevdası çeken bir sevdalı yiğittir, ozan. Sevdasını, hasretini, arzusunu gerçekleştirmek için deyişler dizen, dere, tepe çileli yollarda gezen, olacakları, gelecekleri gününden önce sezen, gördüklerini de mertçe yazan, yazıp ve yayan (Aşık) bir kişi, bir ülkü eridir ozan.

Bütün bunlarla; Yunus olan, Erzurumlu Emrah olan, Çıldırlı Şenlik, Everekli Seyrani, Yusufeli`li Huzuri, Ardanuç’lu Efkari olan, Narman’lı Sümmani olan, Köroğlu, Dadaloğlu ve daha daha niceleri olup yeni yeni nesillerle buluşan, bize ulaşan ve gelecek nesillere uzanan kültür köprüsü ozanı, böylece yine de bütünüyle değil, bana göre kimi yönleriyle vermiş oluyoruz...

Şimdi bütün bu söylediklerimden sonra ben nasıl Ozanlık taslıyayım? Ama millet Ozan Arif demiş, inanın mesuliyetimi, mesuliyetimden sonra da gücümü düşünüyor ve eziliyorum. Allah(cc) yardımcımız olsun.

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de