Bu sayfayı yazdır

HER DEVİRDE AYNI SANCI!.. Bakın zamanında ne

Yazan  Ozan Arif
HER DEVİRDE AYNI SANCI!.. Bakın zamanında ne demiş Develi’li Aşık Seyrani… Demiş ki; …. Eyvah fukaranın beli büküldü, Medet ticaretin gücüne kaldık. Eyiler alemden göçtü çekildi, Bizler zamanenin piçine kaldık. Rüşvet ile yarar hakim hücceti, Hüccet ile alır kadı rüşveti, Halk bilmiyor dini şer'i sünneti, Bozuldu sikkenin tuncuna kaldık. Sene bin iki yüz altmış beş tamam, Okunur ezanlar boş bekler imam, Seyrani bu nutkun sonu vesselam, İnanın dünyanın ucuna kaldık …. Ha yeri gelmişken şunu söyliyeyim! Seyrani Baba benim gerek şiirlerinde, gerek yaşadığı hayatında, gerekse kişiliğinde kendimi bulduğum, ayrı devirlerde yaşamamamız sebebiyle görmediğim, görmeden hayranı olduğum, gözünü budaktan, sözünü dudaktan esirgemeyen bir deli yürek… .... Ama konumuz Seyrani değil! Konumuz Seyrani’nin dediğinden hareketle kendi zaman dilimimize bir bakış… Yani “ne diyorsun Ozan” diyeceksiniz değil mi? Demem o ki; Her devirde ozanları böyle feveran ettiren olaylar eksik olmuyor demekki!.. Şimdi ben de bakıyorumda yöneticilerimiz millete, kamu vicdanına karşı olan suçlara işlerine geldiği noktada yan çiziyor, bigane kalıyorlar ama şahılarına yapılan tenkitleri doğru da olsa kabullenemiyor, intikam nöbetlerine giriyorlar… Halbuki toplumun idarecisi durumuna gelen insanlar, kini kinle değilde kini sevgiyle yıkamasını bilmelidirler. Ancak kini sevgiyle yıkamak her kişinin harcı değildir. Bu ancak büyük yürekli, kemalat sahibi daha doğrusu olgun idarecilerin harcı olabilir. Onlar ülkenin çıkarları, hak, hukuk, adalet için şahsi kinlerini devlet uygulaması şeklinde kimsenin başına bela etmezler. Veya kendilerini sevenleri hatta kendi sevdiklerini liyakat sahibi olmadan herhangi bir makama atamaz, kollamaz, devleti zaafa uğratmazlar. Bunun tam aksi olan, tam aksi yapılan ülkelerde ise felaket başlar! Zira kin ve kaprisleri yüzünden millet için hayırlı olanları bile kendi sevdiklerine yer açmak için çalışanlar, hiç bir zaman kini sevgi ile yıkamanın zevkine erememiş idarecilerdir. Allah onların şerrinden liyakat sahibi insanları korusun. Çünkü onlar yedi sülalesini güçlerinin eriştiği yerlere yerleştirmek için son güçleriyle çalışır, buna mani olmak isteyen insanlara da acayip kin ve garez beslerler… Bu eskiden olsa “ boyunlarını vurun…” şeklinde tezahür ederdi. Şimdi şekil değişti! Şimdi “ayağını kaydırın…” şeklinde uygulanır oldu. Şimdi bir çok insanın bu metotla işinden, gücünden, yerinden, yurdundan olduğunu görüyoruz. Yani artık tarihimizdeki Uluğ Bey gibi örnekleri bu devirde bulmak adeta imkansız… Hadiseleri kendi çıkar çemberlerinin dışında düşünerek, kendi duygularına kapılmadan karar verebilen ve bitaraf kalarak adaletin hakkıyla tecelli etmesine yardımcı olacak olgunlukta devlet ve siyaset adamları göremez olduk. Hatta bırakın yardımcı olmayı şimdi devlet erkini eline geçirenler herkesi kendi tarafı olmaya zorluyor, olmayanlara da hiç sıkılmadan “ bitaraf olanlar bertaraf olur” diye korku verebiliyor. ……… Mesela bizim ülkemizde şu “Fetöcü ayaklanması” oldu olalı seyrediyorum! Hiç bir süzgeç kullanılmadan suçlu suçsuz ne varsa toplanıp bir fetöcü torbasına dolduruluyor… Suçları olanların Allah belasını versin, çeksinler bu ülkeye ihanetin cezasını… Ancak suçsuzların olduğu da gün gibi meydanda… Kurunun yanında yanan yaşların vebalini kim ödeyecek? Sonra her sosyal sınıftan, her meslekten, ne bileyim üç günlük askerden tut paşalara kadar, bürokratlardan, ilim adamlarından tut, futbolcusuna, sanatçısına kadar her kesimden Fetöcü gördük duyduk… Ne hikmetse sadece siyasilerden fetöcü ne gördük ne de içeri alınanlar duyduk… Halbuki biz ta Amerikaya giden Fetönün kapısında el-etek öpmek, bir kare fotoğraf çekinmek için kuyruğa giren siyasiler biliyoruz… Türkiyede onu yere göğe sığdıramayan, ona naatlar, serenatlar yapan ona övgülerde bulunan, meth-i senalarda bulunan siyasiler biliyoruz… Hatta onu "bitsin bu hasret" diye Türkiye’ye davet eden onun Türkiyedeki adamlarıyla iş birliği yaparak, Türk ordusunun belini kıran, hukuku çökerten devletin kozmik odasına dalarak darmadağın eden siyasiler biliyoruz… Ama nedense onlara hiç bir şey olmuyor… Anladığımız kadarıyla olmadığı gibi olacağı da yok… Onlar “ Allah bizi affetsin…” diyerek hiç hesap vermeden paçayı kurtardılar gibi… Ama fetöcülükten tutuklu olup daha hala dosyaları hazırlanmamış yıllardır yatanlar var… Acaba diyorum onları affeden Allah, kenardan köşeden bu fetöcülerle yolları kesişmiş olan mesela onların okullarına çocuğunu gönderen, onların bankasından para havalesi yapmaktan başka bir şeyi olmayanları affetmez mi? Elbet de eder… Eder ama kendi adına Allah’tan af dileyenler, başkalarına neden böyle bir şans tanımıyorlar anlamış değilim. Tekrar söylüyorum gerçekten suçlu olanlar elbette cezalarını çekmeli, ama gırtlağına kadar fetöcü pisliğine batmış olanlar gözümüzün önünde siyaset yaparken, sahipsiz garibanların da bu kadar günahına girilmemeli diye düşünüyorum. Akıl, hele devlet aklı affetmenin büyüklüğü kadar, hudutsuz olmadığını da bilir. Elbet suçlu olanı affetme diye bir şey olamaz. Ama kendi ile ilgili hususlarda herkese fetöcü damgası vurup, onlara kin tutup, ama fetö ile yakınlığı bilinen kendi adamlarına kol kanat gerip, onların tahribatlarını görmemezlikten gelmek resmen şerefsizliktir. Onlar yani menfaatleri yüzünden adaleti bozanlar, ilahi adaleti idrak edememiş zavallılardır ki; İşte (Ruz-i mahşere inanıyorlarsa) vay onların haline… İnsan iktidarının hudutlarını bildiği derecede insandır. Kendisi için bağışlayıcı olduğu kadar, işine gelmese bile başkalarına karşı da bağışlayıcı olduğu an insanlık vazifesini yapmış olur. Kanunların ulaşamadığı noktalar için Allah insanoğluna vicdan bahşetmiştir. Vicdan vitrinde muhafaza ettiğimiz biblo gibi kalbimize kilitleyeceğimiz bir duygu değildir. Zulme ancak paslı vicdanlar rıza gösterir. Vicdana ters düşen bir akılla amel edilmeyeceği gibi, devlet hiç idare edilmez… O sebeple Allah bize, “ Bana yapılanları değil, bize yapılanları düşünerek acı duyuyorum…” diyebilen yöneticiler nasip etsin. Çünkü işitmeyen kulak sahibine, duymayan vicdan memlekete, millete zarar verir. Selam ve muhabbetle… Ozan Arif 03 Kasım 2018 Samsun