Üye Girişi

Üye Girişi

ŞU ŞEREF İDRAKİNE BAKAR MISINIZ?! Hani hep

Yazan  Ozan Arif
ŞU ŞEREF İDRAKİNE BAKAR MISINIZ?! Hani hep söyleriz ya, “Ülkücülük şereftir, şereften taviz olmaz” diye… El-hak doğrudur. Zira bana göre; Beşeri rütbelerin içinde (hakkıyla idrak edip, tam hakkını veren için) ülkücülükten daha yüce bir rütbe yoktur. Ülkücü sıfatının yanında bütün kartvizitler sönük kalır. Ama dedim ya bu ölçüm, ülkücülüğün tam hakkını verenler için geçerli… Ülkücülük ne kadar şerefli bir rütbe ise, ülkücülüğün tüzel kişilikleri yani ocakları, teşkilatları, dernekleri hatta partileri de bir o kadar şerefli müesseselerdir. Mesela MHP… Her ne kadar bugün için yer yer bazı şeref fukaralarının istilasına uğramış olsa bile o yuva benim indimde şerefli hatta mukaddes bir yuvadır. Zira zaman zaman sohbetlerimde dile getirdiğim gibi MHP’nin tabelası diğer sıradan parti tabelaları gibi “Marşal” “Dyo” “Polisan” veya “Filli Boya” gibi boyalarla değil, Bir neslin kanıyla, göz yaşıyla, çilesiyle hatta canıyla yazılmış tabeladır… Evet evet siz ne derseniz deyin, bana duygusal deyin, şekilci deyin… Kanaatim değişmez... Benim indimde MHP’nin tabelası, benim için böyle bir tabeladır. Sadete gelecek olursak; MHP’ye gelenler, MHP’ye üye olanlar veya MHP adına bir göreve soyunanlar MHP’de şeref bulurlar, eğer şerefli kişilerse şereflerine şeref katarlar… Yani demek istediğim; bu gününe değil, şerefli mazisine bakanlar MHP’nin şeref verme yeri değil, şeref edinme, şeref alma yuvası olduğunu bilirler!. O yüzden bu gerçeği bile bile MHP’ye gelene de, gidene de bir şey demeyiz… Gelen hoş gelmiş, sefa gelmiş… Ne diyebiliriz ki? Ancaaak; Gel gör ki son bir-iki gündür birileri MHP’ye şeref verecek şöhretli isimlerin peşine düşmüş!!! Belli ki, şöhretli olsun da ne olursa olsun diyorlar... Daha doğrusu birileriyle girdikleri sidik yarışı için MHP’yi zemin yapmak, MHP'yi kullanmak istiyorlar! Fakat bilmiyorlar ki, şöhretlerini şerefsizlikle edinmiş insanlarda şeref aramak, kerhane orospusunda bekaret aramak gibi bir şeydir… Bunu da ancak pezevenkler yapar… Benim delikanlılık çağlarımda şöyle bir söylenti vardı; “ Genel evden bir fahişeyi çıkarıp eş edinmek için, onu iki tuğlanın üzerine çıkarıp, tuğlalar eriyinceye kadar yıkamak, gusül abdesti aldırmak lazım” derlerdi… Olacak iş değil tabii… Ama bu söylentilere rağbet etmeyen, bu söylentilere rağmen genelevden dost tutan hatta oradan alıp kendine eş edinen pezevenkler olduğunu da duyardım. Ben bu yakıştırmanın, kaderin kurbanı olmuş, toplumun yoldan çıkararak hayat kadını olmaya mecbur ettiği o insanlara haksızlık olduğunu biliyorum. Sakın onlar benim kusuruma bakmasınlar… Benim demek istediğim; Siyasette öyle orospular var ki, o orospular, (artık var mı bilmiyorum ama) genelevde çalışan hayat kadınlarını cebinden çıkarırlar… Onların ayak altlarına birer tuğla değil birer mermer blok koyarak eriyinceye kadar kırklasak yine kirleri, lekeleri, pislikleri çıkmaz! Bana isim-misim saydırmayın, hep de varlıklı, şöhretli orospular bunlar! Şimdi bu tipleri şöhretlerine binaen, yuvalarımıza davet edip onlardan şeref beklentisine girmek; Ya şeref nedir bilmeyenlerin, Ya yuvalarımızı şerefsizleştirmek isteyenlerin, Ya da kendisi şerefsiz olanların işidir. ŞerefIi bir insan demek, saygıya değer bir insan demektir. MHP’ye davet edilen kişileri suçlamaya hakkım olmadığını biliyorum. Elimde şeref ölçen bir aletim de yok, kimsenin şerefini kantara koyacak halim de yok… Amaaa… Hiç kimsenin MHP’ye şeref veremeyeceğini, olsa olsa MHP’li olmaktan şeref bulacağını da biliyorum… Fakat bazıları hariç! Çünkü Başbuğumuz aramızdan ayrıdı ayrılalı, varlıklarıyla bırakın MHP’ye şeref vermeyi, tam aksine devamlı şerefsizlik verdiklerinin, onursuzluk bulaştırdıklarının çok iyi farkındayım. Bana nasıl farkındasın veya nerden biliyorsun demeyin… Bunu bilmeyecek ne var! Baksanıza yirmi yıldır burnumuz boktan kurtulmuyor! Kendi gül bahçelerimizi bıraktık elin kapılarında, elin çöplüklerinde geziyor, elin pisliklerinden medet umuyoruz… Aklımda kaldığı kadarıyla "Mevlana" demiyor mu? “Peşinden gittiklerinize dikkat edin, Bülbülün peşine düşerseniz güle götürür, Karganın peşine düşerseniz çöplüğe götürür…” diye. Artık bir karar verin! Sizce biz nereye gidiyoruz? Ozan Arif 30 Ekim 2018 Samsun

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de