Üye Girişi

Üye Girişi

BEN Mİ YANLIŞ DÜŞÜNÜYORUM? Bir başka

29 Eyl 2018
BEN Mİ YANLIŞ DÜŞÜNÜYORUM? Bir başka adamdı Galip Ağabey! Onu Ankara’da ÜLKÜ-BİR’in, yani Ülkücü öğretmenler derneği genel merkezinin küçük bir salonda yapılan ilk kurultaylarından birinde tanımıştım. Divan başkanlığı yapmıştı… Sonra hiç irtibatımı kesmedim Onunla. Hem çok okudum, hem çok dinledim Onu. Evet evet tıpkı düşündüğünüz gibi, ülkücü neslin mimarları arasında yerini almış, "Ülkücünün Çilesi"ni yazmış olan rahmetli Galip Erdem Ağabeyimizden bahsediyorum… Hafızamda kalan, önce ciddiye alıp şaşırdığım, ama sonradan ironi olduğunu anladığım şu ifadesini hiç unutmam… “ Rahat bir ömür sürmenin en kestirme yolu cahilliktir. Dönen dolapları görüp de kahrolmamak istiyorsanız cahil kalınız…” Evet böyle demişti Galip Ağabey... İnsanın içini acıtıyor ama o kadar doğru ki, hele bizim ülkemizde yüzde yüz doğru olduğuna inanıyor, Onu rahmetle anıyorum. ... Eğitimde geri kalmış memleketlerde siyaset kurnazları bu durumdan öyle fayda sağlarlar ki şaşırır kalırsınız… İşte bizim ülkemizde cahillerin ferasetini münevverlerden bile üstün tutan profesör müsfeddelerinin çıkması bu yüzden. İyi eğitilmemiş, eğitimde geri kalmış bir halkı yalanla, ağdalı palavralarla kandırmak çok basittir. Onları bağlı oldukları tarihinden, hatta onları millet yapan köklerinden bile koparmak çok kolay olur. Cahil olmayanlar, eğitimi yerinde olanlar kendilerini mutsuz etme pahasına da olsa bu millet kandırıcılarına karşı gelir, onların foyalarını ortaya çıkarırlar. Onların ışığı güneş ışığı gibi yavaş yavaş yayılarak hem ışıtır hem de ısıtır. İşte ülkelerini hem maddi hem manevi alanda güçlendiren ve geliştiren yürekler bu tür eğitimli ve olaylar karşısında yılmayan, korkmayan, ışıtan ve ısıtan yüreklerdir. Ama cahil olmasa bile korkanlar, kendi rahatlarını ülkenin rahatından önde tutanlar ise ülkeyi abad etme yerine berbat ederler. Mesela siyasette; Ben bu kanun teklifini verirsem göze batarım, ben şu saçmalıklara parmak kaldırmazsam lideri kızdırırım, ben şu yanlışı işaret edersem daha seçilemem, ben şu gerçeği açıklarsam hakarete ve memleketi talan edenlerin hışmına uğrarım gibi düşünerek, gafletler ve hatta ihanetler karşısında susanlar hiç bir zaman bir ülkü, bir dava adamı olamazlar. Onlar ancak olsa olsa hava adamı, kendi çıkarlarının adamı olabilirler. Ama gerçekler hiç bir zaman gömülü kalmazlar, erinde gecinde ortaya çıkarlar diye düşünüp, gücümün yettiği kadar bir an önce gerçeklerin ortaya çıkmasına ön ayak olmalıyım diyenler ise, kendilerini aşar hatta İlahi kudretin rızasını kazanırlar! Bu kudret öyle malla, mülkle edinilen kudrete ve güce benzemez. Bu kudret adeta; Hz.İbrahimin ateşe yürürken gösterdiği korkusuzluktan, Hz. Musa’nın, Firavun’un karşısına dikildiği azametten, Hz. İsa’nın şikayette bulunmayışından, Hz. Peygamberimizin müşriklere karşı gösterdiği sabırdan, hatta Hz.Hüseyin’in Yezid’e boyun eğmeyişindeki kudretten kokular taşır. Bu kudretin hazzına erişenler, artık o hazdan vaz geçemezler. Beni anlamıyorlar gibi bahanelere sığınarak susanlardan değil, Hakkı ve hakikati anlatmak benim en birinci vazifemdir diyenlerden olmak büyük zaferlerin temelini oluşturur. Şimdi ben biliyorum ki; Bu çıkar, koltuk kollama ittifakları veya bu muhtevasını kendilerinin bile izah edemediği af saçmalıkları o mecliste çoğunun aklına yatmıyor. Ama liderin hışmına uğrama, gelecek seçimde daha seçilemem korkusu veya bunun gibi korkular, adı (güya) millet vekili olan çıkarcıları, maalesef bütün bu haksızlıklar karşısında dut yemiş bülbüle çeviriyor. Halbuki Cenab-ı Allah bile, Kur’an-ı azimüşşan’ında diyor ki; “İnananlarla iyi işlerde bulunanları yer yüzünde bozguncular gibi mi tutacağız yahut çekinenlere doğru yoldan çıkanlara yaptığımız muameleyi mi yapacağız…” diyor. Yani hangi parti başkanının size sağlayacağı menfaat, Allah’ın şu vaadiyle kavuşacağınız menfaatten büyük olabilir ki? Velhasıl şu siyaseti ve siyasetçileri anlayamadım gitti… Ya da bütün sır Develi’li Aşık Seyrani’nin şu dörtlüğünde gizli. Ne demiş Seyrani Baba? Demiş ki; “Ey Seyranî var mı sözün hatası, Bulunmaz dünyanın elbet ötesi, Ermeni’nin, Rum’un yağlı ketesi Kaypak Müslümanı dinden çıkarır…” Herhalde kaypakların eline kaldık gibi dostlar. Ne dersiniz yoksa ben mi yanlış düşünüyorum? Ozan Arif 29 Eylül 2018 Samsun
 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • TALİHSİZ KAZA VE TALİHSİZ KAZAM! ALUCRA...
    Yazan
    Hepinizin bildiği daha doğrusu televizyonlardan saatlerce dinlediği haber; "GİRESUN’da Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Mustafa Doğru dün eşi ve kızıyla birlikte, Alucra ve Gümüşhane Kozağaç karakollarına Sikorsky S-70 tipi helikopterle şehit aileleri ve askerlerle bayramlaşmaya gitti. Giresun İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli aralarında albay, Pilot Yarbay Hilmi Özer ve Pilot Üsteğmen Yüksel Kandemir’in de bulunduğu, 8’i asker, 7’si asker yakını olmak üzere…
    Yazan Çarşamba, 06 Temmuz 2016 23:23 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de