Üye Girişi

Üye Girişi

MEKTUP DEĞİL VEFANAME!.. Ağustosun 8’inde

27 Eyl 2018
MEKTUP DEĞİL VEFANAME!.. Ağustosun 8’inde yazılmış bir mektup geldi adresime… Vilayetim Giresun’un Tirebolu kazasından bir hemşehrim, hemşehrilikten de öte bir ülküdaşım postaya vermiş bu mektubu… 1962 Tirebolu “Örenkaya” Köyü doğumlu, hala memur olarak çalıştığını söyleyen Remzi Kara göndermiş. Esasında mektup geleli çok oldu. Bir zaman acaba paylaşsam mı, paylaşmasam mı diye tereddütte kaldım! Tereddütte kaldım çünkü bu tür mektupları pek paylaşmak istemem… Sanki kendi nefsime hoş geldiğinden paylaşıyorum gibi bir düşünceye kapılmanızdan korkarım. Ama bazen, bazı zaman dilimlerinde öyle mektuplar geliyor ki, bunu gönüldaşlarınla paylaşmalısın Arif diyorum kendi kendime… Çünkü vefa denen duygunun tedavülden kaldırıldığı bir iklimde o mektuplar sanki maziden bana burcu burcu vefa rüzgarları estiriyor gibi geliyor inanın… Allah biliyor nefsime hoş geldiğinden ziyade, vefa denen duyguyu bize tekrar hatırlattığı için bazı mektupları sizinle paylaşmak istiyorum. Lütfen beni yanlış anlamayın! Velev ki nefsime hoş geldiğinden paylaştım diyelim. Sanıyorum bunun için de beni kınamazsınız herhalde… Zira ben de insanım… Ben de etten ve kemikten yaratılmış bir faniyim. Benim de duygularım, benim de sevaplarım, benim de günahlarım veya benim de zaaflarım var. Ben de sizin gibi temelini vefanın oluşturduğu bir sevdanın, (Başbuğ gitti gideli) vefaya susamış bir mensubuyum… Ben bile vefanın ne denli önemli olduğunu, vefasızların hakim olduğu iklimde anladım… Yani kendimden ziyade bir vefa göstergesi olduğu için sizinle paylaşıyorum bu mektubu… Bazılarının unuttuğu vefa denen olguyu onlara hatırlatmak için paylaşıyorum... Lafı daha fazla uzatmama gerek yok, en iyisi sizi “Remzi Kara” kardeşimin mektubuyla baş başa bırakayım. ………………… Sevgili Ozan’ım; Hastalığınızın yeniden tekrarladığını üzülerek öğrendim. Çok geçmiş olsun. Aslında hastaneye ilk yatışınızda da ben sizi aradım. Ama haklı olarak görüştürmediler. Selam bırakmıştım. İletildi mi bilmiyorum. Çok geçmiş olsun, sözünün eri yiğit insan. Hiç merak etmeyin kim kimin kaç paralık olduğunu biliyor. Türk tarihi bunu bir gün yazacak. Hatta Ozan Arif üniversitelerde araştırma konusu olacak. Ozan'ın ne demek istediği Türk çocuklarına anlatılacak. Ben sizinle hiç yüz yüze görüşüp konuşmadım. Yüz yüze tanışmışlığımız yok. Ama Allah için ben sizin, Türk kültürüne, Türk ülküsüne, Türk dünyasına, Türk çocuklarının şuurlanmasına onların uyanık olmasına yaptığınız katkıları unutmadım. Benim ölçümde, unutursam insan olamam. Bilenler zaten biliyor. Sevgili Ozan’ım; Müsadenizle ben ve benim çevremde 1980 darbesiyle yaşanan birkaç hadiseyi anlatayım. Biliyorsunuz, 1980 darbesiyle beraber ocağımız dağıtılmış, her birimiz bir tarafa savrulmuş, kimsenin kimseden haberi yok, lider dahil önemli bir kesim zindana tıkılmış, herkes kendi derdine düşmüş, adeta kollarımız kırılmış, tutar bir yanımız kalmamış, büyük bir ümitsizlik içine düşülmüştük. İşte tamda bittik derken; Ozan, Ozan Arif imdada yetişti. Hem de ne yetişme. Sanki yeniden doğuyorduk. Sizin kasetleriniz, destanlarınız, haykırışlarınız bize ulaşmaya başladığında, yeniden diriliyorduk. Kasetler, destanlar elden ele, dilden dile dolanıyordu. Yeni bir heyecan sarmıştı bizi. Ülkücülerin derlenip toparlanmasında, ülkücü fikrin yayılıp gelişmesinde tartışmasız katkınız olmuştur. Hatta katkısı olanların başında gelmektesiniz. Güzel insan, bunları anlatmamda ar etmiş olabilirsiniz. Belki sizi sıkmış da olabilirim. Ben bunları demesem de ülkücülerin tarihi bir gün bunları yazacak. Onun için vefasızlığa gerek yok. Bunlar benim sadece duyduklarım, okuduklarım değil, yaşadıklarım yaşadıklarım… Türkçülük için kimlerin çileye talip olup, kimlerin bu davadan nemalandığını birlikte gördük, görüyoruz. Bütün samimiyetimle ifade ediyorum, ben 5-6 ilde görev yaptım, ülkücüler bu durumları biliyor ve sizi de çok seviyorlar. Değerli Ozan’ım; Hep size nasıl ulaşıp, yaptığınız hizmetler için nasıl teşekkür edeceğimi düşündüm. Anladım ki mektup yazmaktan başka çare yok. Yaptığınız hizmetlerden dolayı size çok teşekkür ediyorum. Sağolun. Allah sizi yanımızdan eksik etmesin. İnşallah tez zamanda, siz sahnede biz tribün de oluruz. Gerçi canınızı sıkmak istemem ama bilemiyorum ülkücüler bundan sonra aynı tribün de oturur mu? Evet ne acı ki, bu sefer yuvamızı ve ocağımızı darbeciler değil kendimiz dağıttık. Acı ama durum bu. Hadi darbeyi el yaptı. Ülkücülerin yuvasını ocağını el dağıttı. Peki bugün ülkücülerin parçalanıp birbirine düşman olmasına kim sebep oldu? Neyse Ozan'ım sizi üzmemek için konuyu kapatıyorum ama bu gün ki halimiz darbe döneminden daha kötü. Sevgili Ozan’ım; Söylenecek çok şey var. Ama sizi yormamak için sözlerime son verirken şifa dileklerimle birlikte saygı, sevgi ve selamlarımı gönderiyorum… Allah yar ve yardımcımız olsun. Kardeşiniz Remzi Kara 08 \ 08 \ 2018 Tirebolu\ Giresun .................................. Segili Kardeşim Remzi Bey; Mektubunuza kendi adımadan ziyade vefa adına teşekkür ediyor, size iki cihan saadeti diliyor, Gözlerinizden öpüyorum. O.Arif 27 Eylül 2018 Samsun
 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • TALİHSİZ KAZA VE TALİHSİZ KAZAM! ALUCRA...
    Yazan
    Hepinizin bildiği daha doğrusu televizyonlardan saatlerce dinlediği haber; "GİRESUN’da Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Mustafa Doğru dün eşi ve kızıyla birlikte, Alucra ve Gümüşhane Kozağaç karakollarına Sikorsky S-70 tipi helikopterle şehit aileleri ve askerlerle bayramlaşmaya gitti. Giresun İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli aralarında albay, Pilot Yarbay Hilmi Özer ve Pilot Üsteğmen Yüksel Kandemir’in de bulunduğu, 8’i asker, 7’si asker yakını olmak üzere…
    Yazan Çarşamba, 06 Temmuz 2016 23:23 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de