Üye Girişi

Üye Girişi

CILKI ÇIKMIŞ İTTİFAKLAR!.. Ben ne zaman

Yazan  Ozan Arif
CILKI ÇIKMIŞ İTTİFAKLAR!.. Ben ne zaman çirkin, cılkı çıkmış ittifaklardan bahsetsem, hemen Başbuğ’umuzun 1991 seçimlerinde Refah Partisi Ve Millet Partisiyle yaptığı ittifakı getirip önüme koyuyorlar. Bu tereciye tere satmaktan başka bir şey değil. Neden derseniz; Ben o ittifakın milletvekili adaylarından biriydim. Seçime beş gün kala yollarımdaki engelleri kaldırarak Başbuğum çağırmış ve onun emriyle vatana dönüp Samsundan o ittifakın 2. sıra adayı yapılmıştım. Beş günlük gayretin sonucunda aldığımız oy genel barajı aşsa da, o zamanki seçim sisteminde bulunan şehir barajını aşmaya yetmediği için seçilememiştik. Yani kısacası ben o ittifakı iyi biliyorum. Hatta İstanbula indiğimde o mahşeri kalabalık beni alıp Taksim meydanına götürmüş orada bir konuşma yaptıktan sonra da Refah’ın ismiyle seçime girildiği için; Refahlıların ricası üzerine Taksim meydanına yakın bir noktada bulunan Refah partisinin il binasına çıkartıldım. O zaman Refah partisinin istanbul il başkanı, şimdi ki Akp’nin genel başkanı olan Recep Tayyip Erdoğandı. Yanlış hatırlamıyorsam kendisi parti binasından çıkarken yakama uzanıp partilerinin rozetini takmaya kalktı… Ben daha o takmadan rozeti elinden alıp; “ Muhterem arkadaşım, bu yaka bu zamana kadar, Bozkurt’tan ve Üç hilalden başka rozet görmedi, müsade et ben onu takacak yeri biliyorum” diyerek, ceketimin yakasını kaldırıp, arka yüzüne sokuşturarak partilerinden çıkmıştım. ..... Bunu anlatma sebebim Gerek Başbuğ’umuz olsun, gerekse o zaman aday olan ülküdaşlarımız olsun onurlarından zerre kadar taviz vermeyerek ülkücü duruşunu ortaya koymuşlardır. Yani şimdikiler gibi adına ittifak deyip, ellerin partisine iltihak yapmamışlardı! Şimdikiler gibi kendi kıçlarını kurtarmak için ittifaklara “devletin bekası” veya “vatanın selameti” süsü de vermemişler, tam aksine o zamanki hem genel hem şehir barajını aşmak için, bunun bir birliktelik olduğunu açık açık söylemişlerdi… Böyle bir birlikteliğin bu günkü şahsi çıkar birliktelikleriyle ne alakası var. Bu gün adına ittifak dedikleri hem tüzel kişilikleri, hem özel kişilikleri onursuzlaştıran rezilliklerle ne alakası var? Bugün görüyoruz işte; Kişiliği, haysiyeti, geçerliliği kalmamış bazı siyasiler zevahirlerini kurtarmak için, bitmişliklerinin ortaya çıkmaması için, ya ajitasyon yapıp kendilerine acındırarak, ya da rezil birlikteliklere girerek durumlarını örtbas etme derdine düşüyorlar… Bir bakıyorsunuz aman barajın altında kalmasın diyen Chp’lilerin oyu ile o koltuklarda oturuyor… Bir bakıyorsun “ nasıl olsa onların aldığı oyda bize sayılıyor, her Akp’li evden bir oy da oraya gitsin” talimatı verenlerin gölgesine sığınarak bitmişliğini örtmeye, yapışıp kaldığı koltuğunu muhafaza etme telaşına kapılıyorlar… Martta yerel seçimler var, genel seçimlerde sergilenen ittifak maskaralığı, durun bakalım yerel seçimler de hangi formülle sergilenecek. Nası olsa hiç biri temsil ettikleri tüzel kişiliklerin, veya o tüzel kişiliklerin taraftarı olan özel kişiliklerin, ne haysiyetini, ne de şerefini düşünmüyorlar. Güya temsil ettiklerini söyledikleri fikrin şerefini zaten hiç düşünen yok. Varsa yoksa kendi çıkarları! Eee…Davasından kopmuş, fikrini ayaklar altına alanların yalakası olmuş, kendi yuvasından ziyade başka yuvalara intibak etmeye çalışan siyasilerden başka ne beklenir ki? İttifak yapabilmek için, yani kendi zevahirlerini kurtarmak için elin yapmak istememesine rağmen, "ne olur yapalım" dercesine elin önünde el pençe divan duranların halini görmüyor musunuz? Yarın öbür gün adları ittifak manyağına çıksa da onların umrunda değil. Ama size soruyorum size, bu sizin onurunuza, bu sizin kanınıza dokunmuyor mu? Zaten beni esas şaşırtan bu tiplerin ortaklıkları değil, beni esas şaşırtan, bunların taraftarı olan, (yani sevdalarının yuvası olan tüzel kişilikleri kenara iterek artık şahısların peşine düşmüş) zavallılar… Acaba onlar, bunları görmüyorlar mı? Hadi elleri boş ver… Bize ne oldu bize? Size ne oldu be ülküdaşım? Başbuğ’umuz başımızdan gittikten sonra sürünün tersine döndüğünün farkında değil misiniz? Hadi beni duymadınız duymadınız… “ Sürü tersine dönerse uyuz keçi lider olur” ata sözünü de mi duymadınız? Eskiden kurttunuz koyunlaştınız mı? Koyunlaşsanız bile “Koyunlar çoban için değildir, çoban koyunlar içindir” derler, bunu da mı duymadınız? Sizin için olmayan, sadece kendini düşünen çobanın kahrını daha ne kadar çekeceksiniz? Rezilliğine daha ne kadar katlanacaksınız? Bir makamın gücü, o makamda oturana bağlıdır. Makamlar normal kişileri belirgin yapar, olgun kişileri utandırır, aşağılık kişilerin elindeki makamlar ise rezil bir sembol haline dönüşür… Rezil rüsva olduğumuzun farkında değil misiniz. Yuvalarımıza yazık olmuyor mu? Onlar belki devletin adamı olabilirler, ama asla devlet adamı olamazlar! Bunu hala öğrenemediniz mi? Hatta oturdukları makamın hakkını veremeyenler, bilenmemiş keser gibi, düzeltecekleri yerde kırarlar, parçalarlar, darma dağın ederler… Kırıldığımız, dağıldığımız, parçalandığımız yetme di mi be ülküdaşım? Daha ne kadar dağılmamızı, daha bizi kaç parçaya ayırmalarını bekliyorsunuz bilmem ki? Allah aşkına siz biliyorsanız, söyleyin de bilelim! Ozan Arif 17 Eylül 2018 Samsun

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de