Üye Girişi

Üye Girişi

ÜNİVERSİTE GİRİŞ SINAVLARI İÇİN TEST,

Yazan  Ozan Arif
ÜNİVERSİTE GİRİŞ SINAVLARI İÇİN TEST, DOĞRU BİR METOT MU? Üniversiteye girmek isteyen yavrularımız yarın sınava girecek. Haber kaynaklarına göre yaklaşık 2.4 milyon aday başvuru yapmış. “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı”ndan yapılan açıklamaya göre, 30 Haziran Cumartesi günü yapılacak birinci oturumu “Temel Yeterlilik Testi" ile, 1 Temmuz Pazar gerçekleştirilecek ikinci oturumu ise “Alan Yeterlilik Testi” ve “Yabancı Dil Testi” ile geçirecek olan yavrularımız, sınavlarının ardından, sınav sorularının tamamına pazar akşam saatlerinde “ÖSYM web sitesinden” ulaşılabilecekmiş. ..... Ben işte bunu fırsat bilerek ta öğretmenlik yıllarımdan beri ifade etmek istediğim bir hususu sizinle paylaşmak istiyorum. Daha açıkçası şu test imtihanı konusunu ele almak istiyorum. İşin uzmanı olmamakla beraber neticede eski bir öğretmen olarak bu konuda fikir beyan etmem inşallah ayıp karşılanmaz! Ben ve benim neslim klasik imtihanlarla öğrenciliğini geçirmiş, belki öğrenciliğinin son senelerinde test imtihanlarıyla yani sınavlarıyla tanışmış bir nesildir. O sebeple katiyen ukalalık yapmak istemem, ancak test imtihanlarının hafızaya ve sürate dayandığını bu işle uğraşanlar bilir. Halbuki hafızası kuvvetli olmasına rağmen çabuk cevap veremeyen bir çok insan vardır. Yani hiç bir zaman çabuk cevap veremeyen insana zekası az gözüyle bakılmayacağı gibi, yarın test imtihanlarında da başarı gösteremeyen her yavrumuza zekası az gözüyle bakılmamalıdır. Test imtihanlarında başarı gösterememesi o evladımızın girdiği bölümle ilgili artık başarı gösteremez damgası yemesine sebep olmamalıdır. Eğer haklarında yazılanlar doğru ise, mesela “Einsteın” çok sıkılgan içine kapanık bir çocukmuş, hatta “Edison”un zekasının zayıf olduğu bile söyleniyor! Yani öğrencilik hayatlarında, öğrencilikten sonraki hayatlarında olduğu kadar başarılı olamamışlar. Demem o ki; Hazır cevaplılık bir zeka meselesi olmadığı gibi, test sorularına çabuk cevap vermek de bir zeka ölçüsü olamaz. En azından ben böyle düşünüyorum. Kürsülerde söylenmesi gereken en önemli meseleleri, kürsüde değil de sonradan sokakta yürürken veya çay içerken hatırlayan çok devlet adamı veya siyaset adamı vardır. Test imtihanlarında da bazen çocuklarımız cevap verecek donanımda olmalarına rağmen mizaçları yüzünden çabuk cevap veremezler. Yani kısacası bence üniversite imtihanlarının test usulüyle yapılması son derece sakıncalıdır. Çünkü üniversite tahsili öyle orta öğretim tahsili gibi değil, branşlaşma, meslek edinme veya kabiliyeti geliştirme yani ihtisaslaşma açısından hayati önem taşır. Düşünsenize hukuk ya da edebiyat seven bir öğrenciye sen illa da kimya veya makine mühendisi olacaksın demek ne biçim bir zulüm sayılır. Bir kartala ördek gibi yüzme eğitimi vermek, veya bir balığa devamlı gök yüzünde uçma eğitimi vermek kadar mantıksız bence… Talim ve terbiye veya eğitim ve öğretim kişi tabiatına uygun olmadığı müddetçe o ülkede mutluluk olmaz. Çocuklarımızın tabiatını hesaba katmadan, rastgele imtihanlara sokmak tesadüfen hangisini kazanırsa onu devam ettirme mecburiyetinde bırakmak, onların esas kabiliyetlerinin rastgele yollara sevk edilmesi gibi bir şey olur ki, bu hem evlatlarımıza hem de ülkemize yapılacak en büyük kötülüktür. İnsan bir robot değildir. İnsanı makinalar gibi çalıştıramazsınız. Mesela ben hep söylerim. Sevmediği şu üç şey insana dünyayı zindan eder; Sevmediği aş, sevmediği eş, sevmediği iş… Şimdi diğer ikisi ayrı birer yazı konusu olabilir ama, ben burada bir insanın sevmediği işin kendi hayatını etkilediği gibi, ülkesinin de hayatını etkileyeceğini vurgulamak istiyorum. Zira bir ülkede kabiliyetleri harcamak o ülkenin geleceğini harcamaktan farksızdır. İlgililer bilirler Rusların meşhur bir bestecisi vardır “ Çaykovski “ Ailesi bunu önce hukuka yönlendirmiş ama kendisi bu yol bana hiç uygun değil diyerek kendini müziğe vermiş ve dünyanın sayılı bestekarlarından biri olmuş. Velhasıl özetleyecek olursak; Bir insanı, sevdiği bir işte çalışması kadar mesut eden, başarılara koşturan başka bir güç olduğunu sanmıyorum. Dolayısıyla üniversiteleri test imtihanlarına tabi tuttuğumuz çocuklarla doldurmamız veya en azından o çocuklarımıza bir yıl üniversitede kendilerini denetleyecek fırsat vermememiz ülkemizin en büyük sancılarından biri diye düşünüyorum. Tabii ki en iyisini siyaset ağalarımız bilir. Ama ben de işte öyle yazayım dedim, inşallah ağalarımız kusura bakmazlar! Ozan Arif 29 Haziran 2018 Samsun

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de