Üye Girişi

Üye Girişi

BİR ESKİ YAZI ÜZERİNE!.. Bu satırları bir

Yazan  Ozan Arif
BİR ESKİ YAZI ÜZERİNE!.. Bu satırları bir önceki yazımın devamı olarak da kabul edebilirsiniz… Daha doğrusu “hesaba geldiğiniz zaman iyi, hesaba gelmediğiniz zaman kötü” oluşun bir eski örneği olarak ele almanız da mümkün!.. Eski diyorum çünkü, bugün kendim fazla bir şey yazmak istemiyor, ama yıllar önce yazılmış eski bir yazıyı size takdim etmek istiyorum… Yazıyı günümüzün popüler gazetecilerinden “Abdülkadir Selvi” 22 Şubat 2012 tarihinde Yeni Şafak gazetesinde yazmış… İsterseniz gelin önce bu yazıyı okuyalım, meramımı ondan sonra anlatmaya çalışayım. Yazının başlığı ve muhtevası aynen şöyle; …………… OZAN ARİF ANLAMIŞTI!.. “Bize katil diye ağır hakaret, Edenlerle ben mi kurdum hükumet?" Ülkücü bıyıkları, derya gibi gürleyen sesiyle Ozan Arif''in, "Değişen kim" isimli şiirinden aldım bu dizeleri. "Ben mi ihraç edip vekil susturdum, Veya bakan dövüp, terör estirdim, Bir sürü gönülü ben mi küstürdüm, Değişen ben miyim, yoksa onlar mı?" diye sesleniyor Ülkücü ozan. Kime sesleniyor? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli''ye. Ozan Arif sadece seslenmiyor, aşağıdaki dizelerinde ise hesap soruyor. "Doğrudur, konuştum, asla susmadım, Çünkü ben yanlışa imza basmadım, Apo denen iti ben mi asmadım, Değişen ben miyim, yoksa onlar mı? Ben asmamış olsam, o ipi atmam, Atarsam Meclis'te piç eli tutmam! Nezaket, mezaket ben bunu yutmam, Değişen ben miyim, yoksa onlar mı? Eşarplı bacımı ya vekil seçmem, Yahut da seçersem başını açmam, Kavga ise kavga, kavgadan kaçmam, Değişen ben miyim, yoksa onlar mı?” … MHP Grubu''nda Devlet Bahçeli''yi izlerken Ozan Arif''in bu şiiri takıldı dilime. Ecevit'in yanında saygısından sigara bile içmeyen Bahçeli'nin, Başbakan Erdoğan''a, öfkeden kıpkırmızı olmuş bir suratla saldırması karşısında doğrusu pek şaşırmadım. 18 Nisan 1999 seçimlerinden sonra, "Hükümeti kur Başbakan ol. Biz sana destek veririz" diye çağrı yapan Fazilet Partisi ve DYP'ye, "Dinlensin"ler diye karşılık verip, "Eli kanlı katiller sürüsü" diye ülkücü hareketi aşağılayan Rahşan Ecevit'in partisi DSP ile ortaklık kurmuştu. Başbakanlığı elinin tersiyle itip, Bülent Ecevit'in Başbakanlığına destek vermişti. Ozan Arif''in o günlerde de bir şiiri vardı. MHP binalarına girmesi yasaklanan o şiirinde Ozan Arif şöyle diyordu: "Bayan fosil ters durdu, Bize bir ton laf vurdu, İt yese kudururdu, Yuttunuz efendiler" Ozan Arif, daha hükümet kurulmadan, Rahşan Ecevit tarafından aşağılanan ülkücü hareketin hukukunu korumayan, koalisyon ortaklığı sırasında her türlü zilleti sineye çeken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye karşı bir volkan gibi patlamıştı. O nedenle Bahçeli'nin, Başbakan Erdoğan'ın, "Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz" sözünü eleştirmesini de yadırgamadım. Hatta hak verdim. Çünkü kendisi koalisyon ortağı olduğu hükümette dahi ülkücülerin hukukunu koruyamamıştı. Meclis Başkanlığı'na aday olduğu için ömrünü Türk-İslam ülküsüne adayan Sadi Somuncuoğlu, MHP milletvekili Cemal Enginyurt tarafından yumruklanmıştı. Rahşan Affı ile katiller ve sapıklar dahi serbest bırakılırken ülkücülerin kapsam dışında tutulmasını sineye çektiniz. Sayın Bahçeli siz unutmuşsunuzdur ben hatırlatayım, bugün hâlâ cezaevinde yatan ülkücüler var. Ama siz dava arkadaşlarınızı cezaevinden kurtarmak yerine, ülkücülerin kapsam dışında bırakılmasına karşı çıkan Trabzon Milletvekili Orhan Bıçakçıoğlu'nu ihraç etmiştiniz. Aynı şekilde Öcalan'a idamı kaldıran protokole kuzu kuzu imzayı basarken, "Öcalan asılmalı" diyen Mersin Milletvekili Ali Güngör'ü de partiden uzaklaştırmıştınız. O nedenle sizin neyi anlamadığınızı ben çok iyi anlıyorum Sayın Bahçeli… Ozan Arif de sizi çok iyi anlamıştı. ………………….. Efendim yazıyı okudunuz… Abdulkadir Bey o zaman da iktidara çok yakın gazetecilerden biriydi, şimdi de hala iktidara çok yakın gazetecilerden biri… O zaman da aynı kitle tarafından yazıları sevilen ve okunan, şimdi de aynı kitle tarafından takip edilen, sevilerek okunan gazetecilerden biri… O zamanlar Abdulkadir Bey’in hitap ettiği kitlenin kanaati de kendinden farklı değildi… Onun okuyucuları yani Akp taraftarları da onun gibi düşünüyor beni yere göğe sığdıramıyorlardı! Şimdi Abdulkadir Selvi Beyin şahsımla ilgili olarak kanaati yine aynımıdır onu bilmiyorum. Dolayısıyla günahını almak istemem. Ancak şunu çok iyi biliyorum! Dün “Dsp” ile ittifak yaptığı ve ülkücü bir duruş sergileyemediği için Bahçeli’yi tenkit etmemi fırsat bilen o yüzden beni alkışlayan, yukarıda dediğim gibi yere göğe sığdıramayan Akp’liler ve Akp yanlıları, Bu gün “Akp” ile ittifak (hatta ittifak da değil bence Akp’ye iltihak) yapıp ülkücülerin fikirlerini ve onurlarını kendi keyfiyetine meze yaptığı için Bahçeli’yi tenkit ediyorum diye bana yuh çekip, sövme-sayma kuyruğuna girdiler. Benim suçum ise başkalarına koltuk değneği olmadan Ülkücü duruşun sahibi olmamızı istemek… Ülkücüysek ülkücü gibi, MHP’liysek MHP’ye yakışır bir tavrın sahibi olmamızı arzulamak… Benim suçum; “ Ya benim sevdamı geri versinler, Ya da adam gibi bir iş görsünler…” demek… Hadi kendi siyasi çıkarları için beni göklere çıkaranları da bırakın 30-40 senedir ülküdaşım sandığım tipler bile (bu nasıl ülkücülükse) onların da ülkücü onurlarının mücadelesini vermeme rağmen beni kan düşmanları gibi görmelerine ne dersiniz? Çoğu benim haklı olduğumu bile bile kendilerini Bahçeli’ye öyle göstererek onun vereceği siyasi ulufeye nail olmak istiyorlar. Zira onlarda öğrendi artık şahsıma düşmanlığın birilerinin indinde acayip pirim yaptığını… Acaba doğru mu ? demeyin! Doğru mu ne demek?! İnanın saymaya gerek görmüyorum! Mesela şu seçim ikliminde saymaya kalksam, hiç bir özelliği olmadığı halde sırf şahsıma ve benim gibi Bahçeli’nin muhalifi olanlara söverek, küfür ederek listelerde kendine yer bulmuş onlarca isim gösterebilirim… Ancak konu bu değil! Konu şu; “ Sevgisi, saygısı yalan insanlar, Çıkar için şekil alan insanlar… İnsan değil bunlar başka mahluktur, Sayıları normal insandan çoktur…” En örnek alınacak makamlarda yer bulmuş insanlar bile, Dün alçak dediklerine; bu gün çıkarı için yüksek diyebiliyorsa, Dün namert dediklerine; bu gün menfaati için mert oğlu mert diyebiliyorsa, Dün ağzı salyalı köpek dediklerine; bugün fayda sağlamak için uzat yanağını da öpek diyebiliyorsa, onları örnek alan tabandaki vatandaşları kınamamak lazım. Onlar da çıkarları için; Dün Ozanların Ozanı dediklerine, destanlarıyla büyüdük dediklerine, dün resim çektirmek için sıraya girdiklerine, hatta çocuklarına ismini verdiklerine bu gün olmadık hakareti yapıp, hakaretle de kalmayıp (birilerine yaranmak için) vatan haini bile diyebilirler… Ve diyorlar da zaten!.. Varsın desinler… Üsttekiler olsun, alttakiler olsun istedikleri kadar menfaatlerinin kulu olduklarını saklasınlar… Unutulmasın ki; Her şeyi gören Allah var Allah… Ben zaten ta zamanında bu günleri görerek demişim sanki; “ Ne falanın aşığıyım, ne fişmanın aşığıyım, Kalleş dosttan canım yandı, mert düşmanın aşığıyım…” Selam olsun dostluğu da, düşmanlığı da mertçe olanlara… Ozan Arif 28 Mayıs 2018 Samsun

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de