Üye Girişi

Üye Girişi

KADINLAR GÜNÜYMÜŞ, HADİ VAR MISINIZ?!..

08 Mar 2018

Bu günlerde herkesin ağzında bu…
Kadına, çocuğa şiddet…

Gazeteler, televizyonlar, radyolar, bunu söylüyor, bunu yazıyor…
Tam siyasi çıkar ortaklıklarının oluşturulmaya çalışıldığı bu günlerde bu konuya duyarlı, duyarsız bütün siyasilerin “mal bulmuş mağribi gibi” buna sarıldıklarını görüyoruz…

Nutuk atan mı ararsın, çalım satan mı arasın, verip veriştiren hatta konuyu önemsiyormuş pozlarında kendini göstermek için atları yarıştıran bile var!..
Hülasa ekranlarda meseleyle ilgili boy gösterenden, poz verenden geçilmiyor…

İster istemez insanın aklına “Bu güne kadar nerdeydiler acaba?” suali geliyor.

Evet bugüne kadar nerdeydiler acaba beyler?

………

Neyse bu sualin cevabını onlar düşünsün!..
Ama, ben de müsade ederseniz bu konuyla ilgili ahkam kesenler kervanına katılarak bir şeyler söylemeye çalışayım.
Ancak yeminle söylüyorum benim birileri gibi kadınların reyini nasıl devşiririm derdim yok.

Yani söyleyeceklerimi bir karşılık beklemeden söyleyeceğim.
Cennetlik olduğuna inandığım bir ananın evladı olduğum için, fedakarlığına bir ömür şahit olduğum eşim ve bacılarım için söyleyeceğim…
Hülasa fazilet abidesi olmayı beceren bütün kadınlarımız için söyleyeceğim…

Baştan belirteyim ben öyle feministlik falan taslayan biri de değilim ha…
Ne kadının üstünlüğünü, ne erkeğin üstünlüğünü konu edinmem.
Benim indimde biri olmadan biri olmaz, hele ikisi olmadan hiç bir şey olmaz!..
Her birisi yerine göre güçlüdür, kuvvetlidir!
Aklımda kaldığı kadarıyla Cenap Şahabettin bu konuyu dile getirirken diyor ki;
“İğnenin yaptığını kasatura, kasaturanın yaptığını da iğne yapamaz”
Yani hepsinin yeri ayrıdır demek istiyor.
Bence haklı bir yaklaşım zira hepsinin yeri hakikaten çok ayrı…
Cenab-ı Allah yaratırken kadını da, erkeği de ona göre yaratmış.

Her neyse şiddet konusuna dönecek olursak;
Pek çok neden sayılabilir.
Ama en temel neden eşitsizlik, ayrımcılık denebilir.
Kadınlar maalesef hayatın her alanında erkek karşısında ikincil konumdalar.
Bu sadece bizde değil, bütün toplumlarda kadına şiddeti besleyen ana sebeptir.

Biraz düşünürsek neler görüyorduz neler…
Sevgilisine gizlice mektup yazdı diye kızını öldüren babalar, çok geziyor diye bacısını bıçaklayan kabadayı ağabeyler, birbirlerini kıskandıkları için yüzlerine kezzap atan, gece uzuvlarını kesen hatta zehirleyerek öldüren eşler, aşıklar…
Neler… Neler…

İnanın bazen taktir, beğenme, alkışlama hislerinin bile fırsat kollayanlar tarafından yanlış aksettirilerek büyük felaketlere sebep olunduğuna da şahit oluyoruz…

Haksız mıyım?
Televizyonlarda bu çirkinlikler üzerine oturtulan ve her gün saatlerce yayınlanan özel proğramları beraber seyretmiyor muyuz?..

Komşusunun oğluna tarlada bir bardak ayran veren bir gelin yüzünden biririne giren köylümüz bile kadınını suçlar, onların suçladığı yetmiyormuş gibi kanunlarımız da mahkum eder…

Ama nedense mahallenin genç kızlarını kötü yola düşürüp, pavyonlara, batakhanelere satan, zinahanelerde çalıştıran pezevenkler de elini kolunu sallayarak aramızda gezip dururlar…

Resmen çifte standart.
Hem toplumumuzun, hem toplum yargılarının tesirinde kalan adli yargılarımızın da çifte standartı bu…

Tabi ki konu itibariyle bir eğitimsizlik söz konusu.

Eğitimsizlik deyince hemen okumak yazmak veya bir diploma almak gelmesin aklınıza.

Bir toplumda her türlü erkeğin, her türlü kadının olabileceğini, hatta bazen insanın en yakınının bile kendisini aldatabileceğini, bugün seviyorum diyenin yarın bu sevgiyi inkar edebilecekini hatta bu sevgiye ihanette bulunabileceğini de öğretmeliyiz insanlarımıza…
Alexis Carrel’in dediği gibi insanın bir “meçhul” olduğunu, çok yüzlü olanların olabileceğini, hislerinde yanılanlardan tutun da sözünde durmayan karakter zaafı gösterenlerin de var olduğunu bir şekilde anlatmamız lazım.

Ama bunları anlatırken de her gönlümüzden geçen olmadı diye, yapılan davranışlar mantığımıza uymadı diye, tabancaya, tüfeğe en basitinden satıra, bıçağa müracaat etmenin daha büyük, daha kötü bir zaaf olduğunu, hata olduğunu yaşlı-genç, kadın-erkek herkesin kafasına kazımanın yolunu bulmalıyız…

Bir çok lüzumsuz modasını, alışkanlıklarını, popüler kültürünü taklit ettiğimiz batının bu konularda sert kanunları var!
Hatta (o bir türlü kıçından ayrılamadığımız) Amerika’da kadına ve çocuğa şiddetin idamı gerektirdiği eyaletler biliyoruz.
Madem batının her şeyini taklit ediyoruz, bunları da edelim o zaman…

Ama maalesef bu konuda biz hep kendi bidiğimizi okuyoruz…

Kendi bildiğimizde malum!
Belimizden aşağımızın esiri olmak, kontrolümüzü saniyelik hırsların eline vermek, vurmak, kırmak, öldürmek…

Okumuşu da bunu yapıyor, okumamışı da…
Bırakın aşığını, gözü dönmüşünü, cahilini veya belalısını, sıkışınca tabancaya, tüfeğe, kamaya, bıçağa sarılan bürokrat, parlemento üyesi hatta kanun adamlarına bile rastlıyoruz…

O sebeple ben öteden beri bizi idare edenlerin bir çok konuda olduğu gibi, bu kadına ve çocuğa şiddet konusunda da samimi olduklarına inanmıyorum.

Mesela bu gün!
Hangi kanunu isterseniz çıkarmak elinizde mi?
Tabi ki elinizde…
Anayasa da sizsiniz… babayasa da sizsiniz…
Eeee… OHAL’iniz de var…
Çıkarın kanun hükmünde kararnamenizi, sallandırın bir kaç sapığı ondan sonra görelim bakalım çoluğa-çocuğa, kadına şiddet yapan vatana millete ihanet yapan kalıyor mu?

Alışmışsınız laf cambazlığı yapmaya, her konu üzerinden rey devşirmeye uzatıp durur, sonra da unutturursunuz…

Hani o mitinglerde teröristler için “idam… idam…” diye bağıranlar nerde?
Hani idamı meclise getirecek parlementerler, partiler nerede?
Hani o akşam dediğini sabah kanun olarak meclisten çıkarttıran Reisicumhur nerde Reisicumhur?..

Yoksa konuyu yine daha önce olduğu gibi “meclisten geçsin, önüme gelsin ben imzalarım” mavrasıyla seçimlere kadar sündürmeyi, sonra da hep yaptığınız gibi unutturarak geçiştirmeyi mi düşünüyorsunuz…

İşte buyurun eğer bu konuda samimi iseniz, hazır taze ortaklık aşkınızla acilen bir adım atın!..
Hemen iki günde kadına,çocuğa taciz ve şiddetin karşılığı olarak, vatana-millete ihanetin bedeli olarak getirin idamı da görelim sizi…

Hiç kıvırmayın bunu gerçekleştirecek güçte ve kuvvettesiniz.
Dediğiniz dedik… Çaldığınız düdük…
Hadi görelim sizi…
Üstelik bugün hem de kadınlar günüymüş!..
Kadınlar günün de kadınlara hatta Türk Milletine bir armağanınız olsun.
Hadi, var mısınız?


08 Mart 2018
Bad Homburg v. d. H.

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de


  • Ettiler
    Yine duygulandım, yine içlendim, Neden beni terk-i sıla ettiler, Söyledim suçlandım, yazdım suçlandım, Ömrümü çekilmez çile ettiler.
    Devamını oku...
  • MERHABA
    Selam vermek şart elbet, Selam, selam merhaba. Başlamadan muhabber, Selam, selam merhaba.
    Devamını oku...
  • KOYNUMUZDA BESLENMİŞ...
    Ah Başbuğ'um bazısının gözleri,Timsah gibi hep yalandan ıslanmış!Sen gidince kandırmışlar bizleri,Meğer düşman koynumuzda beslenmiş...
    Devamını oku...