Üye Girişi

Üye Girişi

GÜLE GÜLE BURHAN ŞAHİN, GÜLE GÜLE BURHAN

Yazan  Ozan Arif
GÜLE GÜLE BURHAN ŞAHİN, GÜL GÜLE GÜLE BURHAN ŞAHİN, GÜL
GÜLE GÜLE BURHAN ŞAHİN, GÜLE GÜLE BURHAN HOCA… İnsanoğlu bu işte! Masal gibi… Doğumuyla “bir varmış…” dedirten, Ölümüyle de “bir yokmuş…” dedirten bir masal gibi sanki… Burhan Şahin de yok artık!.. O da bırakıp gitti beni. Sadece beni mi? Hayır hayır, sadece beni olur mu? Binlerce öğlencisini, binlerce ülküdaşını, binlerce dostunu, ahbabını, tanıyanlarını, akrabasını velhasıl çoluğunu-çocuğunu hepsini bırakıp gitti… 1971’lerde tanımıştım Onu… Ben bir yıllık öğretmendim daha, O da Samsun Kız Öğretmen Okuluna ve aynı binada ki Samsun Eğtim Enstitüsüne yeni tayin olmuş bir tarih öğretmeniydi… Sessiz, çok konuşmayan, Konuşmaktan çok dinleyen ve dinlerken konuşanı da iyi tartan biriydi O… Onunla ve mahdut sayıdaki öğretmen arkadaşlarımızla bir araya gelip; Önce o zamanın popüler kuruluşlarından Milliyetçi Öğretmenler derneğinin yönetimine girmiş, sonra da (kağıt oynamaktan başka bir faliyet yapılmayan) o derneği lağv ederek "Samsun Ülkücü Öğretmenler teşkilatına" yani "ÜLKÜ-BİR"e çevirmiştik… Sadece "ÜLKÜ-BİR"in değil, Ülkücü hareketin Samsun’daki bütün yan kuruluşlarında onun emeği vardır… Dolayısıyla her ülkücüde hepimizde ondan bir hatıra hele bende binlerce hatıra bulursunuz… Onunla beraber yaşadığımız sevinçlerimiz, beraber yaşadığımız acılarımız saymakla bitmez… O benim gardaştan da öte gördüğüm ülküdaşımdı ülküdaşım… Esasında benden 3-4 yaş büyüktü, o sebeple ağabeyim de desem yanlış olmaz. Hayatımdaki en acı çektiğim günlerden biri; Onun vuruldu haberini aldığım gündü! Evet evet 1978-79’larda kendi kazası olan Samsun/Çarşamba’da arkadaşlarıyla caddede yürürken arkadan sinsice gelerek vurmuşlardı onu, zamanın komünistleri… Vurmuşlardı çünkü; Tarih Öğretmeni Burhan Şahin dosta güven ve güç, ama düşmana korku ve rahatsızlık veren bir strateji adamıydı… Onun yok edilmesi Samsun’da ülkücü hareketin yok edilmesi demekti malum çevreler için… İşte onun için vurdular, hem de bir metre mesafeden sırtından vurdular sırtından… Ama yok edemediler. Öldürmeyen Allah öldürmemiş, Burhan’ı ailesine, ülküdaşlarına, öğlencilerine bağışlamıştı… ……. Arkadan 12 Eylül geldi çattı… Her birimiz bir yerlere dağıldık… Ben Almanya’ya gelince o da Samsun'dan Kastamonu’ya tayin olmuştu… Ayrı olduğumuz yıllarda bile hiç irtibatı kayıp etmedik. Ben ihmal etsem o aradı… O ihmal etse ben aradım… En son geçtiğimiz yaz hastalığım dolayısı ile Kastamonu’dan Samsun’a gelerek beni evimde ziyaret etmişti… O da rahatsızdı… Samsun'dan döndükten sonra dilekçeyi verip emekliye ayrılmıştı. Yani tam gün göreceği çağlarında hastalığına yenik düştü… 15-20 gündür yoğun bakımda, 3-4 gündür de makinaya bağlı olarak komadaydı… Komadaydı, ama ben Allah’tan umut kesmemiş kurşunların yenemediği Burhan Şahin’den yine iyi haberler bekleyip durmuştum… Lakin olmadı! Şu anda Almanya’da gece yarısı… Yine onun gibi Çarşamba’lı olan Hayati Keleş Ülküdaşımız aradı ve acı haberi verdi… Burhan Şahin yok artık… Kurşunlara teslim etmediği Burhan Şahin’i bir hastalığı sebep kılarak Cenab-ı Allah’ın kendisi almış… Her zaman söylerim! Veren O… Alan O… Kime ne diyelim? Burhan Şahin ülküdaşımın kara haberi, Afrin’den gelen şehit haberlerine karıştı şu mübarek Cuma gecesinde… Bu yangınlara bu yürek nasıl dayanacak bilemiyorum. Ne yazarsam yazayım onu anlatamam… İşte öyle bir ülkücüydü O… Onun için sözü uzatmamın gereği de yok. Geride bıraktığı evlatlarına, eşine, akrabalarına, Çarşambaya, Kızılot köyüne, Samsun’a hatta yıllarını verdiği Kastamonu’ya baş sağlığı diliyorum… Bütün ülkücülere, öğlencilerine, meslektaşlarına onu tanıyan (tanımasa bile duyan) herkese baş sağlığı diliyordum… Kendime baş sağlığı diliyorum kendime… Ve dayan dayanabilirsen hey Ozan Arif diyerek bütün kavim kardaş huzurunda O’na, yani Burhan Şahin Ülküdaşım’a sesleniyorum; Burhan’ım… Benim Güzel Gardaşım; Nimet yoktu ki nimeti bölüşseydik, hep külfeti bölüştük seninle… Yokluğu bölüştük, çileleri, acıları bölüştük… Birbirimize hakkımız, hukukumuz geçti biliyorum. Ekmek hakkı, su hakkı artık her ne hakkı ise benden yana, ananın ak sütü gibi gani gani helal olsun… Sen de helal et be Burhan Gardaşım… Zira ben biliyorum ki bizde, hele bende çok hakkın var çok… Madem benden önce davandın, güle güle git Burhan’ım… Başbuğ’a selam götür… Mehmet Fevzi Efendi’ye selam götür… Hani o seninle tabutlarına omuz verdiğimiz şehitlerimiz vardı ya, işte onlara teker teker selam götür Burhan’ım selam… Yolun açık, ruhun şad, mekanın Cennet, makamın Firdevs olsun inşallah… Amin… Amin… Amin. Ozan Arif 02 Mart 2018 Bad Homburg

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de