Üye Girişi

Üye Girişi

"KUVAYI MİLLİYE" KİİİM, "ÖSO" KİM YAHU?

Yazan  Ozan Arif
"KUVAYI MİLLİYE" KİİİM, "Ö "KUVAYI MİLLİYE" KİİİM, "Ö
"KUVAYI MİLLİYE" KİİİM, "ÖSO" KİM YAHU? Dünden beri düşünüyorum! Düşünüyorum ama anlayamıyorum! Neyi anlayamıyorum? Şu “Öso” seviciliğini de anlayamıyorum… Şu “Öso” sövücülüğünü de anlayamıyorum… Daha doğrusu “Öso” ne? Onu da anlayamıyorum. Şimdi biliyorum bazınız diyorsunuz ki; Yahu bunda anlamayacak ne var Öso, “ÖSO” işte, yani “Özgür Suriye Ordusu” denilen Suriyeli Esat’a muhalif bir gurup. Efendim o kadarını ben de biliyorum. Ancak anlayamadığım bunların bu kadar önemsenmesi, bunlar için bizim siyasetçilerimizin ağız dalaşına girmesi, hatta iktidar ve ana muhalefet savaşına dönüşmesi… Ben bunu anlayamıyorum bunu... Yahu bırakın bu boş işleri, sizin başka işiniz mi yok? Hele hele bunları, yani Öso’yu Cumhurbaşkanı’nın canhıraş savunmasını hiç, ama hiç havsalam almıyor. Ha kötülesin falan da demiyorum. Ama bu kadar göklere çıkarmak, bu kadar sağı solu kıracak kadar savunmak nedir? Üstelik savunurken bizim yakın tarihimizdeki şeref abidelerimizden “Kuvayı Milliye”mize benzetmesini katiyen anlamak mümkün değil. Kabul etmem de mümkün değil… Bu, "çokum" derken "yokum" demek gibi bir şey!.. Veya ona benzer, anlayın işte!.. …… Aklıma ta 1980’ler geldi! O dönemin de tek adamı Kenan Evren’di, "7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren…" Onun da dediği dedik, çaldığı düdüktü o zamanlar… Şehirlerimizden birinde miting yaparken aklı sıra ekmeğin kutsiyetini anlatmaya kalktı toprağı bol olasıca... Verdiği örnek nasıldı biliyor musunuz? Aynen şöyleydi; “ Ey Aziz vatandaşlarım; Bir yüksek rafta ekmek varsa, ekmeği almaya boyunuz yetişmiyorsa o odada bulunan Kur’an-ı Kerim’i ayaklarınızın altına alarak o raftaki ekmeğe uzanabilirsiniz… Amma bunun tersi ise, yani uzanamayacağınız yerde Kur’an-ı Kerim varsa, Kur’an’ı almak için ekmeğin üzerine basamazsınız tamam mı?” Öldüğü için arkasından konuşmak istemiyorum ama ekmeğin değerini anlatmak için başka örnek mi yoktu be adam? Niyet başka idi niyet!.. Ekmek gibi bir nimeti yüceltme pozlarına girse de, esas derdinin Kur’an’ı hafife almak olduğunu o günleri yaşayan herkes bilir. Şimdi o geldi aklıma! O geldi çünkü bugünkü Cumhurbaşkanı, aynı zamanda Akp Genel Başkanı olan Tayyip Erdoğan; “ ÖSO, tıpkı Kuvai Milliye güçleri gibi sivil bir oluşumdur. ÖSO’nun bizim kahraman askerlerimiz ile yan yana çarpışması iftihar edilecek bir görüntüdür” derken bunu çağrışım yaptırdı bana... ÖSO’yu mu yüceltmeye çalışıyor? Yoksa Kuvayı Milliye’mizi mi sıradanlaştırmaya veya basitleştirmeye çalışıyor? Veya ikisi de mi değil, çözemedim. Çözemedim çünkü; Yerine göre resmi geçitlerde, merasimlerde hatta Anıtkabir’de kendi subaylarının, askerlerinin bile silahlarındaki şarjörleri çıkarttıracak kadar onlara güvensizlik duyan birinin bu Öso denen yapıya bu kadar güvenmesinin sebebi ne ola ki? Hadi onu da geçiyorum… Ama lütfen arkadaş! “Kuvayı Milliye” kiiimm… “Öso” kim yahu?! Onları benzetecek başka bir şey mi bulamadınız Allah aşkına? Yani şimdi siz, Demirci Mehmet Efe ile, Yörük Ali Efe ile, Galip Hoca yani Celal Bayar ile, Antepli Şahin’le, Karayılan’la, Maraşlı Sütçü İmam’la, Rizeli İpsiz Recep’le veya Nene Hatun’la, Kara Fatma analarla, daha bunlar gibi sayamadığım niceleriyle… Haaa… Hele hele… Evet, hele hele Milli Mücadele’de 42. ve 47. Gönüllüler alayını kuran, Karadenizden Postusu kazıyıp, Ege’de şanlı bir destan yazan benim dedemi, Yani Giresun’un Topal Osman Ağa’sını, Öso ile aynı kefeye koyuyorsan, bir dakika dur Sayın Cumhurbaşkanı!.. Sizin Esat’la aşık atmak üzere özel beslediğiniz Öso beni hiç ilgilendirmiyor… Sizin Suriye’de Esat’la, Türkiye içinde de Chp ile zıtlaşmanız, birbirinize çelme takmaya kalkmanız da beni hiç ilgilendirmiyor… Utanmıyorsanız yeyin birbirinizi… Ama Kuvayı Milliyeyi bu işe karıştırmayın. Ben şahsen Öso’yu Kuvayı Milliye’ye benzetmenizi maksatını aşmış bir ifade olarak değerlendiriyorum. Eğer öyle değil de, illa da dediğim dedik diyorsanız, o zaman sizin her önünüze gelene sarfettiğiniz o kendi sözünüzü, size karşı sarfetmekten zerre kadar imtina etmem! Ve derim ki; Ey Recep Tayyip Erdoğan; Türk’ün Kuvayı Milliye’sini Suriye’de peydahladığınız Öso’yla aynı kefeye koyuyorsanız, kusura bakmayın ama; Cumhurbaşkanı değil de “allame-i cihan” olsanız ne yazar?!.. Ozan Arif 31 Ocak 2018 Frankfurt

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de