Üye Girişi

Üye Girişi

GEMİLER VE KAPTANLAR! Nedense bu tür yazılar

Yazan  Ozan Arif
GEMİLER VE KAPTANLAR! Nedense b GEMİLER VE KAPTANLAR! Nedense b
GEMİLER VE KAPTANLAR! Nedense bu tür yazılar sıkıcı gelir hep! Lakin bazıları bu tür yazıları sıkıcı bulsada, ben bu tür yazıların da yazılması gerektiğine inanıyorum. Zira bir kişinin bile nasiplendiğini görmek veya üzerinde düşünüp aklı başında yorum yaptığını görmek beni mutlu ediyor. ....... Efendim malumunuz bizim kültürümüzde benzetme geleneği önemli yer tutar. Her şeyi bir şeylere benzetiriz... Mesela siyaset yapanların veya memleket meselelerini konuşanların, ülkeyi bir gemiye benzettiğini çoğunuz duymuşsunuzdur... Hatta bunun üzerine deyimler, atasözleri bile geliştirmişiz. Ne demişiz mesela; Eğer bir idareden memnun değilsek, “ Bunlarla bu gemi yürümez „ demişiz... Tuzu kuru olanları yani iktidarın nimetlerinden yararlananları uyarmak için; “ Kaptan kamarasındayım diye kendinize güvenmeyin, gemi batarsa hepimiz bir batarız „ demişiz... Zorluklar karşısında parasına güvenerek ülkesinden kaçmayı planlayanları fareye benzetmişiz ve; “ Batacak olan gemiyi ilk önce fareler terkeder „ demişiz... Ülkeyi gemiye benzetirken, ülkeyi idare edecek olanlarıda kaptana benzetmişiz ve onları yani kaptanları da uyarmışız; “ Pusulana güven ama kutup yıldızından faydalanmayı da öğren..„ demişiz. Hatta en gelişkin haldeki ülkelerde bile idarede tecrübenin önemini vurgulamak için; “ Gemin ne kadar yeni olursa olsun, illa da kaptanın eskisi!.„ demişiz... ......... Velhasıl bütün bu sözleri inceleyecek olursak, (teşbihler, benzetmeler bir kenara) görülüyor ki devlet idaresinde şunları çok önemli bulmuşuz! Nedir bunlar? Dirayeti, uzağı görmeyi, sağ duyuyu, tecrübeyi, kucaklayıcı ve adaletli olmayı, idare ve kumanda etme sanatında yetenekli olma gibi özellikleri önemli bularak öne çıkarmışız... Zira belliki bu özellikler, memleket gemisini karaya oturma veya batma gibi tehlikelerden alıkoyan özellikler... ....... Veya başka bir teşbih veya benzetme yapacak olursak; Bir memleket için yönetenler bir inşaattaki ustalara benzerler! Amele ne kadar çok olursa olsun, yol gösteren yani eldeki planın nasıl uygulamaya konulacağını bilen, açıklayan biri olmazsa o inşaat sağlam olmaz... Dolayısıyla da güven vermez güven... Demek istediğim basiretli, ferasetli idarecilere her zaman her yerde ihtiyaç vardır. Gerçek devlet adamları da bu tür idarecilerin arasından çıkar... Öyle halkın bir kısmının sevgi gösterilerine, alkışlarına kanarak, belli bir kesimin dolmuşuna binerek, diğer kesimlerin nefretini kazanacak eylem ve söylemlere kalkışanlar çok büyük idari hata yapmış olurlar... Milleti gererek birbirine düşman ederek varlığını sürdüren veya üç rey daha fazla alacağım diye halkın kucaklaşmasının önüne set çekenler bu vebalin altından kalkamazlar... Bu onlarla da sınırlı kalmaz, idare ettikleri ülkelerde çok ağır bedellere mal olur... Ama eğer bunun tam aksi olursa; Yani bu tip idari hatalardan uzak kalınır, söz verilenler bir bir yapılır, sevene de sevmeyene de güven verici davranışlar sergilenirse, hatta ülkenin yüksek çıkarları söz konusu olunca gözünü kırpmadan bulunulan makamları bile terketme erdemliliği gösterilirse, yani bir ülke bu tip erdemleri gösterecek devlet adamlarına sahip olursa o ülkeyi atom değil, nötron bombası dahi yıkamaz. Demek istemem o ki; Devlet adamlığı, öyle diplomayla, şanla, şöhretle veya akademisyenlikle kazanılacak bir şey olmadığı gibi, çok rey aldı diye seçim kurullarının birilerinin eline verdiği mazbata ile de kazanılacak vasıf değildir. Yukarıda bahsettiğimiz özellikleri taşımayan kaptanların ellerine bırakılan memleket gemisi yürümez... Yürümediği gibi ya karaya oturur ya da batar batar... Batınca da iş işten geçmiş olur! Ne o ihtiraslarının esiri olmuş kaptanların, ne de onları kaptanlıkta tutanların dizlerini döğmesi hiç bir işe yaramaz olur... Dolayısıyla yukarıda arzettiğim gibi bu vebalin altından kendileri kalkamaz, bırakın kendilerini yedi sülaleleri yine kalkamaz! Ancaaak... Olan Gemiye olur... Olan yolculara olur... Olan memlekete, millete olur... Onun için haksız, adaletsiz, zalim ve düşüncesiz bir devlet başkanı olmaktansa, kenarda vicdan rahatlığı içinde yaşayan, memleketin gidişatına gariban katkılarda bulunan sıradan bir vatandaş olmak çok daha şerefli, çok daha huzur verici bir iştir. Milletler tarihi olsun, dinler tarihi olsun bu anlatmak istediğimiz hususları anlatan örneklerle doludur. Ne mutlu tarihin sayfaları arasından bu örnekleri çekip çıkaranlara!.. Ne mutlu bu örneklerden ibret alarak kendine çeki düzen veren idarecilere... Ne mutlu sadece yağcılarının dilinde değil, sevenlerinin de, sevmeyenlerinin de indinde hatta gelecek nesillerin bile gönlünde devlet adamı sıfatını kazanabilenlere... Aksi halde unutmasınlar ki; Yerlerini çok sağlam görenlerin, yerlerinden oynatılamaz olduğunu sananların, yerlerinden kopuşu, bulundukları yerden düşüşü tıpkı bir heyelan gibi olur. Akıl almaz hezimetlerle, felaketlerle ve arkasından binbir türlü kepazeliklerle sonuçlanır. Bilmem anlatabildim mi acaba?! Ozan Arif 14 Ocak 2018 Samsun

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de