Üye Girişi

Üye Girişi

PİS HERİF!..

17 Ara 2017

İşte böyle!
Zorla adamı günaha sokar pis herif!..

Yahu sana ne arkadaş?…
Sen bizim mahallenin muhtarı değil misin?
Yan mahallelerin derdi, seni mi gerdi?

Neymişte “Başmahalle”nin muhtarıyla, “Taşmahalle”nin muhtarı birbiriyle uğraşıyormuş!
Uğraşırsa uğraşsınlar sana ne aslanım?

Çık kendi mahallendeki seyir tepesine oradan olanı biteni seyret…
Bırak yesinler birirlerini…
Baş mahalle muhtarının avukatlığı sana mı düştü?

Daha önce Taşmahalleliler ile bir oldun bizi rezil rüsva ettin…
Şimdi de Başmahalle ile bir oldun muhtarına yalakalık yapıyor, Taşmahalle ile uğraşıp duruyorsun.

Be Arkadaş;
O Başmahalle muhtarı değil miydi, seni eşrefi mahluktan saymayan?
O Başmahalle muhtarı değil miydi, seni (caminin mescidin yolunu bilmez diye) nerdeyse dinsiz ilan eden?

Ohooo… Saysam daha neler, neler!..
Hem sana ne birader, sen kendine baksana!..
Senin muhtarı olduğun mahalle en köklü mahalle...
Şehrin en kadim, en sağlam kendine has duruşu olan, şehrin kalesi denilen bir mahalle...
Duruşunu ona göre düzenlesene, sen kendi doğrularını savunsana...
Sen kendi mahallenle ilgilensene...
Sen kendini neden şuna buna göre ayarlıyor ele çömezlik yapıyorsun?

Aha bak, yine rezillik diz boyu!

Yahu sen de muhtar değil misin?
Senin mahallen yok mu?
Senin muhtarı olduğun mahallede dertler ayyuka çıkmış, caddeleri, sokakları pislik götürüyor pislik…
Mahallende huzur kalmamış, mahalleli biririne düşmüş, birbirine demediklerini bırakmıyor hatta kavga ediyorlar kör müsün?
Diğer taraftan mahallede taş-toprak kayması var! Erezyon başlamış, mahallenin tarihi yapıları yerinden oynamış, nerde ise mahalle yıkılıyor, mahvoluyor be…

Ama sen kendi mahallen böyle iken, elin mahallelerinin derdine düşmüş, elin muhtarlarına yükselmeleri için merdiven olma, ayaklarının altına fikrinle, zikrinle paspas olma peşindesin, ha bre formüller üretiyorsun!..
Ürettikçe de gülünç duruma düşüyorsun gülünç...

Yazıklar olsun sana ulan!..
Yazıklar olsun pis herif…
Utanmadan bir de bizi kandırıyorsun!

Zekamızla oynarcasına diyordun ki;
“Ben bütün bunları şehrin bekası için yapıyorum…”

Hadi ordan be!..
Senin boğduğun çakala başlatma beni!..
Sen önce kendi muhtarlığını yaptığın mahallenin bekasını düşün…
Kendi mahalleni kurtarmaktan acizsin, bize tutmuş vilayetle ilgili beka edebiyatı yapıyorsun!
Bekana da başlatma, senin kurtardığın şehire de başlatma ulan!…
Zaten senin bu kafan yüzünden sayende elin koyun çobanları önce başka mahallelere muhtar oldular, yarın da hem muhtar, hem de vilayete vali olacaklar vali…
Gerçi oldular bile ya!..

Sen önce kendi mahallene baksana be…
Kendi mahalleline kulak vermezsin, kendi mahallende ne oluyor ne bitiyor onu bilmezsin, ama bizim sana verdiğimiz muhtarlık mührü ile gelip bize Firavun’luk yapar, bize horozlanır, bize lavuklaşırsın…
Sonra gidip başkasının çöplüğüne tavuklaşırsın!..

Sinirlenmeyeyim diyorum lâkin, hadi gel de sinirlenme…
Besle kargayı oysun gözünü derler ya işte aynen öyle...

Her ne kadar sevmesek de, her ne kadar nefret etsek de, her ne kadar ne mal olduğunu bütün mahalle olarak öğrensek de, mühür onda mühür…
Bunu biz seçtik...
Yanında da aza yaptığımız yalakaları…
Ama dedim ya mahalle bizim!

Yani istesekte istemesekte mahallemizin kâhyası, kiziri bunlar…
Dolayısıyla yaptıkları her rezillik gelip bizi buluyor, büyüttükleri her kabak gelip bizim başımıza patlıyor…
Diğer mahalleliler bizimle dalga geçiyor dalga…

Söze başlarken dediğim gibi, işte buyurun!
Şimdi de tutmuş elalem için cinle, şeytanla uğraşıyor!..

Seviyeye bakar mısınız!
Yahu sana ne cinden? Sana ne şeytandan?
Yok cin şöyle yapmış, yok Şeytan böyle demiş…
Ne demiş demiş, sen cine, şeytana uyana kadar,
Allah’ın rızasına uygun davranmaya çalışsana…

Yani hatası kendiyle sınırlı kalmıyorki pis herifin…
Dedim ya sevmesek de, nefret etsek de rezilliği gelip bizi buluyor.

Ondan sonra da diyorlar ki;
Ozan Arif bu muhtarla çok uğraşıyor…

Uğraşır tabii… Neden uğraşmasın ki?
O mahallenin taşında, toprağında her binasının temelinde Ozan’ın bir nebze de olsa emeği var…
Bazıları gibi(!) sırf bunların yüzünden bunca emek verdiği mahalleyi terkedecek değil ya, uğraşacak tabii!..

Pes etmek yok…
Yan mahalle muhtarlarının değil, valinin kucağına otursa valinin, atadan, ecdattan kalma mahallemizi bu pis heriften kurtarana kadar mücadeleye devam…

Sonun da Allah ya ona verecek ya da bize…
Çok sürmez göreceğiz inşallah…

Not:
Haaa… Bir de şu var tabi!
Dur bakalım kaç muhtar bu feryadımızdan alınacak görelim.
Kim bilir belki aralarından beni mahkemeye verenler bile çıkabilir.
Gülmeyin… Olur mu? Olur…

Durun şu feryadıma bir de destan ekleyeyim de olacaksa tam olsun bari…

…………………

PİS HERİF!..

Mahalleye muhtar yaptık dürzüyü,
Gelip bize çullanıyor pis herif!
Gizleyerek içindeki arzuyu,
Mahalleyi kullanıyor pis herif!..

Hakkı değil o koltukta oturmak,
Götürmek şart onu ordan götürmek,
Tek arzusu mahalleyi batırmak,
O niyetle yollanıyor pis herif!..

Çok haşin, bitirim sert geçinse de,
Namertliği belli mert geçinse de,
Sana, bana karşı kurt geçinse de,
Köpek gibi yallanıyor pis herif!..

Bir ara koltuğu gidecek diye,
O kadar korktu ki döndü kediye,
Kimler akıl veriyorsa adiye,
Mahalleden kıllanıyor pis herif!..

Sevimsizin biri, sevemiyorsun,
Söversen ceza var, sövemiyorsun,
Başından def edip kovamıyorsun,
Bir yerlerden kollanıyor pis herif!..

Kollandıkça güç buluyor kendinde,
Yer alıyor kollayanın bendinde!..
Dünkü ona sövenlerin indinde,
Sanki dersin ballanıyor pis herif!..

Bizim koyduğumuz mevkiden inip,
Elin çöplüğünü mesken edinip,
Orda horozlanıp, orda didinip,
Orda ötüp, külleniyor pis herif!..

İşkembe-i kübrasından attıkça,
Okuyup okuyup çalım sattıkça,
Üç, beş yalaka da alkış tuttukça,
Tam papağan, dilleniyor pis herif!..

Konuşurken dinle bomboş zırıltı,
Ne fikir, ne bir ders kuru gürültü,
Sesi de bir tuhaf sanki hırıltı,
Ağzı ile yelleniyor pis herif!..

Riya yapıp, göz boyayan bu puştu,
Anlat anlat ağzım dilim uyuştu,
Oturdukça koltuğunda kokuştu,
Yıllandıkça yıllanıyor pis herif!..

Dikkat et ey Arif gözünü yumma,
Hala ordan düşmemesi muamma!
Gerçi artık tamam çürüdü amma,
Hala dalda sallanıyor pis herif!..


17 Aralık 2017,
Bad Homburg v. d. H.

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de