Üye Girişi

Üye Girişi

KİMİNE GÖRE YAŞAMAK! Ben bile bir deyişimde

Yazan  Ozan Arif
KİMİNE GÖRE YAŞAMAK! Ben bil KİMİNE GÖRE YAŞAMAK! Ben bil
KİMİNE GÖRE YAŞAMAK! Ben bile bir deyişimde demişim ki; “..Bunca sene, bunca yıl, ay, …Geldi geçti vay dünya vay, …Yaşamaksa yaşadım say, …Aha geldim gidiyorum „ İnanın o an için hangi duygularla yazdığımı pek hatırlayamıyorum. Ama belli ki güzün kapıya dayandığını hissettiğim bir anda yazmışım! Cenab-ı Allah’ın kanunu bu! Bütün canlılar doğarlar, büyürler, yaşlanırlar, ölürler… Ancak yaşamak deyince günümüzde nasıl anlaşılıyor onu biraz irdelemek istiyorum. Günümüzde bir çoğu yaşamayı mali imkanlarla paralel düşünüyor. “Falan şahıs yaşıyor anasını satayım” denince bilin ki, serveti bol birinden bahsediliyordur. Yani çağımızda yaşamak eşittir para… Halbuki geçek bir insan için yaşamak bana göre bir gaye uğruna, bir ülkü uğruna yaşamaktır. Sadece şu makamın sahibi olacağım veya şu kadar servetin sahibi olacağım diye yaşayan insanlar kalpleri ölmüş zavallılardır. Zavallılardır diyorum, zira onlar menfaatlerinin dışına çıkan her şeye manasız manasız bakarlar… Maddiyat harici gayeler için yaşayanları onların kafası almaz, alsa bile onlara aptal gözüyle bakarlar… ....... Ama bir ülkü bir gaye için yaşayan insanların arzuları, talepleri bile o gaye içindir. Yani gönüllerinden bir makam geçiyorsa bile daha faydalı olmak için, servet geçiyorsa bile ihtiyaçlı olanlara el uzatmak içindir. En azından o ümitle arzularlar o imkanları… Belki bu tür insan bulmak çok zordur. Ama hiç yoktur demek de doğru olmaz. Bana göre bu tür insanlar menfaatperestlikten uzak, kalpleri uyanık insanlardır. Bir ülkeyi maddiyatın çarkları arasında leşe dönmüş binlerce ölü kalplinin yönetmesinden, üç tane maddiyata köle olmamış böyle kalbin yönetmesi daha faydalıdır ve ülkeyi daha güçlü yapar. Ve dikkat ederseniz bu tür yürek taşıyan insanlar ölseler bile o ülkenin tarihinde gök yüzünde parlayan güneş, ay, yıldız gibi senelerce parlarlar… İnsan bilgi ve düşüncede derinleştikçe kendi benliğini keşfeder. Benliğini keşfeden insan neden yaratıldığını da keşfeder. Gözündeki ve gönlündeki maddiyat perdeleri kalkar. “ Ben yerlere göklere sığmam ama gerçek insanın kalbine sığarım„ diye tarif edilen yüreklerde Allah’a kavuşur. Bu kavuşma da o kişiyi her türlü pislikten arındırır. Bütün benlik sıfatları üstünden pul pul dökülür. İşte bu arınma ile maldan-mülkten, paradan, makamdan, koltuktan başka şeyler içinde yaşanabileceğini öğrenir. Hatta bu tür yaşamanın mal, makam veya servet için yaşamaktan daha zevkli olduğunu farkeder. Ve netice olarak taze fışkı bulmak için devamlı çöplüklerde eşinen kargalar gibi yaşamaktan kurtulur, gerçek yaşamanın ve ölmenin ne anlama geldiğini anlar. İşte o zaman kendi varlığını bile ulvi gayeler için feda edebilen bu insanın iradesine karşı hiçbir şey direnemez. Bazısı beni bu düşüncelerimden dolayı çok hayalperest hatta enayi bulabilir. Bulursa bulsun ne yapalım, eğer ülkücülük enayilikse evet ben bir enayiyim. Selam ve muhabbetle… Ozan Arif 05 Aralık 2017 Bad Homburg

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de