Üye Girişi

Üye Girişi

UZAYAN GÖLGELER!.. Biliyorum pek ilgi duyduğunuz

Yazan  Ozan Arif
UZAYAN GÖLGELER!.. Biliyorum pe UZAYAN GÖLGELER!.. Biliyorum pe
UZAYAN GÖLGELER!.. Biliyorum pek ilgi duyduğunuz bir konu değil! Ama nedense bu konuyu sık sık yazmak istiyorum. Hatta daha açık söyleyeyim bizleri yönetenlere baktıkça bu konuyu yazmadan, konuşmadan duramıyorum! Dolayısıyla, tekrar başınızı ağrıtacağım için daha baştan özür dilerim!.. ........ Bana göre insanlara oturduğu koltuğun yüksekliğine göre değil, yaptığı işlerin yüksekliğine göre itibar edilmelidir. Hasbelkader bir koltuğa sahip olmuş bir insan kendisinden daha işin ehli, daha faydalı olabilecek kişilere hürmet etmesi, kendinden daha genç olsalar bile onların hakları olan makamlara gelmesini hazmetmesi hatta onlara yardımcı olması vatanperverliktir... Millet severliktir... Bir insan itibar, alkış, mevki-makam hırsını gayrete, çalışma gücüne yani liyakata devşirebiliyorsa makamını da, itibar ve alkışıda hak etmiş olur. Yani bence şöyle dışardan bakılınca insanları yükselten oturdukları koltuklar veya sahip oldukları makamlar gibi görülse de, insanları esas yükselten onların ruhlarında bulunan yüceliktir yani ruhi güçtür güç... Çünkü bu güce sahip insanlar büyük ülkülerle, büyük ideallerle çalışırlar... Büyük ülkülerle çalışan insanların ise zihinlerinde alkış, mevki, pohpohlanma düşüncesi gibi lüzumsuz hırsları düşünmeye ne zaman ne de yer bulabilirler... O sebeple, yüksek mevkide oturan boş, verimsiz hatta faydasız insan olmaktansa mütevazi yerlerde oturan hayırlı bir insan olmak çok daha büyük erdemliliktir... Başkalarının kendinden daha aşağılarda olduğunu vurgulamak hatta arzulamak için bulutların üstünde nefsini gezdiren dolayısıylada her an için çukura düşmeye aday biri olmaktansa, başkalarını yükseltmek onlara yol göstermek arzu ve isteği içerisinde kutup yıldızlığı yapmak bence daha ulvi bir davranıştır. Çünkü bu iki tercihden biri insanı “bir batıran„ haline getirebilir, diğeri ise insanı “bir kurtaran„ haline getirebilir!... Bu dediklerimin aksini düşünecek bir insan tahayyül etmem bile zor. Ama böyle insanların olduğu da bir gerçek... Böyle insanlar olmasa zaten böyle bir yazı yazma ihtiyacı da duymazdım. Demek ki var... Konfüçyüs bile diyor ki; “ Kim saygıdeğerleri saymayı bilmişse, o iyi yetişmiş bir insan olduğunu göstermiş olur..„ Milletler tarihine bir göz atacak olursanız; Milletleri mahveden idarecilerin kendilerinden daha birikimli, daha bilgili hatta daha kudretli olanlara kıymet vermeyip, saygı göstermeyen, saygısızlık yaptığı gibi bir gün benim başıma bela olur diye onlarla mücadeleye, onları ezmeye kalkan idareciler olduğunu görürsünüz... Şuraya baksanıza “Abdulkadir Geylanȋ Hazretleri„ bile sanki asırlar önceden bu günü görmüş gibi diyor ki; “ Bazı devrin insanları için en ince iş, halkın peşinden koşmaktır. Onlar halktan gelecek rağbet için her türlü çareye baş vururlar. Halbuki esas olan hakkı aramak hakkın peşinden koşmaktır..„ Bugün aynen böyle değil mi? Liyakatin tedavülden kaldırıldığı bir devir yaşamıyor muyuz? Bırakın Milletleri, sivil toplum kuruluşlarında, cemiyetlerde hatta siyasetimizi belirleyecek olan siyasi partilerimizde bile durum aynı değil mi? İşe muktedir olana yani liyakat sahibi olana zerre kadar saygı, hürmet var mı? Birbirinin makamını kıskanan kıskanana... Bilgiyi, birikimi kıskanan yok... Bilgi birikim önemsenmiyor bile... Belki birikim kıskançlığı faydalı olabilir... Ama makam, koltuk kıskançlığı felaketin ta kendisidir! İşte görüyorsunuz, mevki hırsından, koltuk ihtirasından neler çekiyoruz neler!... Doğru olan; Hak edene hürmettir... Saygıdır.... Doğru olan; El elden üstündür ata sözüne kulak vermek, kıskanmamak, bilgiye, birikime kıymet vererek hayat sürmektir. Bazı insanların gölgelerinin lüzumundan fazla uzun görünmesi o insanların büyük olduğunu göstermez... Peki neyi gösterir diyorsanız onu da söyliyeyim; O insanların olduğu yerlerde güneşin battığını gösterir. Bu da maalesef hayıra alamet değildir! Selam ve muhabbetle.... Ozan Arif 22 Kasım 2017 Bad Homburg

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de