Üye Girişi

Üye Girişi

ABLAMIZ KOCAYA KAÇMIŞ; BİZİM HABERİMİZ

15 Kas 2017

Benim çocukluğumda bizim memlekette evlenmenin çeşitli usulleri vardı...
Birincisi;
Her memlekette olduğu gibi görücü usulü başlayıp istemeyle devam eden ve Allah‘ın emri Peygamberin kavli ile biten usul...

İkincisi Oğlanla kızın birbirini beğenip ailelerin karşılıklı uygun görmesiyle biten usul...

Ya da kız veya oğlan ailelerinin rıza göstermemesi durumunda iki gönülün kafa kafaya vererek kaçmaları usulü....
Neyse bunlar normal yollar...

Bir de çocukluğumda bana normal gelen ama şimdi çok anormal bulduğum usuller de vardı!

Mesela oğlan kıza göz koyardı ama kızın haberi olmaz veya haberi olsa bile oğlanı istemezdi...
Ama delikanlı istenmediğini hiç hesaba katmaz ve ne yapar yapar bir-iki arkadaşının yardımı ile göz koyduğu kızı ya tarlada ekin biçerken, ya yaylada mal güderken kolundan tutup kaçırır ve kendine zoraki hanım ederdi...

Bir de bundan daha anormali yani bana anormal geleni vardı ki bunu hiç anlayamazdım...
Gerçi bu usül çok görülmemekle beraber o da şöyleydi;

Kızın biri oğlana göz kordu, bu sefer de oğlanın haberi olmazdı veya olsa bile o kızla evlenmeyi asla düşünmezdi...
Eee... Kız oğlanı kaçıramayacağına göre bohçasını alır gider oğlanın evine oturur, kendisine neden geldiğini soran oğlanın ailesine de ben sizin oğlunuza kaçtım derdi...

Oğlan istemeyince, oğlanın ailesi istemeyince zorla güzellik olur mu?
Kızı kolundan tutup bohçasıyla beraber kapıya korlardı... Korlardı ama kız inat eder gitmezdi...
Ne zaman ki kızın ailesinin haberi olur, gelir kızlarını alırlar evlerine geri götürürlerdi...
Götürürlerdi ama;
Rezilliğin bini bir para olduğu gibi kızın yediği bir ton sopa da yanına kâr kalırdı...

Hatta bu son usulün bendeki bir hatırasını hiç unutmam, halâ yadımda saklarım!..

..............

İlkokul son veya ortaokulda okuyordum...
Yaz mevsimi tatil olması hasebiyle köyüme gelmiş, köyümüzün hemen üstündeki ormandaki düzlükte mal gütmekle bir yandan da beraber çobanlık yaptığım arkadaşlarımla oyun oynamakla meşguldüm....
Komşu köyden iki çoban arkadaşımız yanımıza geldiler...
İkisi de kardeşti...
Morallerinin çok bozuk olduğu suratlarından belliydi...

“Neyiniz var arkadaşlar?..„ diye sordum...
Birbirlerinin yüzüne baktılar! “Yok bir şey.. „ dediler...
Ama ben ısrar edince birisi dayanamadı ve dedi ki;
“Daha ne olsun be arkadaş, ablamız kocaya kaçmış bizim haberimiz yok..„

Meğerse bir ablaları vardı yukardaki arzettiğim son örneği yaşatmış arkadaşlarımın ailesine...
Arkadaşlarımda tam delikanlılığa ayak basmak üzere oldukları için belli ki çok onurlarına dokunmuş, çok zorlarına gitmişti...

Ben o zaman arkadaşlarımın durumuna hem çok üzülmüş hem de bu sarfettikleri söze içten içe çok gülmüştüm...
Sadece ben değil diğer çoban arkadaşlar da gülmüşlerdi bu söze...
Hatta arkadaşlarla aramızda konuşurken dilimizden tekerleme gibi düşmez olmuştu...

İşte bu söz aradan 50-55 sene geçmesine rağmen aklımdan hiç çıkmaz...
“Daha ne olsun be arkadaş, ablamız kocaya kaçmış bizim haberimiz yok..„

.........

Peki bütün bunları neden yazdım şimdi ona geleyim...

Şunun için yazdım efendim, şunun için;

Malumunuz salı gününden beri Türkiyenin gündemine bir “ittifak„ kavramı oturtturuldu herkes ittifak kavramını konuşuyor...

Esasında bu kavramı seçim-meçim yokken ortaya atanlar, yarın siyasi beceriksizliklerinin iyice ortaya çıkacağını anladıkları için bu günlerden bunun derdine düşenler...
Yani barajda boğulacaklarını anlayanlar...
Başkasının kayığına binerek barajın gölünü geçmeyi hesaplayanlar...

Daha açıkçası kapının arkasında yaptığı “iltihak„ gerçeğine kapının önünde “ittifak„ süsü vermeye kalkanlar...

İşte siyaset rüzgarlarının böyle estiği, en kafası bu işlere basmayanların bile bazı gerçekleri ayan-beyan gördüğü bu günlerde bazı gerçekleri halâ görmemekte ısrar eden, görmemezlikten gelen arkadaşlara seslenmek istiyorum...

Yahu arkadaşlar;

Farkında değil misiniz?
“Ablanız kocaya kaçmış sizin haberiniz bile yok!.„
Elin oğlu şimdilik gönül eğliyor amma belli ki nikâhına alma niyetinde de değil...
Yarın karnı burnunda geriye gelince mi aklınız başınıza gelecek?

Şu gerçeği unutmayın!
Abla var ev yapar...
Abla var ev yıkar...
Ben size yüz kere söyledim!
Bu sizin ablanız ev yapan değil, ev yıkan cinsinden!..

.....

Şimdi biliyorum bazınızın “abla da nerden çıktı yahu?..„ diye aklından geçirdiğini...

Eee... Ne yapayım be kardeşim?
Sütten ağzım yandı yoğurdu üflüyorum!
Beni mahkemeye vermek için cinsiyet değiştirecek halleri yok ya!..


15 Kasım 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de