Üye Girişi

Üye Girişi

GÜCÜMÜZ BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZDE SAKLIDIR

16 Eki 2017

Biliyorum bazıları şu yazdıklarımı okurken (o da okurlarsa tabi)
“Bu işler saz çalmaya, destan yazmaya benzemez„ diyecekler ama bırakın desinler...
Birileri yetim hakkı çalarken bile denmemesi gereken diyeceklerini diyorlar da, ben sadece saz çalarken mi, denmesi gerekenleri demekten çekineceğim?

Askerlerimiz Yurt dışında görevde...
Onlardan gelecek acısız, sızısız, hayırlı haberleri beklerken aklımdan geçenleri kaleme alayım dedim.

Bilmiyorum iyi mi ettim?!
Her neyse isteyen okur, istemeyen okumaz...

.......

Konuya gelecek olursak;

Devleti ve Orduyu yönetmek bir sanattır.
Hele hele sevgi ve güven kazanarak yönetmek müthiş bir sanattır...
Onun için de Milletin birlik, beraberlik içinde biribirini kucaklaması şarttır.
Hele hele yönetici olanların hiç ayrım yapmadan, nifaka fırsat vermeden milletin genelini kucaklaması farzdır farz...
(Bunun en güzel örneklerini Türk tarihinde bulabilirsiniz.)

İşte bu sebeple olsa gerek ki;
Dünyanın baş belası olan, emperyalistler, komünistler, kapitalistler yani bu sistemleri şiar edinmiş ülkeler, birlik, beraberlik, bütünlük içinde olan diğer ülkeleri, o ülkelerin gelmiş geçmiş ve mevcut yöneticilerini yaralar, o ülkelere nifak sokar, o milletleri birbirine düşürür ve böylece emellerini gerçekleştirirler.
Yani bütün bütün yutamayacaklarını anladıkları an, böler, parçalar öyle yutarlar...

Zaman zaman bu pis emelli ülkelerin tuzağına malesef bizim yöneticilerimizden de düşme zaafı gösterenler olmuştur ve hala da olmaktadır!

Ancak siyasi sahada gösterilen bu zaafları Türk Ordusu ve komutanları yakın zamana kadar boşa çıkarmış, orduyu hatta bütün Milleti sevgi, saygı ve birlik içinde arkasına takarak;
“ Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum..„ diyecek şekilde gönüllerde yer etmiş ve başarılara imza atmışlardır.

Bu çok zor bir iştir!..
Bu öyle propaganda meydanlarında “İşte ordu, işte komutan..„ mavralarıyla olacak iş değildir...
Mavrayla ne ordu olunur ne de komutan...
Ordu olmak için birlik, komutan olmak için birikim, bilgi, tecrübe hepsinden de önce iman gerekir iman...

Tarihe bakarsak o imanla Türk‘ün neler yaptığını görürüz...
O imanla, o sevgi ve o saygı ile birlik içinde Viyana kapılarına dayanan Türk Ordusuna ait atların nal seslerinden ilham alarak Mozart beste yapmıştır beste...

Türk o birlik ruhu ile bakın, kendi hakkında kimlere ne düşündürtmüş, kimlere kendi ile ilgili neler dedirttirmiştir.
İşte buyurun bir-kaç örnek;

Cezair‘in hürriyet mücahitleri liderlerinden “A.Bella„ bir gazeteciye verdiği mülakatta diyor ki;

“Biz biliyoruz ki, Türkler olmasaydı Müslümanlık dünyaya bu denli yayılamazdı.
Dünya yabancı dinden olan insanlara insanca muamele etmeyi Türk kumandanlarından öğrenmiştir..„

Amerikan senatörlerinden “Lodge„ senatoya açık bir konuşmasında;

“Cesaret, kahramanlık, sebat üstün vasıflardır.
Bu faziletler konusunda Türk kumandanlarıyla boy olçüşecek başka bir millet tanımıyorum..„

Yine Amerika generallerinden “Mc.Bride„ diyor ki;

“Türk Askerinin bir gaye etrafında toplanmalarının hayranıyım..„

Hele Alman Tarihci “Hammer„ bakın ne demiş;

“Tarih Türklerden o kadar şey öğrendi ki, onlar medeniyetin incileridir..„

Cengiz Han‘ın torunlarından “Ebulgazi Bahadır Han„ ise, “Şecere-i Türk„ isimli eserinde;

“Peygamberimiz‘in cetlerinin Buharanın yanındaki Kureyş Köyü‘nün Kureyş oymağından geldiğini belirtip,
Miraç‘da Türkleri beyaz atlar üzerinde Allah yolunda dört nala giderken gördüğünü belirtir..„

Hatta onlar eskidendi, yeni nesil Türklerde bu özellikler yok diyenlere karşı Kore'de küçücük Türk Tugayı Dünyaya parmak ısırtacak kahramanlıklar göstererek;
Böyle düşünenlere "Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır.. " demeyi bilmiş ve onları mahcup etmişlerdir.

Gerçi ben biliyorum, bütün bunları müslüman olduklarını söyleseler bile Arap olamamanın kompleksini yaşayan zavallılara anlatmak mümkün değil.
Çünkü onlar Türk denince kıçına modul batmış öküz gibi zıplayan bir güruhtur...
Çünkü onlar kim Türk‘üm derse nerdeyse onu ümmetten bile saymayacak kadar Türk düşmanı olan, ancak kıçları sıkıştığı zaman Türk lafzını ağzına alan, kıçları rahata erince de Türk Milletine “Türk Milleti„ bile demeyen, diyemeyen sadece “tek millet„ şovlarıyla işi geçiştirmeye kalkan bildiğimiz fikir meczuplarıdır!..

Neyse bunları bir kenara bırakıp esas mevzuya gelecek olursak;
Dünyada Türkler Hakkında söylenen sözler başka hiç bir millet için söylenmemiştir.

İşte bugün de, dün olduğu gibi Türk Kumandan ve idarecileri hatta Türk Milleti bilhassa da Türk gençleri kapımıza dayanan bölücülük fırtınalarına karşı en zor imtihanın içinde bulunmaktadır.
Maalesef şu an hem içeride hem dışarıda bu imtihanın daha doğrusu bu tehlikenin tam göbeğindeyiz!

O sebeple yukarıda saydığım dinamiklerimizin, her türlü hırsıza, arsıza, bölücülere, kışkırtıcılara, örf-adet silicilerine, töresini, ahlakını ve değerlerini hiçe sayıcı Türk düşmanlarına karşı uyanık olma mecburiyetleri vardır.
Bunu başarabilirsek endişe edeceğimiz hiç bir şey yoktur. Ama bunu başaramazsaaak!.. Allah yardımcımız olsun!

Lanet olsun;
Kendi milletlerini daha fazla imkânlara kavuşturmak için dışarıda müdahalelerle başka ülkelerin birliğini, beraberliğini huzurunu bozan emperyalist ülke mezarcılarına...

Lanet olsun;
Bile bile üç-beş reyin hesabını yaparak kendi milletini gererek hatta bölerek eskimiş yaralarını kaşıyarak toprağımızda gözü olan emperyalist güçlerin ekmeğine yağ sürenlere...

Netice olarak unutulmamalıdır ki;
Gücümüz birlik ve beraberliğimizde saklıdır.

Benim Yüce Türk Milletine tavsiyem şudur;
Aman ha, hangisi olursa olsun siyaset cambazlarının rey hesabına birliğinizi ve beraberliğinizi kurban etmeyin.
Onlar memleket yanarken bile o ateşte pipolarını ateşlemekten başka bir şey düşünmezler!
Eğer düşüneni yani birliğinize ve beraberliğinize önem vereni görürseniz tabiki alın başınıza taç yapın.

Zira anladık ki dışarıda Türk‘ü seven yoktur.
Hiç olmazsa Cenab-ı Allah içeride Türk Milletinin başına Türk‘ü seven,
Türk milletinin birliğine samimi olarak hizmet eden idareci ve yöneticiler nasip etsin.

Amin...


16 Ekim 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de