Üye Girişi

Üye Girişi

İNSANLARIN ÖLÜSÜYLE UĞRAŞMAK! Son günlerde

Yazan  Ozan Arif
İNSANLARIN ÖLÜSÜYLE UĞRAŞM İNSANLARIN ÖLÜSÜYLE UĞRAŞM
İNSANLARIN ÖLÜSÜYLE UĞRAŞMAK! Son günlerde bakıyorum da, ölmüş gitmiş insanların resimlerinden bile siyaset geliştirilmeye çalışanlar var!.. Meselâ en son Ecevit‘in Beyaz Sarayda Clintonla çekilmiş bir resmi üzerinden siyaset gündemi oluşturulduğuna hep beraber şahit olduk. Chp'yi ve Genel başkanını yıpratma gayesiyle, Akp Genel Başkanı ne dedi? Ecevit ile Clinton'ın o pozunu Erdoğan gündeme getirip ABD'yi eleştirirken dedi ki; "Bunların geçmişinde lider poposunu trabzana dayıyor. Bunlar karşısında el pençe divan duruyor. Artık el pençe divan duran o eski Türkiye yok!" dedi... Ama belli ki o resmi bile görmemiş... Birisi yazmış eline sıkıştırmış! Zira resme iyi bakıldığında Clinton'ın otuduğu yer merdiven trabzanı değil, bir kanpanin sırt kısmı... Yani nefret köpürtmek için yalana dolana gerek yok. Bilenler bilir... Ben Ecevit‘i hiç sevmedim... (Ecevit‘in harama el uzatmama dürüstlüğünü, haşhaş ekimi konusunda Amerika‘ya kafa tutuşunu ve Kıbrıs Çıkarmasında ki kararlılığını hariç tutacak olursak) kendini sevmediğim gibi güttüğü siyaseti de hiç sevmedim. Zira 1980 öncesi onun dönemlerinde çok ülküdaşlarımın tabutunu taşıdım... Hatta bu nedenle onunla hükümet kurdu diye, onun karşısında gelinlik kız gibi durdu diye, Bahçeli‘ye ilk tavrı ben koydum ben... Yani bu satırları Ecevit‘i savunmak için yazmıyorum. Hele hele Chp‘yi savunmak için hiç yazmıyorum... Peki ne için yazıyorum? Şunun için yazıyorum efendim... Milletin arasına suni husumetler sokulmasın diye yazıyorum! Bir de ben iyi biliyorum ki; Yüce Dinimiz, ölen biri hakkında, dini inancı ne olursa olsun, her yerde, her zaman ve herkes için geçerli olan bir ilke belirlemiştir o ilke de şudur: “ Ölen ya hayırla anılacak, ya iyiliği konuşulacak, ya da ebediyen susulacaktır. Allah’a ve Ahirete imanı olanın başka bir söylem ve eylem içinde olması mümkün değildir.” Allah‘ın Elçisi Peygamber Efendimiz bile bunun gerekçesini ve doğuracağı sonuçları şöyle özetlemiştir: “ Sakın ölenlerin ardından ve hakkında kötü şeyler konuşmayınız. Çünkü ölen biri hakkında kötü şeyler konuşmak diriyi rahatsız eder; yaşayanları üzer; ölüye de konuşulan hiçbir şey ulaşmaz.” Eğer bu gerçeğin idrakinde olmasam (ölmüş olmasına rağmen) benim yatıp kalkıp Kenan Evren‘e sövmem gerekirdi... Ama ben diri iken uğraştığım insanların, öldükten sonra ölüleriyle uğraşmayı sevmem. Hatta bırakın ölüsünü-dirisini, güçlü iken bana göre yanlış, hatalı gelen insanlarla sonuna kadar uğraşırım ama güçlerini kayıp ettikleri andan itibaren artık onlarla bile uğraşmayı sevmem... Çünkü bana göre İslam Ahlakı ve Türk töresi bunu gerektirir. Ama (yukarıda dediğim gibi) son zamanlarda bakıyorum da, Atatürk‘ün ölüsünden tutun Mehmet Akif‘in ölüsüne varıncaya kadar, Enver Paşanın ölüsünden tutun Topal Osman Ağa‘nın ölüsüne varıncaya kadar, uğraşanlar var... Daha bir yığın örnek verebilirim! Şimdi de daha dün sağ iken bugün ölmüş olan siyasilerin albümlerini karıştırmaya, o albümlerden bu günkü kendi siyasi çıkarları için sos veya marmelat yapmaya kalkanlar var! Ve bu sostan, bu marmelattan ikbal beklentisiyle lezzet alıp utanmadan alkışlayanlar dahi var. Ohooo... Herkes böyle eski albümleri karıştıracak olursa ne resimler var ne resimler! Sadece Clinton‘ın karşısında Ecevitin duruşunu konu almak haksızlık olur. Eskileri karıştırdığımızda resimli-resimsiz aklımıza öyle manzaralar geliyor ki İnsan; “Tencere dibin kara, senin ki benden kara „ demekten kendini alamıyor! Mesela yıllar önce her şuurlu Müslüman Türk‘ü kahreden, o devlet yetkililerimizin Vatikan‘da verdiği imza atma pozunu hatırlayın! "Bütün Türkler yok edilmeden Hristiyan dünyası rahat etmeyecek" diyen “Papa Cixtus„un heykeli altında (hem de bir 29 Ekim günü) çekilmiş pozlar kimin albümünden acaba!? Attığı her adımda Türk Milletinin onurunu koruması gereken Devlet Başçılarımızın kendi huzurlarına kabul etmesi gereken misafirlerin ayağına giderek bizi refüze ettikleri, yani paradan ve petroldan başka hiçbir numarası olmayan, Vahabilik dayatıcısı Sudi kıralı Kıral Abdullah‘ın ayağına giderek (Millet olarak onurumuzu ayaklar altına alma pahasına) kaldığı otelde ziyaret ettikleri o resimleri nereye koyacağız!? Veya sonradan kendilerinin bile terörist ilan ettikleri, El Kaide destekçisi Hikmetyar‘ın dizi dibinde yere oturarak verilen pozları nereye sığdıracağız!? Barzani ile, Şivan‘la Diyarbakır‘da verilen megri megri pozlarını, Pkk yandaşlarıyla Dolmabahçe sarayında çekilen resimleri hatta Apo denen meluna bile Sayın demeleri nasıl değerlendirmek gerekir!? Keşke başkalarının pozlarına getirdikleri açıklama gibi, kendi pozlarına da bir açıklama getirseler de dinlesek! Ama getiremezler... Getirmezler... Ele çuvaldızını bırak, kazık sokmaya kalkanlar, kendilerine toplu iğneyi bile batırmaktan imtina ederler... Ben bunu bir kişi veya bir kesim için söylemiyorum, haksızlık yapan, Milleti gererek siyaset yapan her kişi ve her kesim için söylüyorum. Söylüyorum ama nafile! Zira; Hangi makamda olurlarsa olsunlar, tutuşturuculuk iliklerine kadar işlemiş olan, milleti germekten beslenen, nifak ateşini tutuşturmaktan geçinen insanlar, yatıştırmayı ve yatıştırıcılığı asla beceremezler! Onlar Müflis bezirganın (tüccarın) eski defterleri karıştırdığı gibi, işte böyle eski albümleri karıştırır dururlar. Tabi haliyle, olan da Milletin birliğine, dirliğine, beraberliğine olur. Ondan sonra da utanmadan karşımıza geçip birlikten ve dirlikten hatta kardeşlikten bahsederler! "Yaratılanı, Yaradan'dan ötürü sevmekten dem vururlar" Ama artık yeter... Yemezler! Haaa... Yiyen varsa afiyet olsun ona da bir şey diyemem. Ozan Arif 14 Ekim 2017 Samsun

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de