Üye Girişi

Üye Girişi

LÜZUMSUZ BİR AÇIKLAMA!..

10 Eki 2017

Zira önceki yazdıklarımı anlamayan bunu hiç anlamaz da, onun için lüzumsuz…

Anlamak istemez…
Hesabına gelmez hesabına!
Esasında bu bir psikolojik rahatsızlıktır.

Böyle durumlarda hep söylerim;
"Dünyanın en zor işi anlamak istemeyene bir şey anlatmaya kalkmaktır" diye...

Akşam hemen bu yazının altında yani bir aşağıda “KENDİNİ BİLMEK „ başlıklı bir yazı yazdım bilmem okudunuz mu?
Kısa bir yazı okumadıysanız bir göz atın…

Hatta altına da bir çok yazımda yaptığım gibi internette dolaşıp duran bir şema, grafik koydum.
(Çünkü benim bilgisayarda grafik yapma gibi bir becerim yoktur)

Pek bakmam ama bugün şu yazının altına bir bakayım dedim.
Baktığımda aşağı yukarı her yazdığıma aynı tepkileri veren, partizanlığı gözlerini ve vicdanlarını kör etmiş küfürbaz tipler haricinde iki-üç yorum dikkatimi çekti…

Bu yorumların sahibi ya hali hazırda Astsubay olan, ya da Astsubaylıktan emekli bir kaç arkadaşımız...
Kardeşimiz...

Daha yazımı okumadan, okudularsa bile gayemi, amacımı anlamadan, yazımı konu alan bir değerlendirme bile yapmadan, sadece internetten alıp yazıya eklediğim grafiğe bakarak bana sitem etmişler…

İsimlerini vermeden (merak eden aşağıdaki yorumlara baksın) sitemlerini aynen buraya kesip yapıştırıyorum.

Yani bırakın bunları onlardan birinin suçladığı gibi silmeyi (zira içlerinde küfür yok) tam aksine daha da öne çekerek sizin de görmenizi ve okumanızı istiyorum.

.........

Bir Astsubay kardeşimiz demiş ki;
“Fikirlerinize saygım var ancak bascavus luk tan trt 6 müdür olmuş beni derinden üzdü ast sb şehit olur ama müdür olamaz senin gibi bir ozana hiç Yakış mamiş Türkiye Cumhuriyeti sosyal hukuk devleti dir isanlari küçük görerek bir yere varilmaz görevini yapamiyorsa elestirilir bir asb olarak çok üzüldüm..„ demiş…

...........

Bir diğeri ise şöyle sitem ediyor;
“Başçavuşlarla (Assubaylar) ne alıp veremediğiniz var anlayamadım,, yüzde 99'u lisans mezunu,binlercesi yüksek lisanslı,doktoralı... Bir Başçavuş (Ceza Hukuku doktoralı) Oyak Yönetim Kurulu üyeliği yaptı,emekli olanlardan Üniversitede Profesörler var, Öğretim üyeleri var... bunları aşın artık..„ demiş…

..............

Bir başka arkadaş da hem inceden hakaret etmiş hem de maşallah kendini anlatmış!!!
O da demiş ki;

“Bir astsubay üstçavuş olarak yakışıksız paylaşımınızı kınıyorum. Siz o başçavuşlara kurban olun sayın arif. Siz bir halta benzetememiş olsanızda hali hazırda yüksek lisansını bitirmiş doktoraya başlayacak biriyim ve camiamızda çok var böyle astsubaylar. Ayrıca siz almanyada kaset doldururken biz şark görevimizi yapıyorduk. Sizin huyunuzdur evvelce yaptığınız gibi beğenmediğiniz yorumu silmek, buyrun bunada silin. Ama madem ülkücüzünüz, madem milliyetçisiniz o zaman bu millettin bağrından çıkan astsubaylar hakkında böyle küçük gören, o da kimki tarzında paylaşımlarda bulunmayın. Bizde Türk milletinin bağrından çıktık, ermeni rum değiliz!..„ diye içindekileri dökmüş…

................

Şimdi bu arkadaşların yorumlarını okuyan siz değerli gönüldaşlarıma soruyorum!
Allah için o benim yazım da bu yazılanları hak edecek bir ibare var mı?
Neresinde Astsubayları aşağılama var?
Hatta bana göre o grafikte bile alakasız meslek sahiplerinin hiç alakaları olmayan mesleklere baş yapılmasını işaret ediyor olmaktan başka bir şey yok.

Ben ise "Kendini Bilmek" başlıklı yazımda kariyer sahibi olmaktan, falan diplomayı almaktan, Prof veya general falan olmaktan değil, adam olmaktan bahsediyorum adam…

Yahu yazının başlığından bile belli “kendini bilmek“ten bahsediyorum…
Ve en önemlisi İslamın hükmü olan “İşi ehline veriniz„ hükmünden bahsediyorum.
Yani liyakattan bahsediyorum…

Peki onlar neden bahsediyor?

Rahmetli babası Samsun Jandarma Alay Komutanının şoförü olan, ailesinde ve çevresinde bir yığın Astsubay olan, yani çocukluğu, gençliği Subay, Astsubay ve Askerlerin içinde geçen, hatta kendi bile 1969-1970 dönemi İzmir Güzelyalı Astsubay okulunu kazanmasına rağmen öğretmen okulunu tercih eden Ozan Arif olarak;

Ben Astsubayı hor görüyormuşum…
Onların da tek bahis konusu bu;

Hiç kimsenin meslek hayatı boyunca içinde yumrulaşmış komplekslerini bana kusma hakkı olduğunu sanmıyorum…
Yorumlarında samimi olanları elbet de ki tenzih ediyorum.
Ancak maksatları daha yazdıklarımı bile okumadan çarpıtmaya kalkmaksa, esas ben onları kınıyorum.

Astsubay olmazsa isterse general olsun, isterse ordinaryüs profosör olsun…
Hülasa ne olursa olsun...

Her yağmur yağıyor dememde, kendilerini ördek sananlar şunu bilsinler ki;
Ben çiçeği bile küçümsemenin, (Tövbe haşa) Yaradanı küçümsemek manasına geleceğini bilenlerdenim!

Hal böyle iken;
Benim “KENDİNİ BİLMEK“ başlığı ile yazdıklarımı anlamamazlıktan gelmek, alınganlık vesilesi yapmak hele hele çarpıtmaya kalkmak, aşağılanmayı hak etmek demektir.

O sebeple herkes yazılana hatta yazılanda ufak-tefek maksat dışı ibareler olsa bile anlama, yani anlatılmak istene dikkat etsin.
Eğer buna dikkat etmeyen varsa onlar da hiç gocunmasın!
Zira bunlara dikkat etmeden zırvalayanlar, yukarıda söylediğim gibi aşağılanmayı hak ediyor demektir.

Hiç olmazsa şu açıklamamda anlaşılmış olmak dilek ve temennisiyle, hayırlı günler diliyorum.


10 Ekim 2017,
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de