Üye Girişi

Üye Girişi

SAYFA YÖNETİMİ OLARAK, ORHAN KILIÇOĞLU

Yazan  Ozan Arif
SAYFA YÖNETİMİ OLARAK, ORHAN SAYFA YÖNETİMİ OLARAK, ORHAN
SAYFA YÖNETİMİ OLARAK, ORHAN KILIÇOĞLU AĞABEYİMİZE TEŞEKKÜR... Ozanımızın mahkemeye veriliş haberinin yani yukardaki haberin altına yağmur gibi yorumlar yağmaktadır... Arada önemsenmeyecek sayıda mahkemeye verenlere yalakalık yapanlar olsada biz sayfa yönetimi olarak Ozan'ımızın yanında duruş gösteren gönüldaşlarımıza teşekkür etmek istiyor, ve bütün yorum yapanlar adına bir yorumu öne almak istiyoruz... Bu yorum Beşikdüzü'de ikamet etmekte olan Ülkü çınarlarından yazar Orhan Kılıçoğlu ağabeyimize ait. Bu yorumu öne çekmemizdeki sebep, Ozanımıza gösterdiği vefadan ziyade satırlarında gerçek ülkücünün nasıl olması gerektiğini adeta öğretmesinden, bizim gibi gençlere adeta ışık tutmasından kaynaklanmaktadır. Bu vesile ile kendinin de geçirdiği rahatsızlıktan dolayı geçmiş olsun diyor, Cenab-ı Allahtan Ağabeyimize acil şifalar diliyoruz... Ve siz gönüldaşlarımızı Orhan Kılıçoğlu Ağabeyimizin yorumuyla baş başa bırakıyoruz. Saygılarımızla. OZAN ARİF'İ SEVENLER SAYFASI SAYFA YÖNETİMİ ................... PROFİLLERİMİZE OZAN ÂRİF'İN RESMİNİ KOYALIM BU OZAN ÂRİF'E NAMUS BORCUMUZDUR. Neden mi namus borcu; Çünkü Ozan Ârif, Türk milletinin vatanı, bayrağı, tüm mukadesleri ve bizlerin namuslarımız için ve dahası, bu mübarek vatan topraklarında 1000 sene sonra dünyaya gelecek olan masum kız çocuklarının iffet ve bekâretlerinin selâmeti uğruna sazıyla, sözüyle bir ömür mücâdele edip, sürgün yedi, hasret çekti, çileli bir ömür yaşadı. OZANIN BUNCA ÇİLESİ NİYE? Senin, Benim,Onun, Dahası topyekun Türk'ün anası, bacısı, gelini ve kızının iffetini kendi iffeti ve namusu bilmesi. İşte bunun içindir ki; Her namus, şeref ve haysiyet sahibi Türk milliyetçisi- Ülkücü insan Ozan Ârif'i sever, sayar ve O'na saldıranları 80 milyon Türk insanının ırzı, vatanı ve namusunun düşmanı beller ve bu gibileri gördüğü her yerde, yanındaki dostu ve ahbabına ''İşte puştun, ırz- vatan düşmanı alçağın teki geçiyor'' der. Şahsen böyn böyle diyorum. Türk'ün son büyük ozanı koca yürekli Ârif'imiz şu an kanser tedavisi görmekte olmasına rağmen yine de boş durmayıp, bu kara günlerde kendine has üslubuyla yazdığı şiirleriyle bizleri irşat edip uyandırmak için elinden geleni yapmaktadır. OZAN ÂRİF'E SATAŞANLARI, ÇİTİNİN ETRAFINDA DOLANANLARI VALLAHİ ALLAH ÇARPACAKTIR! Yazdığı bir şiirinden dolayı şu an hakkında Kamu Davası açıldı. Gelin kendisine destek verelim! Bu gününde O'nu yalnız bırakmayalım ve hepimiz profilimize Ozan Ârif'imizin resmini koyalım! Var mısınız? Varız dediğinizi duyuyorum! Ahde vefa sahibi namus erlerine de bu yakışır! Allah cümlenizden razı olup sevdiklerinize bağışlasın! OZAN ÂRİF DÜŞMANLIĞI; Kısacası alçaklığın daniskası Ve en OROSPUCASI. 12 EYLÜL'ÜN O KARA GÜNLERİNDEN İBRETLİK BİR KESİT; Kahpelerin kol gezip baş aldığı böylesi karanlık bir zamanda daha henüz 18 indeki ülkücü gençlerimizin heyecanını, merak ve ürpertilerini bizzat görüp yaşadığım halde, bugün o günleri kelimelere dökmek çok zor. Ülkü ocağı- Ülkücü Gençlik Derneği Başkanlığı yapmam ve seminerler vermemden dolayı her gün onlarca genç iş yerime gelerek; ''Orhan Abi, bizi bitirdiler, koca Türkeş ve bütün büyüklerimiz zindanlarda. Bir daha bize hayat hakkı tanımazlar, ocak kurdutmazlar, partimiz olmaz. Ne yapacağız, bize kim sahip çıkacak, söylesene Abi'' diyerek içlerini döküyorlardı. Ben de gençlere, Çekinmeyin, rahat olun, bu da geçecek. Biz kutsal bir dava uğrunda mücâdele ettik, bu dava Allah'ın davasıdır ve Allah, davası uğruna savaşanları yalnız bırakmaz. Başınız dik olsun, iman dolu gönüllerde korkuya yer yoktur. Biz bu milletin fıtratından gelen bir fikrin mensuplarıyız. Fıtrat kaybolmaz ve hep var olacağız...'' şeklinde cesaret kazandırıp moral aşılamaya çalışıyordum. DERKEN BİR GÜN; Yurt dışında olan OZAN ÂRİF'İN kaçak kasetleri Türkiye'ye girmeye başladı. Ozan Ârif'in kasetleri benim adresime de gönderiliyordu. Her daim yanıma gelerek, ümitsizliklerini ifade eden gençlere bu kasetleri dağıtmaya başladım. Gece bir eve toplanarak kaseti sabaha kadar dinleyen gençlerin, sabah sokağa çıktıklarında ki o hallerini, dimdik bir asker gibi karın içeride, göğüs dışarıda yürüyüşlerini, korkudan sıyrılarak sert adımlarla volta atmalarını, hüzünden uzaklaşıp kahkaha atışlarını seyrettikçe namazımda ellerimi Allah'a açarak Ozan Ârif'e; ''Allah'ım, en karanlık ve ümidin kaybolduğu bir zamanda yazdığı şiir ve yaptığı kasetlerle gençlerimize yeniden şevk- heyecan- iman- cesaret- azim- ülkü şuuru kazandıran ve Türkeş'in tutsak alınıp lidersiz kaldığımız anda, Hızır olup şiirleriyle birlik ateşini yeniden yakan OZAN ÂRİF'in yar ve yardımcısı ol. Ey Allah'ım Ozan Ârif'i doğurup emziren, büyütüp Türk milletine armağan eden Anasından razı ol, o ananın nurunu ve huzurunu artır, Ya Şâfi ismin hürmetine Ozan Ârifimize şifa ver, Onu İslâm'ın hadimi Türk milletine bağışla'' diye dualar ediyordum. YA BUGÜN? Bugün gelinen noktada; Dün tek başına 12 Eylül zulmüne başkaldırarak, söylediği türkü ve yazdığı şiirleriyle, lidersiz kalmanın sonucu ortaya çıkan çözülmeye ve ümitsizliğe dur deyip son veren Ozan Ârif'in mübarek ve rahmeti Rahmana kavuşmuş ANASINA SÖVÜLÜYOR- YETMEDİ TÜRK'ÜN NAMUSUNU SAVUNDUĞU İÇİN MAHKEMELERE VERİLİP HAKKINDA DAVALAR AÇILIYOR. OZAN ÂRİF DÜŞMANI NURSUZLARA DERİM Kİ; Allah var, Kitap var, Hesap günü var, Bir de sizin gibiler için harlı CEHENNEM var! Dün, Ozan Arif, cesaretini yitirip moralmen çöken ülkücü gençliğe yeniden heyecan, cesaret ve birlik ruhu aşılarken, bugün MHP'nin kadrolarını yağmalayanlar o kara günlerde ortalıkta gözükmüyorlardı, hatta bazıları ''MORUK TÜRKEŞ'' diyerek, Türkeşsiz senaryoların peşindeydiler. NOT; Bu yazımı okuyan her kardeşim, her gün YA ŞÂFİ- YA ŞÂFİ diyerek Ozan Ârif'imizin sağlığı için dua etsin ve de evdeki hanımına, anne ve çocuklarına, dostlarına da dua etmelerini söylesin ki bir Türk ve Müslüman olarak namusumuza sahip çıkan Ozan Ârif’imize bizler de sahip çıkalım. ORHAN KILIÇOĞLU

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de