Üye Girişi

Üye Girişi

YAHU BU NE UTANMAZLIK!.. Artık bir vatandaş

Yazan  Ozan Arif
YAHU BU NE UTANMAZLIK!.. Artık YAHU BU NE UTANMAZLIK!.. Artık
YAHU BU NE UTANMAZLIK!.. Artık bir vatandaş olarak ben bu zizaklarınızdan illallah dedim inanın!.. Yani bir zamanlar Övdükleriniz, sonradan sövdükleriniz oldu hep! Meselâ birkaç tanesini hatırlatayım isterseniz; Kardeşiniz “Esat„ bir zaman sonra düşmanınız “Esed„ oldu... Bir zamanlar Orduya karşı sırtınızı dayadğınız Avrupa birliğine ve Avrupa birliği Ülkelerine şimdi; “Ey Almanya... Ey Hollanda... Ey Fransa... Ey Bilmem ne!..„ diye kafa tutmaya başladınız! Hatırlayın kurulduğunuz o yılları! Siyasete başlarken nerdeyse icazet alacak kadar önemsediğiniz, ama aradan birkaç sene geçince “Lütfen bizi klozete atıp ipimizi çekmeyin, hatta alın kullanın...„ diyecek kadar araya ricacılar koyduğunuz Zapsu‘larınızı hatırlayın... Bu halleriniz zihinlerde tazeliğini korurken şimdi bakıyoruz da Amerika‘ya bile afra -tafra pozlarına girdiniz... Israil‘le hakeza yine aynı!.. Bakıyoruz bir dostsunuz bir düşmansınız... Rusya ile dahi baksana hem uçak düşürüyorsunuz hem işi pişiriyorsunuz!.. Fetö ile nikahsız yatağa giren de sizsiniz, şimdi fetö ile mücadele pozları veren de hatta hesabınıza gelmeyene Fetöcü damgası vuran da sizsiniz!.. “Öcalan„ denen yılanı “Sayın„ yapan da, mektuplarını megi megri fon müziği ile Diyarbakırlar‘da okutan, alkışlatan da siz... Şimdi Terörist başı diye yırtınan da siz... Pkk ile bile Oslo‘larda aşk başlatan, Açılım-saçılım diye dağdan piçleri şehire indiren, "Kandil domuzlarını" Habur sınır kapısında davul-zurna ile karşılatan ama şimdi de kendini Pkk ile mücadele eden tek hükümet gibi gösteren yine siz... Barzani denen secereli Türkiye düşmanını, bir sınır karakolu komutanımızla bile zor görüşürken başımıza çıkartan, bu eşkıya bozmasını, Türkiye‘ye davet edip ayağına rankli halılar sererek karşılayan, karşılamakla da kalmayıp ona sahnede söz veren, söz vermekle de kalmayıp taraftarlarınıza, “Türkiye seninle gurur duyuyor..„ diye tezahürat yaptıran, hatta paçavrasını bir devlet bayrağı gibi Türkiye‘de göndere çektiren kendiniz iken, şimdi Barzani denen soysuzu öcü ilan eden yine kendinizsiniz... Daha sayayım mı? Daha fazla saymama gerek yok zaten... Üstelik ülkemize bütün bu tezatları yaşatırken kendinde hiç kabahat bulmayan, hatta kabahat bulmadığı gibi bu tezatlarla bile oy toplayacak kadar yüzsüzleşip, bu milleti ne yapıp yapıp kandırmanın yolunu bulan yine siz!.. Yalan mı? Her kıvırmanızı reye tahvil hesaplarıyla yapmıyor musunuz? ..... İşte buyurun! Şimdi de tutturdunuz bir “TEOG„ tantanası... Milli Eğitim Şura‘sının yani işin ehli olanların, daha açıkcası pedegogların, psikolokların, sosyologların hepsinden daha önemlisi uygulayıcı olan öğretmenlerin karar vermesi gereken bir konuda, kendini her şey sanan bir Parti başkanı diyor ki; “Ben TEOG‘u kaldırdım..„ bu sizce biraz tuhaf değil mi? Milli Eğitim Bakanın direk kendini ilgilendiren bu konuda, sorulanlara cevap vermekten kaçması, ortalıkta badi badi dolaşan şaşkın ördek görüntüsü vermesi sizce normal mi? Hele hele şu Başbakan‘ın sağ eline mikrofonu alıp, (solak herhalde ki!) sol elini de öğrencilerin gözüne sokarcasına sallayarak sahneden o çocuklarımıza; - TEOG sizin uykularınızı kaçırdı değil mi? - Biz sizin uykularınızın kaçmasını ister miyiz? - Şimdi size soruyorum, TEOG kalksın mı? - Şimdi bir daha soruyorum TEOG kalksın mı? sorusuna güler misin, ağlar mısın?! Arkadaş bu sistemi ben mi getirdim?! Yahu bunu getiren de sizsiniiiiz, götüren de sizsiniz! O çocuklara getirirken sordunuz mu da, şimdi götürürken soruyorsunuz? İşiniz gücünüz siyasi artistlik! Artistlik yapacağınıza çıkıp delikanlı gibi; “Arkadaş bu TEOG denen rezaleti biz getirdik, biz getirdik ama, gördük ki, bu sistem meğerse çok yanlış bir sistemmiş, şimdi sizden özür dileyerek bu sistemi yürürlükten kaldırıyoruz..„ desenize... Diyemezsiniz... Diyemezsiniz çünkü siz Milletten özür dilemeye deği bu Milleti çok ustaca kandırmaya alışmışsınız! Milli Eğtimde ateşle oynadınız! Geleceğimiz olan bir neslin yüreği cayır cayır yanarken siz o yanan yüreklerin ateşinde halâ piponuzu ateşlemeye uğraşıyorsunuz! Kendi eşeğinizi öldürüyor, öldürdüğünüz kendi eşeğinizin nalından bile siyasi fayda sağlamaya çalışıyorsunuz! Yani “nasıl her şeyi oya çeviririz„ hesabından başka bir derdiniz yok! Kendi hatalarınızı bile reye tahvil etmeye öyle alışmışsınız ki, artık bu haliniz (bırakın beni veya benim gibileri) size oy vermesine rağmen, işin farkında olanları dahi adeta tiksindiriyor... Cenap Şahabettin‘in bir sözü var, aklımda kaldığı kadarıyla diyor ki; “Bazıları tapmak için put yapar... Bazıları taşa tutmak için put yapar„ Yeter Artık! Bırakın bu put yapmayı!.. Bırakın kendi yaptığınız putları rey toplamak için taşa tutmayı!.. Bu ayaklar koktu artık: Bu ayak oyunlarınız da, kabak tadı verdi kabak... At çalarak Üsküdarı geçseniz bile, Yolun sonu görünüyor haberiniz olsun! Ozan Arif 19 Eylül 2017 Samsun

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de