Üye Girişi

Üye Girişi

KARA EYLÜL!..

11 Eyl 2017

Yarın 12 Eylül...
Benim “Kara Eylül„ dediğim tarih...
Ha "neden Kara Eylül?" diyecek olanlar vardır.

Çünkü dıştan bakınca;
12 Eylül 1980 öncesi memleketin her yeri kan gölüydü...
Ülkücülerle, komünistlerin çatıştığı, 3 rey daha fazla alabilme uğruna Alevi-Sünni kavgalarının körüklendiği, hergün vatanın her köşesinde gerek sağdan, gerek soldan genç genç cenazelerin kalktığı, karanlık mihrakların at oynattığı bir dönemi durdurması hasabiyle hayırlı bir iş gibi görünen 12 Eylül 1980 darbesine, neden “Kara Eylül„ diyor ki bu Ozan Arif diye aklından geçirenler olabilir...

Kısaca arzedeyim;
Bu tesbit işin iç yüzünü bilmeyenler için doğru olabilir! Ama o akan kan, 12 Eylül 1980 öncesi de aynı imkanları elinde tutan 12 Eylül cuntası, yani Kenan Evren ve darbeci diğer generaller tarafından daha önce durdurulabilir ve binlerce vatan evladına, genç genç ana kuzularına da yazık olmazdı...
O dönemler Ülkü Ocaklarının devlet organlarını adeta uyaran şu sloganını hatırlıyorum;
“Eller silah değil, kalem tutmalı..„
Bu sese bari kulak verip önce davransalar o memleket evlatlarına yazık olmazdı...

Ama 12 Eylül Cuntası o zamanlar oralı bile olmadı...
Tam aksine körükledi körükledi!

İşte buyurun bir anektot:
Sonradan Cuntanın en zengin generallerinden biri olan Türk Hava Kuvvetleri Komutanı T.Şahinkaya, makam odasından öğrenci olaylarını seyrediyor.

Arkasında duran yaverlerinden biri;
“Komutanım bu işe bir dur demek lazım gençler birbirini kırıyor„ deyince,
“Bırakın kırsınlar!.. Kırsınlar ki, biz gelince ne kadar haklı olduğumuzu, halk daha iyi anlasın..„ diyecek kadar zalimleşiyorlar...

İşte zihniyet bu idi bu...
İşte onların derdi senin-benim evladımızın akan kanı değil, geldiklerinde halka “iyi ki geldiniz..„ dedirtmekti ve öyle de oldu.

Şimdi ben buna "Ak Eylül"mü demeliyim yani?

Sonra sadece bu kadar mı?
Bu kadar olur mu? Yüzlerce örnek verebilirim!
Ancak ne değiştirir ki?

...............

Hele hele bunların başını çeken o K.Evren denen zalimin zihniyetine bakın;

12 Eylül Darbesi yapılmış...
Her şey artık onların kontrolü altında...
“Asmayalım da besleyelim mi yani?„ nutukları atan Kenan Evren‘in önüne Şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu‘nun dosyası ve dosya ile birlikte bilgileri geliyor...

Mustafa Pehlivanoğlu, 12 Eylül'de Kenan Evren ve darbeci ekibin mahkemelerinde yargılanıp 7 ekim 1980 Ankara Ulucanlar Cezaevi‘nde idam edilen ilk ülkücü...
(Sonradan arkası geldide geldi...)

Mahkemenin idam kararının ardından, Pehlivanoğlu'nun olayda silah kullanmadığı tespit edilmesine, idam kararının durdurulması gerekmesine rağmen o Kenan Evren denen soysuz elinin tersiyle idamı durdurma girişimlerinin hepsini kenara itip;
"Bana da öyle bilgi geldi. Ama artık çok geç infazdan dönemeyiz." diyebiliyor...

Bunları ben uydurmuyorum..
Bunları daha geniş olarak idam kararını veren Sıkıyönetim Mahkemesi hakimlerinden "Ali Fahir Kayacan"ın daha sonra anlattığı anılarında okuyabilirsiniz...
Ali F.Kayacan Mustafa Pehlivanoğlu'nun asılan solcu Necdet Adalı'ya denge olsun diye haksız yere idam edildiğini açık açık belirtiyor...

.............

İşte Ülkücü Şehit Mustafa Pehlivaoğlu'nun ailesine gönderdiği,
Başbakanken Erdoğan'ın da kendi meşrebine göre “Milliyetçilik yaşar„ bölümünü çıkararak, mecliste okuduğu o satırlar:

Şimdi gelin şu satırları riya için, şow için değil, samimi duygularla bir de siz okuyun...

..........................

''Sevgili Anneciğim ve Babacığım,

sizler beni bu yaşıma kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz benim sizlere karşı işlemiş olduğum hataları ve suçları af edin, hakkınızı helal edin. Ben sizlerin bir evladı olarak bugüne kadar Cenab-ı Allah’ın ve onun resulü yüce peygamberimizin yolundan ayrılmadım, fakat Cenab-ı Allah alın yazımızı böyle yazmış. Ne yapalım, kader neyse onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi bir an önce Cenab-ı Allah’ın huzuruna çıkacağım. Eğer benim günahım varsa Cenab-ı Allah’ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok benim günahım yok ise, beni bir yanlışlık sonucu idam cezası veren ve idam edinen kişiler Allah’ından bulsunlar.

Şunu hiç bir zaman unutmasın ki, Mustafalar ölür fakat milliyetçilik fikri ve mücadelesi ölmez. Yaşasın yolunda vermiş oldum ve kellemi verdiğim Türk milliyetçiliği. Bizim zaferimiz yakındır. Zafer her zaman Cenab-ı Allah’a inananlarındır. Bunun içİn hiç üzülmeyin. Cenazenin arkasından ağlamak günahtır. Sizden ricam ağlamayın. Anne sizlerle helalleşmek isterdim fakat olmadı. Kader böyleymiş, ne yapalım. Bu yüzden benim hakkım hepinize helal.

Sizler de hakkınızı helal edin. Son olarak abime ve bacıma selam eder haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder Cenab-ı Allah’tan mutlu ve neşeli bir yuva kurmasını dilerim.

Mustafa

Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin

...........................

Şimdi neden Kara Eylül dediğimi merak eden kaldı mı acaba?

Eğer halâ kaldıysa...
O Kara Eylül‘ü ve zalimlerini yarın değerlendirecek olan tarihe manzumelerle ışık tutsun diye 1987'de kaleme aldığım “Bir Devrin Destanı„ adlı kitabımda bulunan aşağıdaki destanı okusunlar...
Belki faydası olur!
Yine de anlamazlarsa ben ne yapayım?


11 Eylül 2017,
Samsun

...........................

BEN ON İKİ EYLÜL‘ÜN NESİNİ SEVECEĞİM?

Kaç yıl oldu “Oniki Eylül„ oldu olalı,
İdareyi bu beyler ele aldı alalı,
Senelerdir dinledik tantanayı, mavalı,

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Seven sevsin arkadaş, sevene de karışmam,
Alkışlayan alkışlar, övene de karışmam,
Önce sevip sonra diz dövene de karışmam!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Sahi niçin gelmişti oniki eylül, niçin?
Cümle alem bilir ki; anarşi terör için,
Hepsi yine tastamam, buyrun burdan için!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Dün Ülkücü vuranlar, bugün asker vuruyor,
Hemi de tek tek değil, jemse jemse kırıyor!
Gün geçtikçe anarşi daha da kuduruyor,

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Soruyorum; Oniki eylül neye yaradı?
Herifler İstanbul‘da karakolu taradı,
Ülkücüyü ezmekmiş deyyusların muradı!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Güneydoğu kan gölü, kan ağlıyor taş toprak,
Köyler yasa bürülmüş, ırganmıyor dal yaprak,
Ülkücüde yok şimdi, bundan sonra sen gör bak!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Ülkücü yok dediysem, varım ama sessizim,
Ocağımı yıktılar(!), yuvasızım, ıssızım,
Bunlar ile helaya gidersem namussuzum!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

İkide bir denen şu; “eşkiya kazınacak„
Komunist de demezler, dürzülere bak bak bak!
Çünkü öyle deseler itibar sarsılacak!..

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Silahlar dağıtıldı tutuşunca etekler,
Komunist gelir diye bundan sonra kim bekler?
Anlasın kıymetini Ülkücü‘nün köpekler!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Ne değişti hemşerim, anarşi var, örgüt var,
“Süleyman„ yok ta şimdi, beslemesi “Turgut„ var,
“Yeğen Yahya„ yerine “ağbeyimiz Korkut„ var!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Köşkün eski sahibi malum; Fahri Korutürk,
Şimdi ki Türk‘de değil, yarı Hırvat, yarı Türk(!)
Gelen çoban oluyor, nasıl olsa sürü Türk!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Türk-İslam diyenleri zulümle yıldırdılar,
Milliyetçi Hareket komayıp kaldırdılar,
Bir irtica tutturup İslam‘a saldırdılar,

Ben 12 Eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim!..

Benim bacım türbanla mektebine gidemez,
Onların ki çırçıplak, hiç kimse bir şey demez!
Biz de mümin rum kadar hür ibadet edemez!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Neymiş te Türkiye; hızla gelişmiş hızla,
Gelişmede ölçü ne? Ölçü çikita muzla!
O zaman Uganda‘da gelişme daha fazla!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Dünya zaten devamlı gelişme halindedir,
Bizde ki gelişmenin sürati, hızı nedir?
Adımız; hala yine geri kalmış ülkedir,

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Kandırdılar hemşerim, kandırdılar vatanı,
Yeyip, içip ceplere indirdiler vatanı,
“Kel Ali‘nin bağı„na döndürdüler vatanı!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Şu oniki eylül‘süz çalışma olmaz mıydı?
Yerinde mi dururdu, gelişme olmaz mıydı?
Hiçbir şeye el sürme ilişme olmaz mıydı?

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

İstatistik rapor bu, bakın şimdi bu işe;
Seksende elli binmiş vesikalı fahişe,
Bugün tam yarım milyon, hep dolmuş kıyı-köşe,

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Vesikalı bu ise peki vesikasızı?
Onlar hızlı sosyete(!) dersem asarlar bizi!
Kimi bakan dostudur, kimi başbakan kızı!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Allah zeval vermesin, vatana ve devlete,
Benim sözüm oniki eylül denen illete!
Yapanları şikayet ediyorum millete,

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Acım millet içindir, millet anlar acımı,
Terkeyledim yurdumu, gardaşımı, bacımı,
Ben ölürsem oğluma miras koydum öcümü!

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...

Biliyorum ben bunu, bunlar tuzak kuracak!
Bunlar Ozan Arif‘i ya asıp, ya vuaracak,
Asarlarsa asanlar son sözümü soracak;

Ben oniki eylül‘ün nesini seveceğim,
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim...


Frankfurt am Main, 21 Ağustos 1987

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de