Üye Girişi

Üye Girişi

KARA EYLÜL!.. Yarın 12 Eylül... Benim “ Kara

Yazan  Ozan Arif
KARA EYLÜL!.. Yarın 12 Eylül. KARA EYLÜL!.. Yarın 12 Eylül.
KARA EYLÜL!.. Yarın 12 Eylül... Benim “ Kara Eylül „ dediğim tarih... Ha "neden Kara Eylül?" diyecek olanlar vardır. Çünkü dıştan bakınca; 12 Eylül 1980 öncesi memleketin her yeri kan gölüydü... Ülkücülerle, komünistlerin çatıştığı, 3 rey daha fazla alabilme uğruna Alevi-Sünni kavgalarının körüklendiği, hergün vatanın her köşesinde gerek sağdan, gerek soldan genç genç cenazelerin kalktığı, karanlık mihrakların at oynattığı bir dönemi durdurması hasabiyle hayırlı bir iş gibi görünen 12 Eylül 1980 darbesine, neden “Kara Eylül„ diyor ki bu Ozan Arif diye aklından geçirenler olabilir... Kısaca arzedeyim; Bu tesbit işin iç yüzünü bilmeyenler için doğru olabilir! Ama o akan kan, 12 Eylül 1980 öncesi de aynı imkanları elinde tutan 12 Eylül cuntası, yani Kenan Evren ve darbeci diğer generaller tarafından daha önce durdurulabilir ve binlerce vatan evladına, genç genç ana kuzularına da yazık olmazdı... O dönemler Ülkü Ocaklarının devlet organlarını adeta uyaran şu sloganını hatırlıyorum; “ Eller silah değil, kalem tutmalı.. „ Bu sese bari kulak verip önce davransalar o memleket evlatlarına yazık olmazdı... Ama 12 Eylül Cuntası o zamanlar oralı bile olmadı... Tam aksine körükledi körükledi! İşte buyurun bir anektot: Sonradan Cuntanın en zengin generallerinden biri olan Türk Hava Kuvvetleri Komutanı T.Şahinkaya, makam odasından öğrenci olaylarını seyrediyor. Arkasında duran yaverlerinden biri; “ Komutanım bu işe bir dur demek lazım gençler birbirini kırıyor„ deyince, “ Bırakın kırsınlar!.. Kırsınlar ki, biz gelince ne kadar haklı olduğumuzu, halk daha iyi anlasın.. „ diyecek kadar zalimleşiyorlar... İşte zihniyet bu idi bu... İşte onların derdi senin-benim evladımızın akan kanı değil, geldiklerinde halka “ iyi ki geldiniz..„ dedirtmekti ve öyle de oldu. Şimdi ben buna "Ak Eylül"mü demeliyim yani? Sonra sadece bu kadar mı? Bu kadar olur mu? yüzlerce örnek verebilirim! Ancak ne değiştirir ki? ............... Hele hele bunların başını çeken o K.Evren denen zalimin zihniyetine bakın; 12 Eylül Darbesi yapılmış... Her şey artık onların kontrolü altında... “Asmayalım da besleyelim mi yani?„ nutukları atan Kenan Evren‘in önüne Şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu‘nun dosyası ve dosya ile birlikte bilgileri geliyor... Mustafa Pehlivanoğlu, 12 Eylül'de Kenan Evren ve darbeci ekibin mahkemelerinde yargılanıp 7 ekim 1980 Ankara Ulucanlar Cezaevi‘nde idam edilen ilk ülkücü... (Sonradan arkası geldide geldi...) Mahkemenin idam kararının ardından, Pehlivanoğlu'nun olayda silah kullanmadığı tespit edilmesine, idam kararının durdurulması gerekmesine rağmen o Kenan Evren denen soysuz elinin tersiyle idamı durdurma girişimlerinin hepsini kenara itip; "Bana da öyle bilgi geldi. Ama artık çok geç infazdan dönemeyiz." diyebiliyor... Bunları ben uydurmuyorum.. Bunları daha geniş olarak idam kararını veren Sıkıyönetim Mahkemesi hakimlerinden "Ali Fahir Kayacan"ın daha sonra anlattığı anılarında okuyabilirsiniz... Ali F.Kayacan Mustafa Pehlivanoğlu'nun asılan solcu Necdet Adalı'ya denge olsun diye haksız yere idam edildiğini açık açık belirtiyor... ............. İşte Ülkücü Şehit Mustafa Pehlivaoğlu'nun ailesine gönderdiği, Başbakanken Erdoğan'ın da kendi meşrebine göre “Milliyetçilik yaşar„ bölümünü çıkararak, mecliste okuduğu o satırlar: Şimdi gelin şu satırları riya için, şow için değil, samimi duygularla bir de siz okuyun... .......................... ''Sevgili anneciğim ve babacığım, sizler beni bu yasa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz. Benim sizlere karşı islemiş olduğum hataları ve suçlarımı affedin. Hakkınızı helal edin. Ben sizlerin bir evladınız olarak, bugüne kadar Cenab-ı Hakk'ın ve Onun Resulünün, Yüce Peygamberimizin yolundan ayrılmadım. Alın yazımız böyle yazılmış. Kader ne ise onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi bir an önce Allah'ın huzuruna çıkacağım. Eğer benim günahım varsa Cenab-ı Allah'ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok, bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah'tan bulsunlar. Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa'lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah'a inananlarındır. Bunun için hiç üzülmeyin. Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın. Anne, sizlerle helalleşmek isterdim, fakat olmadı. Hakkım varsa, hepinize helal olsun, siz de helal edin. Son olarak, abime, yengeme, yiğenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, Cenab-ı Allah'tan mutlu bir yuva kurması için ona yardımcı olmasını dilerim. Oğlunuz Mustafa „ ........................... Şimdi neden Kara Eylül dediğimi merak eden kaldı mı acaba? Eğer halâ kaldıysa... O Kara Eylül‘ü ve zalimlerini yarın değerlendirecek olan tarihe manzumelerle ışık tutsun diye 1987'de kaleme aldığım “Bir Devrin Destanı„ adlı kitabımda bulunan aşağıdaki destanı okusunlar... Belki faydası olur! Yine de anlamazlarsa ben ne yapayım? Ozan Arif 11 Eylül 2017 Samsun ........................... BEN ON İKİ EYLÜL‘ÜN NESİNİ SEVECEĞİM? Kaç yıl oldu 'On iki Eylül' oldu olalı, İdareyi bu beyler ele aldı alalı, Senelerdir dinledik tantanayı, mavalı, .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Seven sevsin arkadaş sevene de karışmam, Alkışlayan alkışlar, övene de karışmam, Önce sevip sonra diz dövene de karışmam! .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Sahi niçin gelmişti "On iki Eylül" niçin? Cümle alem bilir ki anarşi, terör için... Hepsi yine tastamam buyurun burdan için! .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Dün Ülkücü vuranlar bugün asker vuruyor, Hemi de tek tek değil, cemse cemse kırıyor, Gün geçtikçe anarşi daha da kuduruyor, .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Soruyorum 'On iki Eylül' neye yaradı? Kahpeler İstanbul'da karakolu taradı, Ülkücüyü ezmekmiş bu beylerin muradı, ......Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Güneydoğu kan gölü, kan ağlıyor taş toprak, Köyler yasa bürünmüş ırganmıyor dal, yaprak, Ülkücü de yok şimdi, bundan sonra sen gör bak!.. .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Ülkücü yok dediysem varım ama sessizim, Ocağımı yıktılar yuvasızım, ıssızım, Bunlar ile helaya gidersem namussuzum, .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. İki de bir denen şu: 'Eşkıya kazınacak' 'Komünist' de demezler dürzülere bak bak bak! Çünkü öyle deseler itibar sarsılacak! .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Silahlar dağıtıldı tutuşunca etekler, Komünist gelir diye bundan sonra kim bekler? Anlasın Ülkücünün kıymetini köpekler, .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Ne değişti hemşerim? Anarşi var örgüt var, "Süleyman" yok da şimdi beslemesi "Turgut" var 'Yeğen Yahya' yerine ağbeyimiz "Korkut"var! .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Köşkün eski sahibi kimdi? "Fahri Korutürk" Şimdi ki Türk de değil yarı Hırvat, yarı Türk! Gelen çoban oluyor nasıl olsa sürü Türk, .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Türk-İslam diyenleri zulümle yıldırdılar, Milliyetçi Hareket komayıp kaldırdılar, Bir irtica tutturup İslam'a saldırdılar, .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Benim bacım türbanla mektebine gidemez, Onların ki çırçıplak hiç kimse bir şey demez! Bizde mümin Rum kadar hür ibadet edemez! .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Neyimiş de Türkiye hızla gelişmiş hızla, Gelişmede ölçü ne? Ölçü 'Çikita' muzla O zaman Uganda'da gelişme bizden fazla, .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Dünya zaten devamlı gelişme halindedir, Bizdeki gelişmenin sürati hızı nedir? Adımız halâ yine geri kalmış ülkedir, .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Kandırdılar hemşerim kandırdılar vatanı, Yiyip, içip ceplere indirdiler vatanı, Kel Ali'nin bağına döndürdüler vatanı .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. İstatistik rapor bu şimdi bakın şu işe; Seksende otuz bin'miş vesikalı fahişe... Bu gün tam çeyrek milyon hep dolmuş kıyı, köşe .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Vesikalı bu ise peki ya vesikasızı!? Onlar hızlı sostyete dersem asarlar bizi, Kimi bakan dostudur, kimi başbakan kızı, .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Allah zeval vermesin vatana ve devlete, Benim sözüm Oniki Eylül denen illete, Yapanları şikayet ediyorum millete, .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Acım millet içindir, millet bilir acımı, Terk eyledim yurdumu, gardaşımı, bacımı, Ben ölürsem oğluma miras koydum öcümü, .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Biliyorum ben bunlar, bunlar tuzak kuracak, Bunlar Ozan Arif'i ya asıp, ya vuracak! Asarlarsa asanlar son sözümü soracak; .....Ben 'Oniki Eylül'ün nesini seveceğim, .....Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Ozan Arif 21 Ağustos 1987 Frankfurt

Arif'çe

  • SİYASET VE YALAKALIK!
    Yazan
    SİYASET VE YALAKALIK! 1985 veya 86’nın başlarıydı. Benim vatanıma gelemediğim yıllardı. Başbuğumuz 12 Eylül’cü Mahkemelerin verdiği keyfi kararlarla 4 sene 7 ay içerde tutulmuş sora hürriyetine kavuşarak, Almanya’ya gelmişti.
    Yazan Pazartesi, 10 Eylül 2018 09:43 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de