Üye Girişi

Üye Girişi

HAC‘CIN VE HACILIĞIN İÇİNİ BOŞALTMAK!..

Yazan  Ozan Arif
HAC‘CIN VE HACILIĞIN İÇİNİ BOŞALTMAK!.. Sağına bak din alimi... Soluna bak din alimi... Hülasa her nereye dönsen din adına ahkam kesenden geçilmiyor! İlmi ile amil olanlardan, yani özü sözüne uyan alimlerimizden Allah razı olsun. Tabi ki onları tenzih ediyorum. Zira onlardan bütün müminler gibi ben de yararlanıyorum. Esasında saham olmadığı için dinȋ konularda bilip-bilmeden konuşmayı sevmem. Hatta bilip bilmeden konuşan tiplerden de hiç hoşlanmam... Ancak bildiğimi sandığım konularda gerektiğinde sessiz kalmaktan da pek hoşlanmam. Bugün anlatmak istediğim şu; Yukarıda bahsettiğim ilmi ile amil olan yani özü, sözü bir olan alimlerden dinlediğim ve okuduklarımdan öğrendiğim kadarıyla şu iklimine girdiğimiz “Hac„ mevsimi daha doğrusu hac ibadeti konusuyla ilgili düşüncelerimi arzetmek istiyorum. İnşallah hata yapmam. Demek istediğim o ki; Bu kadar caminin, bu kadar hocanın, bu kadar alim geçinenlerin bol olduğu hatta bu kadar iletişimin dolayısıyla öğrenmenin kolay olduğu bu devirde bile halkın hac için yeteri kadar bilgi sahibi olmadığını, gerekli şartları bilmediğini görüyorum. Çünkü geçim vasıtası olan malını, davarını, ineğini satan, hatta borçlanarak, kredi çekerek torunu tahsil parasına muhtaçken, hacca gidenleri duyuyor, duymakla da kalmıyor bazen bizzat görüyorum. Bu tiplerden o mübarek yerlerden dönünce maduriyet içinde olanlara, ondan-bundan para isteyenlere bile rastladım. Benim düşünceme göre nasıl ki şartları oluşmadan diğer ibadetler olmazsa, şartları oluşmadan yapılan haccın da nafile ibadet statüsünden ileri gitmeyeceğini sanıyorum. Bunun hacılık değil tam aksine hacılığın içini boşaltmak olduğunu düşünüyorum. Hacca gidilmeli mi? İslamın beş şartından biri olduğuna göre, tabi ki gidilmeli... Gidilmeli ama üzerine şart olan şekli vatandaşa iyi anlatılmalı, hem vatandaşın hem de memleketin milli ekonomisinin zarar görmemesi için önemle gayret gösterilmelidir. Yani hocalarımızın camilerde Hac‘cı rant kapısı haline getirenlere hizmet için, kim daha fazla hacı toplayacak yarışına değil de, her sene hac‘cı hakkıyla idrak eden, kim daha şuurlu hacı eğitecek yarışına girmeleri gerekir! Memleketine döndüğünde dilenecek duruma düşecek kadar yoksulluk yaşayan, veya tam tersi; Köyünün yol, su, okul derdine beş kuruş katkıda bulunmamış, bir muhtacın bir yoksulun elinden tutmamış, bırak başkasını, cimriliği veya düşüncesizliği yüzünden kendi oğlunu, kızını bile evlendirmemiş, ama desinler için, hac yolunu su yoluna çevirmiş şov hacılarına çok rastladım çok... Dahası var, son senelerde o mübarek yerde, Sudi‘lerin yaptığı o mübarek mekanı bile gölgesinde bırakan yüksek binalardan devre-mülk alıp penceresinden Kâbeyi arkasına alarak zelfie fotoğraf çektirenlere siz bile rastlamışsınızdır. ... Hatta bir keresinde Frankfurt hava alanında market sahibi bir tanıdığıma rastladım. Dedim ki; Nereye? Dedi ki; İnşallah hac‘ca.. Dedim ki; Ama benim bildiğim kadarıyla sen daha önce gitmiştin değil mi? (Şöyle etrafındakileri süzüp bir değişik havalara girerek) Dedi ki; Bu yedinci Ozanım! (Bir an için duraladım, dilimin ucuna geleni, yani gerekeni demekten vaz geçtim!) Ama sordum; Bu yanındaki arkadaşlar kim? Dedi ki; Onlar benim marketin müşterileri... Şöyle baktım baktım... Allah kabul etsin deyip yanlarından ayrıldım... Dilimin söylemediğini bakışım söylemiş olacak ki, arkam dan yetişip; - Ozan‘ım manalı baktığının farkındayım... Sonra konuşuruz bu işler böyle yürüyor ne yapalım demesin mi!!! İşte o zaman o gitti, ama ben ayak üstü dondum kaldım. O yüce Peygamberimizin sözü geldi aklıma! “ İslam garip geldi, garip gidecek..„ İster istemez o yüce Resul‘ün hayatından okuduğum kesitler geçti gözümün önünden. Kesitler derken ibret levhaları ibret... Siz de bilirsiniz Veysel Karanȋ Hazretleri Yemen‘den gelmiş, ama Peygamberimizi ziyaret etmek ona nasip olmamıştır. Ama Peygamberimizin kendisine hırkasını bırakacak kadar kıymet verdiği, sevgisini söyleyecek kadar değer verdiği biri olmuştur. Bu örneğin yanı sıra yine biliyorsunuz ki, nice müşrikler, nice kâfirler, nice ateşe, puta tapanların reisleri gerek ticari sebeplerle, gerek elçilik gibi vazifelerle Hz.Peygamberimizi ziyaret etmişler ama hiç bir his veya manevi bir rütbe edinemeden yani nasiplenemeden geri dönmüşlerdir. Sözü biraz fazla uzattım ama aynen bu örneklerde olduğu gibi; Hacı olacak imkanı veya ortamı bulamadığı halde, insanlık için elinden geleni yapmış, elinden geldiğince, gücünün yettiğince herkese yardım etmeye çalışmış daha doğrusu Habib‘in istediği bir mümin gibi hayat süren insanlarla, Hayatı hep riya, gösteriş hata alavere-dalavere ile geçen, kendi çıkarlarından başka hiç bir şey düşünmeyen bu halleriyle hacılık sevdasına düşenler arasındaki farkı nasıl izah edebiliriz? Bunlar ateşle su gibi birbirinden çok farklı varlıklar değil midir? Meramımı anlatabildim mi? bilmiyorum ama, yazımı bitirirken, şu hac mevsiminde hac yoluna çıkanlara duam şu olsun; Onları Ailesine, Vatanına, Milletine, İnsanlığa hizmetini hakkıyla yaparak vicdanı rahat hac yapanlardan eylesin Cenab-ı Allah... Çünkü bu şartları yerine getirerek hac yapanlara ne mutlu. Neden biliyor musunuz? Nedenini gelin Hz. Abdulkadir Geylanȋ söylesin! O mübarek diyor ki; “ Hac edecekler bilmelidirler ki, zahirdeki (yani görünen) Kâbe‘nin ziyarete gelecek kullar için temiz olması kadar, gelen kulların kalb kâbeleri de Hak‘kın nazarı için tertemiz vicdanları rahat olmalıdır..„ Hele Hz.Ali... O Allah‘ın aslanı ne diyor bakın; “ İnsanlara faydalı olmayanlar ölüler arasında sayılırlar, cesetlere ise Hac farzı yoktur..„ Anlatmak istediğimi daha halâ anlamayan varsa, ben ne yapayım be kardeşim? Demek ki vermemiş Mabut! Ozan Arif 20 Ağustos 2017 Samsun

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de