Üye Girişi

Üye Girişi

KAHPELİK VAR TAMAM DA, KAHPELER KİM? “Erciyes

Yazan  Ozan Arif
KAHPELİK VAR TAMAM DA, KAHPELER KAHPELİK VAR TAMAM DA, KAHPELER
KAHPELİK VAR TAMAM DA, KAHPELER KİM? “Erciyes Türk Kurultayı„nın engellenişini size duyururken, Bir yandan kimyasal tedavinin tesiri, bir yandan canımın sıkıntısı, moralimin bozukluğu ile; “ÖZÜR...TEŞEKKÜR…VE KAHPELİKLER!„ başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Halâ sayfada duruyor. Okumayan varsa sayfadan kolayca bulup okuyabilir... Yazının başlığında ki “ Ve Kahpelikler!„ kısmı bazı arkadaşların dikkatini çekmiş olsa gerek ki bana özelimden yazarak; - Arif Ağabey kahpelik olduğunu biliyoruz... Kahpelik var tamam da, Kahpeler kim kahpeler?... diye soruyorlar! Sormayı bırak, keşke onu da yazsaydın diye sitem bile ediyorlar. Vallahi kardeşim, hani bir türkü var ya “ Dert bir değil Elvan... Elvan...„ Aynen onun gibi kahpe de bir tane değil ki, hangisini sayayım? ............ Malumunuz Başbuğ‘un vefatının 1-2 sene sonrasında o Erciyes kurultayını, Başbuğ‘umuzun koltuğuna oturan zat ve o zaman ki avanesi iptal etti... Hemde gülünç ve asılsız sebepler ileri sürerek iptal etti! Meselâ; Önce “Çim kenesi„ bahane ettiler... Arkasından Başbuğ‘umuzun vasiyeti dediler... Halbuki vasiyet-masiyet olmadığını biliyoruz... İnandırmak için de rakamlara anlam yükleme pisikopatlıklarını kullanarak; Tarihte kurulan 16 Büyük Türk devletine karşılık 16 kere yapılmış mış... Başbuğ‘umuz sağlığında kime demiş ise “artık 17-18‘inciyi yapmayın„ demiş... Onun için iptal etmişler... Tabi bu yalana da inanmadı ülkücüler... Bu sefer sokaktaki terörü, yere gömülen bombaları bahane ettiler. Hatta şehirlerde ki terör patlamalarının arkasından; “ Ya işte bizim Erciyesi neden iptal ettiğimizi anlayın „ manasına gelen beyanatlar bile verdiler... Ama kendileri istedikleri yerlerde insanlarımızı topladılar, bağıra bağıra mitingler yaptılar... Onların insanlarımızı topladıkları yerler zırhlı meydanlar mıydı acaba onu bilmiyorum!!! Hülasa hep böyle sudan sebeplerle Başbuğ‘umuzdan yadigar ne kadar ülkücüleri buluşturan faliyet varsa, O bütün Türk Cumhuriyetlerinin katıldığı Kurultaydan tutun da, yılların geleneği 3 Mayıs Türkçüler Bayramı‘na, Erdemli Türkmen Şöleni‘ne, Bursa Koca Yayla şenliğine, Erciyes Türk Kurultayına varıncaya kadar, daha aklıma şu an gelmeyen nicelerini bir bir lavvettiler... Yok ettiler yok... Hemen normal olarak akla şu soru geliyor!.. Peki neden? Hangi akıl böylesine başkalarının o zamanki para ile, milyonlar dökerek yapamayacağı bu canım faliyetleri, hem de gönüllü kitlelerin kendi masraflarını kendileri karşılayarak oluşturduğu bu birlik ve beraberlik bayramlarını neden lavveder, neden kaldırır? Mesela; Erciyes dağının Tekir Yaylası‘nda her Ağustosun ilk pazarında Türkiyenin dört bir yanından hatta Türkiye dışından gelerek toplanan yüzbinlerce vatan evladının, zaman zaman sayıları bir milyonu bulan Ülkücülerin kime ne zararı vardı? Yahu bu bir kere siyaseten bir intihar değil midir? Bunu bir siyasetçi hangi akılla izah edebilir ki? Ben bunu çok düşündüm. İki sebepten başka sebep bulamadım! Gayet açık iki sebep; 1- Ülkücülerin sadece kendilerini tanımasını ama biribirlerini tanımamasını istememek. Onları birer kukla gibi görüp iplerinin sadece kendi ellerinde olmasını arzulamak. Eğer ülkücüler yanyana gelirse meşferet ederler, istişare ederler, fikirleşir ve doğruyu daha kolay bulurlar korkusu... İşte bu korku boğazına kadar yanlışın hatta ihanetin içine batmış yapıyı tedirgin etti ve etmeye de devam ediyor. 2- En bariz sebep de "Yuhalanma korkusu!.." Hatta siyasi linç edilme korkusu da diyebiliriz!.. Böylesine tabanıyla 180 derece zıt hareket eden, artık her samimi ve şuurlu ülkücünün nefretini kazanmış biri veya birileri Erciyes‘te her yıl toplanan bir milyon ülkücünün arasına rahat rahat girebilir mi? Veya salonlarda teşkilata olan bağlılıklarını istismar ettikleri, yani pavyon badigartı gibi kullandıkları, kendilerine muhalif olanların toplantılarını bile bastırdıkları çocuklarımızla, veya çevrelerinden hiç ayırmadıkları çakma kabadayılarıyla, salonlarda durumu kontrol ettikleri gibi, Erciyes'in Tekir yaylasında durumu kontrol edebilir mi? Edemezler!.. Etmeleri mümkün değildi!.. Oraya toplanan bir milyon ülkücü bir sabreder, iki sabreder, ama üçüncü de patlar, onları tükrüğü ile boğardı boğar... Başka hiç bir gerçeği önceden göremeyenler bu gerçeği önceden gördüler ve 57.Hükümet ortaklığı dedikleri rezaletlerinden hemen sonra Erciyes‘te ülkücülerin bir araya gelmesini engellediler. Ondan sonra da kapımız kilit tutmadı zaten! Koynumuzdaki yılanlardan başımızı kaldırıp da dışarı, dıştan gelecek tehlikelere bakamadık. Ve dışarıdan Türk deyince modul yemiş öküz gibi zıplayan tipler geldiler bu basiretsiz başçılarımız yüzünden, başımıza musallat oldular... Gelir gelmez de dağlarda ki “Ne mutlu Türküm diyene„ yazılarından tutun, mekteplerdeki çocuklarımızın söylediği “ Andımız„a kadar, resmi dairelerde ki “TC„ ibaresinden tutun kışlalardaki Türk bayrağına varıncaya kadar Türk‘e ait ne varsa hepsini ya kaldırdılar, ya da kaldırılmasına göz yumdular... Eee şimdi kapımızın dışından bunlar... Kapımızın içinden de yukarda saydıklarım... Üstelik bir de bunların nikahsız birliktelikleri... Hadi siz gelin de “ Erciyes Türk Kurultayı„nı engelleyen kahpe şu deyin! Evet ortalıkta kahpelik var... Dolayısıyla kahpeler de var... Ama kusura bakmayın ben bire bir kahpe şu diye kimsenin günahını alamam!.. Hani derler ya; “Bu memleketin ne kahvesi biter, ne de kahpesi..„ İşte aynen öyle... Yani demek ki; kahpe olan sadece Bizans değilmiş! onu öğrendik! Bizde jelatini açılmamış daha ne kahpeler var bir bilseniz! Ama ben yine de “Bu kahpeler kim Ozanım..„ diye soran ülküdaşlarıma şu kadarını söyleyebilirim; Biz Ülkücüler olarak adı üstünde “ Erciyes Türk Kurultayı „ yapacaktık... Engellendi... Engellediler... Hal böyle olunca; Ülkücülerin bir dağın başında bir araya gelmesi veya Türk‘üm diyenlerin bir araya gelmesi, kimin hesabına gelmiyorsa, kimi veya kimleri rahatsız ediyorsa, olsa olsa kahpe de, kahpeler de onlardır. Bu iş bu kadar basit! Bunu bana neden soruyorsunuz ki? Ozan Arif 02 Ağustos 2017 Samsun

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de