Üye Girişi

Üye Girişi

BUGÜN 19 MAYIS... GELELİM ATATÜRK‘Ü

Yazan  Ozan Arif
BUGÜN 19 MAYIS... GELELİM ATAT BUGÜN 19 MAYIS... GELELİM ATAT
BUGÜN 19 MAYIS... GELELİM ATATÜRK‘Ü PUTLAŞTIRAN PUTLARA!.. Bugün 19 Mayıs... Atatürk‘ün Samsuna çıktığı gün. Birilerine göre tesadüf olabilir ama bana göre tevafuk. Hem dini bir günün hem de milli bir günün bir biriyle kucaklaştığı bir zaman dilimi. Bugün günün önemini anlatan çok olur. O sebeple ben 19 Mayıs Bayramından ziyade yine Atatürk‘e zarar veren unsurlardan bahsedeceğim! Geçende Atatürk‘e ve toprak olmuş niceTürk evladına sövücülük yaparak zarar verenleri yazmıştım, Bugün de tam aksine sevicilik yaparak zarar verenleri yazmak istiyorum. (Yazdıklarımı uzun bulanlar ya okumasın, ya da uzun olmuş diye canımı sıkmasın!) Çünkü biraz uzatacağım! .......... 1980 öncesi... Daha doğrusu 12 Eylül darbesi öncesi... Memleketin kan gölüne döndüğü yıllar. Lüleburgaz‘da Ülkü Ocaklarının tertiplediği bir şölen var. Garajlarda indik diğer sanatçılarla ve müzisyen arkadaşlarla Ülkü Ocağına çıktık. Ülkü Ocaklarının yeri hatırladığım kadarıyla bir meydanın kenarında bulunan binanın ya ikinci, ya da üçüncü katında bulunan küçük bir daire... Şölenin başlamasına daha var... Bir çay molası vermek üzre ocağın tahta sandalyelerine oturduk... Çay içerken ocağın gençlerinin tedirginliği dikkatimi çekmişti. İçeri girdiğimizde dikkatimi çeken diğer husus ise Ocağın bütün camlarına bantla tutturulmuş Atatürk posterleri olmuştu... Başkan masasının arka fonunda olabilir veya salon olarak kullanılan bölümünde Atatürk posterleri olabiir ama bütün camlara neden asmışlar ki diye merak etmiştim. Ve merakımı gidermek için bunun nedenini sormuştum... Ocağın gençleri demişti ki; “Ozan Ağbi bizim buraya yakın bir öğretmen okulu var orada da komunistler hakim... Bize tat-tuz vermiyorlar ikiye bir pol-der‘li polislerden de güç alarak derneğimizin camlarını taşlayıp kırıyorlar... Bunların aralarında Atatürkçü yani Kemalist pozlarına girenler var. Belki daha taş atmazlar yani camlarımızı kırmazlar düşüncesiyle yapıştırdık posterleri..„ Gençlere dedim ki; Arkadaşlar; “Türk aleminin en büyük düşmanı komünizmdir, her görüldüğü yerde ezilmeli„ diyen Atatürk‘ün resimleri sizin bu camları zor korur! Siz tam aksine, adeta kudurmuş boğaya kırmızı bez göstermiş gibi bir durumdasınız„ demiştim ve gençler gülmüşlerdi... Sanki ağzımdan sözü alırcasına, çaydan bir yudum almıştım ki, şangır şangır camlar kırılıp inmeye ve içeriye yağmur gibi taş ve tuğla parçaları yağmaya başlamıştı... Dışarı baktığımızda ocağın 8-9 yüz kişilik bir gurub tarafından ablukaya alındığını, camların onlar tarafından taşlandığını gördük... Atatürk resimleri aynen dediğim gibi hiç işe yaramamıştı. Ve ocağın gençlerinin tedirginlik sebebi de ortaya çıkmıştı... Herkes şölenin yapılacağı salona gittiği için ocakta 3-4 ülkücü genç vardı... Salonun önünü de polis tutmuş kimseyi dışarı salmıyor haberi geldi. Sonra öğrendik ki bizi, yani sahne alacak olan insanları ocakta hapsederek salona göndermemek, dolayısıyla şöleni iptal ettirmek gibi bir gayeleri var. Ama başaramadılar! Başka çaremiz kalmadığı için o 3-4 ülkücü genç ve kemancı,utçu, bağlamacı, dabrukacı kim varsa 8-10 kişi mevcutla onların attıkları taşları kucaklarımıza doldurup, onların hiç beklemediği bir anda “Allah... Allah..„ nidalarıyla bu ablukacıların üstüne taş yağdırarak yürümeye başladık... Hiç beklemedikleri için 8-10 kişinin önünde 8-9 yüz kişinin panikleyip kaçışlarını halâ hatırlarım... Hele bu kovalamaca sırasında Lüleburgaz‘lıların kaldırımların üstüne filim seyreder gibi çekilip bizi alkışlayışlarını asla unutamam... Ben onların bazılarına “ yahu bizi alkışlayana kadar yardım edinsenize..„ diye bağırmıştım. Çünkü kucağımızda taşlar bitince de onlar da bizi kovalıyordu. Her neyse biz Kırklareli‘nden gelen polis takviyesi ile salona gidip şölenimizi yapmıştık. ......... Peki bunu neden anlattım... Bunu anlatma sebebim; Hem bir hatırayı yad etmek, hemde şimdi sıkı Atatürk‘çü kesilen bazılarının bir zamanlar sıkı Atatürk düşmanı olduğunu hatırlatmak istiyorum da ondan!.. Evet, iyi biliyorum bir zamanlar Atatürk‘ten ziyade Mao‘yu, Lenin‘i, Stalin‘i, Karl Marx‘ı hatta Arnavutluğun Enver Hoca‘sını, Küba‘nın Fidel Castro‘sunu, Che Guevara‘sını daha neleri neleri Atatürk‘ten üstün tutan birileri dün Atatürk‘ü bile taşa tutarlarken şimdi hep Atatürk‘çü oldular. Hatta bunların seksen öncesi hallerini bildiğim için, 12 Eylül darbesini yapan Atatürkçülük adına mangalda kül bırakmayan Kenan Evren ve cuntasına seslenerek “Yazık Olur Vatana„ isimli destanımın bir bölümünde demiştim ki; “Meydan sizin...Onun bunun sözünü, Duyarsanız yazık olur vatana. Kuru lafla memleketin gözünü Boyarsanız yazık olur vatana..„ Atatürk maskesi,hayran firenge, Bak şimdi de girdi Kemalist renge, Her devrin köpeği şu pezevenge Uyarsanız yazık olur vatana..„ Yani “Ey 12 Eylülcüler.. Dün Atatürk‘e burjuva Kemal diyen ama bugün şartlara göre renk değiştiren, yağmur nereye yağıyorsa tarlasını oraya çeken bu çok yüzlülere dikkat edin..." demiştim. Ama onların kendileri de çok yüzlü oldukları için işaret ettiğim yılanları bırakıp bizlerle yani Ülkücülerle uğraşmayı yeğlediler... Hatta şu yukarıda yazdığım son dörtlüğü bile Atatürk‘e hakaret gibi gösterip gıyabımda hazırlanan iddianamede 3 sene 7ay gün istediler... O sebeple ben hep söylerim; Atatürk‘e en büyük kötülüğü yapanlar, 1- İşte bugünkü gibi şu anda kimliğini taşıdıkları, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin baş kurucusu olan Atatürk‘e iftira atarak halkın gözünde küçültmeye çalışan alçaklar... 2- Kraldan fazla kralcı kesilerek Atatürkçülük adına Atatürk‘ü putlaştıran, halkta antipati yaratarak işte bugünkü o Atatürk‘e hakaret eden alçakların eline koz veren dangalaklardır... Kendi inançsızlıklarını Atatürk‘e mal ederek, inançsızlığı moderinlik sanıp, Atatürk‘ü dinsiz gibi göstermeye kalkan dinsizlerdir... Bunları tarif ederken sevgili “İsmail Türüt„ Kardeşimin sözünü hiç unutmam; Bana birgün demişti ki; - Arif Ağbi... Atatürk‘ü ne kadar seviyorsam şu sahte Atatürkçü‘lerden de o kadar nefret ediyorum... demişti. Bana göre yerden göğe kadar haklıydı... Bu sözü söylerken İsmail sanki içimi okumuştu! Bu iki güruhtan ben de hep nefret etmişimdir. Çünkü bu iki güruh da bana göre devamlı Atatürk düşmanlarının, hatta Atatürk‘ten de ziyade Türk düşmanlarının ekmeğine yağ sürmüşlerdir. Mesela; 12 Eylül Cuntası ve onların kafasında olanlar ceza evlerinde, jopla, işkenceyle ülkücülere her ülkücünün bildiği, şuurunda olduğu Atatürk‘ün gençliğe hitabesini okutarak, bizleri nefret etme derecesine getirmişlerdir. Bu davranış hıfz-ı Kur‘an olan birini saatte bir jopla döverek Yasin-i Şerif okutmak gibi bir şeydir... Veya susuz kalmış birinin boğazından aşağı boruyu sokup, zorla su dökmekten farksız bir davranıştır... İşte tam o sıralarda yine onlara “ Bizden Söylemesi „ adlı destanımda şöyle seslenmiştim; “ Size akıl vermiş gibi olmasın, Bu fırsatı teptirmeyin efendim..! Beslediğim Ordu aşkı solmasın. Beni sizden kopturmayın efendim..! Arif der ki; hakkı ile övelim... Sakız mıdır ağzımıza gevelim..? Atatürk`ü, Fatih gibi sevelim... Fakat zorla taptırmayın efendim!.„ ............. Aynen böyle demiştik. Demiştik ama kötü yine biz olmuştuk!.. Denge unsuru olsun diye dinliyi de asmışlar, dinsizi de asmışlardı... Çünkü vatanın değil ama kendi çıkarları bunu gerektiriyordu! Ya dediğimizi onlar anlamadılar... Ya da anladılar anlamamazlıktan geldiler... Çünkü olur olmaz her yere, (hatırlayın lütfen) gelişli gidişli iki yolun arasına bile süngü zoruyla Atatürk‘ün heykellerini dikmeye kalktılar... Bunlar daha önce dediğim gibi Atatürk‘ü putlaştırmaya kalkan putlardı... Ve böyle böyle bu günlere geldik!.. İşte bugünün ağzı salyalı hakaretçilerini bunlar doğurdular bunlar.... Dolayısıyla bu yüzdendir ki bugün Atatürk‘e hakaret edenler; Bu putların veya puştların davranışlarını koz olarak kullanıp, büyük insanların ülkelerine yaptıkları o muazzam hizmetleri küçük göstererek, yapılan kahramanlıkları ve fedakarlıkları küçük hesaplarlarla kayıp etmeye uğraşan meczuplardır. Bunların içinde sadece Atatürk‘e değil, İstiklal Marşına, İstiklal marşının şairi M.Akif Ersoy‘a ve daha nice kahraman memleket evladına dil uzatan,hakaret eden küçümseyen alçaklar bilirim alçaklar... İşin kötü yanı bunların bazıları benim bile zamanında adam sandığım alçaklar!.. .......... Yani demek istediğim, bunların birileri ne kadar namussuzsa diğerleri de o kadar namussuzdur. İşlerine geldiği zaman Atatürk düşmanı, işlerine geldiği zaman Atatürk dostu olurlar... Hatta daha kötüsü bırakın Atatürk‘ü işlerine geldiği zaman müslüman, işlerine geldiği zaman gavur olduklarını çok gördüm çok... Bu tiplerin sevgisinden de, nefretin de Mevla‘ya sığınıyorum. Atatürk öldü öleli bu iki güruh da faliyettedir. Ama yel kayadan bir şey alamaz derler ya, alamadılar!.. Milleti, Memleketi uğruna hayatını koymuş, zulme ve zalimlere karşı yokluklar içinde mücadele etmiş ve bu mücadeleyi kazanarak bir imparatorluğun küllerinden yeni bir Türk Devleti kurmuş evlatlarını Türk Milleti unutmaz... Ne yaparsa yapsınlar Türk Milleti Aziz evlatlarının hatırasına hep sahip çıkmıştır ve çıkmaya da devam edecektir. Ben artık bu iki güruha da aldırmıyorum!.. Çünkü hani derler ya; “İt ürür... Kervan yürür..„ İşte kervanın yürüdüğünü gösteren işaretlerden biri de, en önemli Milli Bayramlarımızdan biri olan,19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramıdır. ..... Yıllaca Almanya‘da vatanı Komünist Rusya işgali altında kalmış Afgan‘larla birlikte yaşadım... Onlar vatanları işgal altında diye dini bayramlarını kutlamıyor hatta Cuma namazına bile gelmiyorlardı... Bağımsızlığın en bariz göstergesi bağımsız bir vatan sahibi olmaktan geçer. Bağımsız vatanı olan milletlerin kesinlikle milli bayramları da vardır. Demek istediğim şu ki; Ben, Milli bayramları olmayanların, dini bayramları hakkıyla yaşayamayacağına inananlardanım. Onun için de 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramınızı canı gönülden kutluyorum. Atatürk‘le ve Atatürk gibi nice evlatlar yetiştirmiş Yüce Türk Milletinin bir ferdi olmakla da gurur duyuyorum. Selam ve muhabbetle Efendim. Ozan Arif 19 Mayıs 2017 Samsun

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de