Üye Girişi

Üye Girişi

HER ŞEYİ KAVGA SEBEBİ YAPMAK! Biliyorsunuz bir

Yazan  Ozan Arif
HER ŞEYİ KAVGA SEBEBİ YAPMAK! HER ŞEYİ KAVGA SEBEBİ YAPMAK!
HER ŞEYİ KAVGA SEBEBİ YAPMAK! Biliyorsunuz bir plebisit yaşadık!.. Plebisit dememin sebebi, yani eşit şartlarda yapılmayan bir evet-hayır maçı yaşadık. Öyle bir maçtı ki bu; Birbirimizde kafa göz bırakmadık, ne teröristliğimiz kaldı ne hainliğimiz, ne koyunluğumuz... Birbirimizi pkk‘lı yaptık, fetöcü yaptık hatta o da yetmedi Alman yaptık, Hollandalı yaptık, Fransız yaptık... Daha doğrusu ne yapmadık ki? Dolayısıyla bana göre bu maç; Ringte kazanılan ama masada kayıp edilen bir boks maçıydı boks! Hakemi de adil kararlarıyla muhteşem bir adalet(!) sergileyen YSK idi... (Efendim bu boks maçı benzetmeme kimse alınmasın! Herkes bir maça benzetiyor ben de boks maçına benzettim ne var yani!? Bana değil bir demokrasi unsurunu zıvanadan çıkarıp boks maçı haline getiren, milleti geren, ayrıştıran hatta iki kampa ayıran siyasilere kızın kızacaksanız...) Ve maçın sonunda YSK karar verdi! “Evet„ kazandı... Dolayısıyla itiraz yok... Hem itiraz olsa ne olacak ki? Baksana en yetkili ağız “ Atı alan Üsküdar‘ı geçti „ diyerek “ Evet„in zaferini ilan etti bile... Sıkıyorsa YSK aksini söylesin! Veya varsa bu memlekette şöyle delikanlı hukukçu özel veya tüzel kişilik, ya da bir üniversite yahut bir hukuk kurumu hadi çıksın aksini iddia etsin de görelim! O iş bitti!.. O işi bitirdiler! O iş bitti de şimdi yankıları, istatistikleri devam ediyor!.. Efendim neymiş de, tahsilin az olduğu yerlerde “Evet„ çıkmış, tahsilin yüksek olduğu yerlerde ise “Hayır„ çıkmış... Eee... Ne yapalım yani? Bu bilinmeyen bir şey değil ki! Amerika‘yı yeniden keşfe gerek var mı? Böyle bir istatistiği istatistik kurumları yapabilir, ilgili kurum ve kuruluşlar yapabilir hatta açıklayabilirler buna da bir şey demem... Ammaaa böyle bir istatistiği siyasilerin siyasi çıkarları için dillerine dolaması kadar ayıp bir şey olamaz... Hele hele bizim siyasilerimizin bunu ağızlarına sakız yapma hakları hiç yoktur hiç... Ama bakıyorum da herkesten önce böyle bir neticeye onlar sarılmış durumda! Baksana Kılıçdaroğlu çıkmış diyor ki; (Sanki %49 babasının malı gibi) Bizim %49‘umuz çok kıymetli çünkü okumuş kesim diyor... Buna karşılıkta, Başbakan Binali Bey de (kafa buluyor) Moldova‘ya giderken diyor ki; “Ne olacakmış yani, eğitimli-eğitimsiz, oyları yeniden mi sayalım; eğitimlilerinkini ayrı, eğitimsizlerinkini ayrı sayıp bir katsayıyla mı çarpalım?„ (Sanki öyle say diyen var!) Yani biri memleketin okumuşlarıyla böbürleniyor ondan siyasi çıkar sağlamaya çalışıyor, diğeri de demokrasinin sakat yanını kullanarak memleketteki cehaletin gönlüne girmeye ve ondan siyasi rant elde etmeye çalışıyor... Bana sorarsanız ikisi de yanlış... Ben siyasetçi değilim ama siyaseten de yanlış!.. Yanlış çünkü bu durum her ikisi tarafından veya siyaset yapan herkes tarafından masaya yatırılması gereken, siyasi çıkar değil de siyasi çare bulunması gereken bir milli yaradır... Bu istatistik doğruysa bu durumdan ikiside utanmalı bence! Biz zaten öyle bir ülkeyiz ki; “ Bizde de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede” diyen, hatta böyle dediği için, böyle bir cümleyi sarfettiği için YÖK üyesi yapılan profösörlerin bulunduğu... diğer yanda; “Aman canım bırakın okumasınlar, okuyanlardan bize rey gelmiyorki..„ diyen siyasetçilerin siyaset yaptığı bir ülkeyiz... Hal böyle olunca bu milletin birlikte bir adım atması mümkün değil. Attırmazlar çünkü!.. Attırmadıkları gibi işte böyle her fırsatta bizi gererler, kavga ettirirler, kamplara ayırırlar, evet-hayır kavgası biter ve okumuş-okumamış kavgası başlatırlar... Yani illa bir boks maçına sokarlar bizi... Ve biz birbirimizin kafasını gözünü kırarken onlar malı götürürler!.. Onlar malı götürürken, biz de kavganın sonunda “Arafat‘da soyulmuş hacı„ gibi elimiz böğrümüzde öyle kalırız! Ülke olarak, millet olarak çiçek açmamız mümkün olmaz. Mesela bana şöyle içinizden Allah rızası için samimi olarak cevap verecek var mı? Şu anda kendi çıkarının peşinde olmayan, en azından gelecek seçimin kaygısında olmayan, yani kendi geleceğinden ziyade milletin geleceğini dert edinmiş kaç vekil veya siyasi sayabilirsiniz? ..... Hiç yalandan düşünmeyin... Eğer biraz samimi olursanız sayamazsınız. Sayamazsınız çünkü; Muhtar tekrar muhtar olma veya bir üstü olma peşinde... Belediye başkanı tekrar başkanlığını koruma veya bir üstü olma peşinde... Milletvekili tekrar vekil olma veya bakan olma peşinde... Hatta kimisi demokrasiyi bile beğenmeyip padişah olma peşinde! Dolayısıyla emellerine ulaşmak için hepsi de bir Ali Cengiz oyunu peşinde... Ama milletin gönlünü kazanacak, ülkede iz bırakacak projeler peşinde olan kimi görüyorsunuz? Yahu bunlardan da vaz geçtim, geleceğimiz olan gençlere söyle örnek davranışlar gösteren kaç siyasimiz var? Yani “benim siyasi geleceğime mal olsa bile, bu vatan için hayırlı olan budur..„ diye bir yiğit duruş sergileyen, çıkarının kölesi değil de milletinin kölesi olacak, adam gösterin bana adam... Halbuki medeni seviyede ilerlemiş, eğitimi yüksek olan memleketlerde seçimler, hele hele referandum gibi işler daha hassas daha düşünülerek yapılır... İçinde vatan, millet endişesi olmayan yani sadece politik başarı için yapılan didişmeler bir ülkede tahribattan başka hiç bir şey yapmaz. Bu tahribatı yaşamamanın yolu da seçenin ve seçilenin şuurlu olmasından geçer... Hatta okumuş-okumamış olmasından da değil düşünceli olmasından geçer. Yahu farkında değil misiniz bizi düşünme melekesini kayıp etmiş bir millet haline getirdiler. Hülasa; Gelin kavga etme yerine hiç olmazsa birlikte en azından milletimiz için şu duayı yapalım! “Cenab-ı Allah bize kimi seçtiklerini bilen düşünceli, şuurlu seçmenlerle, neden seçildiğini bilen seçilmişler nasip etsin..„ İşte o zaman inanın Türk milletinin eline kimse su dökemez. Ama böyle bu kafada gitmeye devam edersek, Feleğin sillesi öyle ağır olur ki altından kalkamayız! Hele hele önümüze geçip bizi kavga ettirenler hiç kalkamaz hiç!.. Ozan Arif 07 Mayıs 2017 Samsun

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de