Üye Girişi

Üye Girişi

AKLINA, FİKRİNE, KENDİ ÖZ VİCDANINA SAHİP

Yazan  Ozan Arif
AKLINA, FİKRİNE, KENDİ ÖZ VİCDANINA SAHİP ÇIK! Hey Siz!.. ; Madem bu milletin kendi öz kanaati önemli değil… Madem bu milletin hür iradesiyle varacağı neticeye güvenmiyorsunuz… Madem kendi arzuladıklarınızın reklamını yaparak, kendi arzunuza göre netice elde etmek istiyorsunuz… Madem kendi arzuladıklarınızın reklamını, propagandasını yapma uğruna, işçilerimizin bulunduğu ülkelerle bile diplomasiden uzak, netice vermeyecek didişmeleri göze alıyor, o ülkelerde bulunan vatandaşlarımızı zor duruma düşürüyorsunuz... Bunlardan da kötüsü; Madem bu milleti sokakta, camide, kahvehanelerde hatta vatanından uzaktaki gurbet köşelerinde bölerek, gererek “evet„ veya “hayır„ kumarı oynuyor, oynatıyorsunuz... Madem iki tercihten birine karar veren kesimi hain, terörist ilan ediyorsunuz... Yani; Madem ki “Allah diyene eyvallah..„ diyen bu necip milleti yönlendirerek, daha da açıkçası kandırarak, netice almak istiyorsunuz… O zaman bunun adına neden referandum diyorsunuz arkadaş? Bu sizin yaptığınız referandum falan değil, bunun adı resmen siyasi dolandırıcılık!.. Referandum ne demek? Referandum demokratik bir kavramdır. Bir konu bir mesele hakkında halkın kanaatini öğrenme metodudur. Hatta art niyetli idarecilerin elinde bu demokratik dediğimiz kavram bile demokrasiyi sırtından hançerliyecek kadar demokrasi dışına çıkartılabilir! O sebepledir ki; Günümüzde ileri demokrasi ve temel insan hakları konusunda söz sahibi olan ilim adamları, “temel hak ve özgürlüklerin sık sık referandum konusu yapılmasını oldukça tehlikeli bulmaktadırlar..„ Neden? İşin vahametini kavrayamamış kitleleri devletin imkanlarını kullanarak kandırmak kolaydır da onun için!.. Neredeyse doktor neren ağrıyor dediğinde bile, “ Vallahi ben bilmem doktor bey, benim neremin ağrıdığını bilse bilse benim partimin genel başkanı bilir...“ diyecek kadar, siyasi şartlanmanın esiri olmuş zavallıları kandırmak kolaydır da onun için!.. “Biz falanın kıçının gılıyuh..„ diyen meczupları kandırmaya bile gerek yoktur da onun için!.. Hemen şimdi bazıları “Ozan Arif halka güvenmiyor..„ gibi düşünebilir… Kim nasıl düşünürse düşünsün! Çünkü mesele halka güvenip güvenmeme meselesi değil! Peki mesele nedir? Mesele şudur; Kuşkusuz ki halk, ülkenin yönetimindeki en temel kuralların kendi reyine sunulmasından değişik bir siyasi zevk alacak, siyasi bir haz duyacaktır... Duymasına duyacaktır ama yukarıda dediğim gibi konuların vahametini kavrayamadığı için de, hiç farkında olmadan neleri kaybettiğini çok geç anlayacaktır. Anladığı zaman da zaten iş işten geçmiş olacaktır! Ben Milletime çok güveniyorum... Güveniyorum ama; Vatandaşa propaganda baskısı yaparak kendi kafasını kullanma fırsatı vermez, kendi hür vicdanının sesini dinleme imkanı tanımazsanız... Şarkıyla, türküyle, devletin televizyonlarıyla, ulufe dağıtılmış özel kanallarla veya köyünüzün merası gibi kullandığınız reklam panolarıyla vatandaşın gözünü boyarsanız... Vatandaş nasıl sıhhatli karar verebilir ki? Adeta devletin bütün imkanlarını kullanarak milleti siyasi bir hipnoza tabi tutarsanız... Bu ne derece referandum sayılır ki? Kapı kapı makarnaların, toz şekerin, çuvallarla kömürün dağıtıldığı, böyle bir iklim içinde ortaya çıkan netice, vatandaşın hür iradesiyle verdiği bir karar olarak telakki edilebilir mi? Bu referandum değil olsa olsa “Plebisit„ olabilir… Hopbalaa... Şimdi bu plebisit de nerden çıktı diyorsanız, söyliyeyim; Plebisit, belli bir dönemde iktidarı fiilen ellerinde bulunduranların, hazırladıkları anayasa taslağını, adaletli bir tartışma ortamına fırsat vermeden, blok halinde “evet„ ya da “hayır„ ile sonuçlanabilecek bir halkoylamasına sunmalarıdır. Yani bu da bir nevi halk oylamasıdır. Ancak; (ilk bakışta referandum gibi algılansa da) referandumdan farklıdır. Bu nedenle, plebisit ile referandumun birbirinden özenle ayrılması gerekir. Referandumda bir “mesele„ plebisitte ise bir “kişi„ söz konusudur. Referandumda bir metin oylanır... Plebisitte ise bir isim oylanır! Referandumun yapılmasını isteyen, halkın seçtiği temsilcilerdir. Oylanan şey ise, halkın temsilcilerinin hazırladığı metindir. Oysa plebisite başvuranlar, fiilî iktidar sahipleridir. Oylanan şey ise, halkın katılımı olmadan hazırlanan metinler, fiilî yönetimlerin oldu bittileri, karar ve eylemleridir. Kısacası plebisit; Diktatörlerin, anti-demokratik yöneticilerin kendilerine meşruluk kazandırmak için başvurdukları bir halkoylamasıdır. Plebisit; referandumun bozulması, kötüye kullanılmasıdır. Plebisit; referandumun “ikiyüzlü„ bir biçimi, demokrasi süsü verilmiş bir oyunudur. Özetle; Temelinde demokratik bir usûl olan referandumun anti-demokratik hale getirilmesinin adıdır. Daha amiyane tabirle plebisit, referandumun fahişeleştirilmesidir. Yazı yine çok uzadı farkındayım! Yazıyı bitirirken şunu söylemek istiyorum! Aklınıza, fikrinize özellikle de hür düşünce ve vicdanınıza mukayyet olun! Çünkü; Bu gün içine fikir yürütmeden girdiğiniz kör kuyudan, yarın fikir yürüterek bile çıkamazsınız... Benden söylemesi! Ozan Arif 21 Mart 2017 Bad Homburg

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de