Üye Girişi

Üye Girişi

NE KADAR MERAKLI, BİRİLERİNE KOLTUK DEYNEĞİ

Yazan  Ozan Arif
NE KADAR MERAKLI, BİRİLERİNE NE KADAR MERAKLI, BİRİLERİNE
NE KADAR MERAKLI, BİRİLERİNE KOLTUK DEYNEĞİ OLMAYA!.. Dün Salı‘ydı ya!.. Beyefendi konuştu! Kafamıza sokmamız gereken şeyi duydunuz mu? “ Eğer Doğu Perinçek ve Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkı olursa, kesinlikle ve istisnasız Sayın Erdoğan'ı tercih edermiş.... Herkes bunu bilmeli ve kafasına sokmalıymış.. „ İnanın yazmayayım dedim ama yine duramadım! Kimi tercih ederse etsin, vallahi beni hiç ilgilendirmiyor, İlgilendirmediği gibi şaşırtmıyor da... Çünkü ben var ya ben... Mübalağasız ben onu, ondan iyi tanıyorum! Beni bir parça şaşırtan ne biliyor musunuz?! O bu kişiliksizlik hezeyanlarını böğüre böğüre anlatırken, grup salonunu dolduran diğer yağdanlıkların ayağa kalkıp, vıcık vıcık alkışlamaları... ........ Yahu hiç mi içlerinde adam yok ki; İçlerinden bir tanesi olsun ayağa kalkıp; “ Efendi... Efendi! Sen ne diyorsun Allah aşkına? “ Ak „ım derken “ b.k „um demenin alemi ne?! Sen bunların ikisininde Ülkücünün abdestini bozacağını bilmiyor musun?! „ diye sormuyor... “Birinin elinde kanımız var demesini biliyorsun... (Aferin... İyi... Çok güzel onu unutmamışsın! Tamam...) Peki diğerinin ayağının altında da fikriyatımız, Türk miliyetçiliğimiz var onu neden unuttun? Bir de utanmadan Türk‘ten, Türk‘lüğün bekasından bahsediyorsun„ demiyor... “ Ülkücü senin yüzünden mecbur mu illa birilerini tercih etmeye? Ülkücü kendi yanında duramaz mı? Kendi öz fikrinin yanında durup, kendi duruşunu gösteremez mi? Ülkücüyü bu ifadelerle illa birilerinin erketesi gibi, onun bunun dayanağı, koltuk deyneği gibi göstermeye senin ne hakkın var?„ diye, haddini bildirmiyor... Hiç birisi demiyor ki ona! “ Yahu sen geldin geleli senin yüzünden duruşumuzu kayıp ettik duruşumuzu... Kendin gibi bizi kişiliksiz yaptın! Oraya-buraya uyduracağım diye, bizi yonta yonta şekilden- şemalden çıkardın be... - Daha geldiğin günden, kendini Ecevit‘e evlatlık yaparak işe başladın, sonra hepimizi Rahşan Hanım‘ın eteğinin altına sokarak başımızı yere eğdirttin!.. - Daha sonra ise Kılıçdaroğlu ile tuttun bir Ekmelettin, hem kendini rezil ettin, hem bizi de tekmelettin!.. - Şimdi de tutmuş utanmadan Perinçek‘ten, Erdoğan‘dan dem vuruyor, bunları tercih yarışına sokarak başkalarının trübünlerine oynuyorsun!.. Yenikapı‘daki alkış mı tatlı geldi yoksa?!.. „ diye suratına tükürmüyorlar... Nasıl tükürsünler? Tüküremezler çünkü hepsi çöplük!.. Kamyona doldurup alayını çöpe atacaksın... Ondan sonra da, Ozan Arif konuştu mu kötü oluyor... Hatta hain oluyor... ............... Ne oldu şimdi? Bak ne dedi Perinçek? Aldın mı cevabını?!.. “Erdoğanı da tercih etsen, beni tercih etmiş olursun.. „ dedi çıktı kenara!.. Taa.. Çin‘den attı bir kaya, nerene dayarsan daya... Hadi şimdi kalk lafın altından bakim.. Günahım kadar sevmem ama doğru dedi... İkisinin de birbirlerinden ne farkları var? Ne kadar kafasızsın ki elin pisliğini gündeme taşıyorsun... Sana ne Perinçek‘ten, sana ne Erdoğandan... Neden hep sen birilerini tercih etme durumunda kalıyorsun da, birileri seni hiç tercih etmiyor... Bugün senin tercih ettiklerin; Dün Hdp‘yi tercih etti... Dün Pkk‘yı tercih etti... Dün Fetö‘yü tercih etti... Hatta dün Işid‘i bile tercih etti Işid‘i! Ama o günlerde seni adam yerine bile koymadılar be!.. Üstelik ağızlarını köpürte köpürte sana alçak dediler, sana namert dediler... Ve senin gerzekliğin yüzünden bir de bize hayvan, kendilerine ise “ eşref-i mahluk „ yakıştırması yaptılar... ........... Sen ise utanmadan dün omuz omuza çalıştığın insanlara, şucu-bucu yakıştırması yapıyorsun... Senin gibi düşünmüyorlar, senin hatalarına göz yummuyorlar diye, yani senin gibi “evet„ demiyorlar diye her türlü pisliği atıyor, onları nerde ise terörist ilan ediyorsun... Senden artık bize ne? “Evet„ diyeceksen de... Ülkücüler mecbur mu seninle beraber “evet„ demeye? Senin “evet„ derken icazet almadığın ülkücüler, “hayır„ derken senden icazet mi alacaklar sanıyorsun? Bu “başkanlık yasası haltı„nı yerken hangi ülkücüye danıştın? Kendi başına yediğin halt için şimdi hangi yüzle Ülkücülerden “evet„ demelerini istiyorsun? İnsanda biraz yüz olur be!.. ............ Ha sonra, o ne o?!.. Bir de diyorsun ki; “ Kendilerini Türk milliyetçisi sanan, yine toplanıp toplanıp dağılan, tutunacak demir parmaklıklar arayan, aslında dalından kopmuş, kurumuş yaprak gibi savrulan zavallılar düşünsün." Ne demek şimdi bu? Neymiş o kurumuş yaprak edebiyatı? Hangi dangalak yazıpta eline veriyor bu zırvaları? İyi ya sevin! Sayende ülkücüler bırak dalını nerde ise kökünden kopacak kökünden... Zaten görevin de bu! Şimdi onlar da dese ki; “Kendini lider sanarak koltuğa yapışıp kalmış necaset kurularının, dalından koparılmış yaprak kurularına laf etme hakkı olamaz!.„ dese, ne cevap vereceksin? Sen tutulacak dal olarak sarayı ve devletlüleri buldun diye, başkasının dalsız mı kalacağını sanıyorsun? Senin devletlülerin varsa, Ülkücünün de Allah‘ı var Allah‘ı... Devlet gücü veya devletlü desteği ile bakalım o koltukta daha ne kadar yapışıp kalacaksın? Göreceğiz! Senin Erdoğan aşkın zaten bu yüzden! Esasında senin her halin gibi, Erdoğan aşkın bile sahte... Sahte... Senin asıl aşkının koltuk olduğunu cümle alem biliyor! Bütün derdin; Aman koltuğum gitmesin... 7-8 ay önce yeşil ışık yakarak Tosya‘dan, Gemerek‘ten karar çıkarttırıyordun, Eee... Artık dünkü ilan-ı aşktan sonra, Anyadan-Konyadan hatta Anayasa mahkemesinden bile kararlar çıkarttırarak koltuğa iyice sıvanırsın!.. Ama unutma! Ülkücü gönüllerde sevgisi bitenlerin, Ülkücü Hareket‘te bu tür ayak oyunlarıyla barınması zordur. Zaten siyasette demokrasiyle yerlerinden oynatılamayanların düşüşü, beklenmedik bir ses veya başka bir sebeple kopan çığ gibi olur çığ... Yani anlayacağın felaketle sonuçlanır!.. Felaketinin zararı da maalesef kendileriyle sınırlı kalmaz!.. Allah önce Üç Hilal‘i ve üç hilal sevdalılarını korusun. Sonra da (bugün artık her şeyin ortaya çıkmış olmasına rağmen) halâ seni bir şey(!) sananları!!! Ozan Arif 08 Şubat 2017 Samsun

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de