Üye Girişi

Üye Girişi

KAMU-SEN BASKINLARI, ÜLKÜ ATEŞİ VE

Yazan  Ozan Arif
KAMU-SEN BASKINLARI, ÜLKÜ ATEŞİ VE KENDİSİNİ SOKAN AKREP! Yine başbaşa bir sohbetimizdeydi... Hareketin mazisiyle ilgili yaptığımız bir sohbet sırasında, Rahmetli Başbuğ‘umuzun ağzından dinlediğim şu cümleleri çok net hatırlıyorum. Demişti ki; “ Allah bu davaya hizmeti geçen herkesten razı olsun. Ancak şu hakkı teslim etmelidir ki; Bu davanın en büyük yükünü öğretmen ve öğrenciler çekmiştir...„ “ Başbuğ‘um ben de bir öğretmenim, inanın koltuklarım kabardı..„ dediğim de; Gözleri biraz buğulanarak; “ Arif evladım bunları senin koltukların kabarsın diye değil, gerçek bu olduğu için söylüyorum. Verdiğimiz şehitlerimizi, yaşayan gazilerimizi incelediğinizde bu gerçeği daha iyi anlarsınız..„ diye de eklemişti... ....... Bu hatıramı neden yazdığıma gelince; Şimdi kaç gündür üst üste yapılan “ TÜRKİYE KAMU-SEN „ baskınlarını, yani ilkeli, kararlı ve cesur sendikacılığın tek adresi olan 13 sendikanın bağlı olduğu bir konfederasyonun başkanına ve binasına yapılan baskınları izliyorum... Sadece üzülerek değil utanarak izliyorum... Bu saldırıları 18-19 yıldır birebir yaşayan Ozan Arif olarak izliyorum... Ülküsüzler tarafından yuvası istila edilmiş, hayelleri, umutları yıkılmış bütün yüreklere, (Bozkurtça tavır koymalarından dolayı, kişilerin değil davalarının gereğini yaptıkları için) ülkücülere yapılan bu baskınlar, yapılan bu terbiyesizlikler yeni değil... Başbuğ‘umuzun mezarı başında bile adam dövdürtmeye kalkan bu zavallılar, Ülkücüleri sokaktan çektiğini söyleyerek poz yapan, ama çocuklarımızı pavyon badigartı gibi kendi çıkarları için kullanmaktan çekinmeyen bu şerefsizler artık etrafları ateşle çevrilen akreplere döndüler! Ülkücü gençlerimizi istismar ederek yaptırdıkları bu saldırılar, esasında hem özel kişilikleri açısından, hem gasp ettikleri tüzel kişilikler açısından kendilerini sokma hamlesinden başka bir şey değil. Artık ırgandıkça batıyorlar... Çünkü artık ülkücüler bunların tahribatını, davalarını ve davalarının yuvalarını nasıl sattıklarını, keyfi çıkarları için nasıl kullandıklarını yani gerçek yüzlerini görmüş ve etraflarını yavaş yavaş ülkü ateşiyle çevirmeye, bunları dava ateşiyle kuşatmaya başlamışlardır. Bu ateş daraldıkça, bu ateş büyüdükçe durun bakalım daha hangi alçaklıklara tevessül edecekler... Ne yaparsa yapsınlar o duruma düşen akreplerin kendi kendilerini sokmaktan başka yolu kalmaz! ....... Ne demek KAMU-SEN‘e saldırtmak? İnsanın bırakın bindiği dalı kesmeyi, kendi eliyle şah damarını kesmesi ne demek? Yahu bu kadar mı şirazeden çıktınız? Bu kadar mı egolarınızın köpeği oldunuz?.. Başbuğ‘umuzun ifade ettiği gibi bu hareketin ana dinamiği olan, yani şah damarı olan öğretmenlerimizle bir avuç yavrumuzu doldurup karşı karşıya getirmek (sizi çukurlaştırmaktan başka) size ne kazanç sağlayacak? Zamanında Türk Eğitim-Sen‘in başkanı olan “Şuayip Özcan „ hocamıza “ Benim için bir ile sıfır aynı...“ diyerek öğretmen heyetini makamından kovan kafa, Yani ya benim dediklerimi dikte eder, bana ram olur, ben ne istersem onu yaparsınız, ya da sizi siler atarım diyen kafa şimdi Kamu-Sen‘in başkanı “ İsmail Koncuk Hocamıza „ aynı şeyi yapıyor... Peki İsmail Koncuk hocamız ne yapmış ki, hem kendisi, hem de başkanlığını yaptığı Türkiye Kamu-Sen böyle çirkin terbiyesizliklere uğruyor?.. ........ Efendim bilmiyorsanız söyliyeyim, yaptığı şu; Sosyal medya hesabından referandumda “ hayır „ diyeceğini açıklamış... Tek suçu bu!.. Ne yapsaydı yani illa onların yanlışlarına ortak mı olsaydı? Kendilerinin yaptığı gibi “ evet „ diyerek kendini mi inkâr etseydi? Onların bizi sattığı gibi 13 sendikasını ve yüzbinlerce üyesini mi satsaydı?.. Sonra ben anlamıyorum! Bir “ evet-hayır „ çekişmesi yüzünden, bu hareketin evlatları birbirine düşürülür mü? Bu nasıl idarecilik?.. Bu nasıl yöneticilik?.. ......... Şimdi doldurularak, dolmuşa bindirilerek, ağabeylerinin, hocalarının üstüne gönderilen o çocuklarımızı, o tüyüne hata gelmesinden korktuğumuz, Bozkurtlarımızı tenzih ederek soruyorum; Ey o çocuklarımızı dolmuşa getirenler! Ey Ülkücü Gazeteleri taşlatmaya, gazetecilerimizi dövdürmeye kalkanlar; Ey Ülkücü Hareketin yetişmiş kadrolarının üstüne bok atmaya çalışanlar; Ey Ülkücü Hareketin yüreklerini kendi çıkarları için birbiriyle kavga ettirmeye kalkanlar; Ey Ülkücü Hareketin en önemli dinamiklerinden olan TÜRKİYE KAMU-SEN‘e ve üyelerine çocuklarımızı, yani öğretmenlerine öğrencilerini musallat edenler!.. Daha doğrusu; Ey Bozkurtları birbirine düşürmeye çalışanlar; Sizin gayeniz ne? Siz Köpek misiniz ki, kurtların kavgasından medet umuyorsunuz? Eğer öyleyseniz sahibiniz kim? Söyleyin de bilelim! Zira Türk‘ün töresinde sahiplerini bilmeden, köpekleriyle uğraşmak yoktur. Aklınızı başınıza alın aklınızı!.. Ömrünü davasına vermiş yüreklerin sabrını taşırmayın!.. Yoksa baskının nasıl yapılacağını öğretirler size! Ozan Arif 27 Ocak 2017 Samsun

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de