Üye Girişi

Üye Girişi

LAĞIM FARELERİ VEYA SİYASET FARELERİ!..

Yazan  Ozan Arif
LAĞIM FARELERİ VEYA SİYASET F LAĞIM FARELERİ VEYA SİYASET F
LAĞIM FARELERİ VEYA SİYASET FARELERİ!.. Muhakkak ki herkes bilir! Büyük şehirlerde esnaf arastaları vardır. (yani aynı işi yapan esnafların karşılıklı sıra sıra dükânlanlarının bulunduğu sokaklar) "Terlikçiler arastası", "kürkçüler arastası", "baharatçılar arastası", "tuhafiyeciler veya hırdavatçılar arastası" gibi yapılan işe göre isimler alırlar... Bazen de birbirini ilgilendiren esnafların beraberce bulunduğu arastalara da şahit olursunuz! Meselâ balıkçılar arastasında illaki manavlar bir yer tutmuştur!.. Gelen müşteri, balıkçıdan balığı alırken, yanında yapacağı salatanın marulunu, soğanını, limonunu artık ne lazımsa onları da manavdan alır ve doğru evinin yolunu tutar... İşin yoğun olduğu saatlerde başlarını kaşıyacak vakit bulamayan esnafın, işin olmadığı saatlerde tek eğlencesi birbirleriyle sohbet etmek veya birbirlerine ustalık taslamak için iddialı tavle maçları yapmaktır... İşte tam müşterinin az, yani işin kesat olduğu saatlerde, ya koyu bir sohbetin ortasında, ya da oynayanlar kadar seyredenlerin de heyecanla seyrettiği bir tavle maçının arasında bir fare peydah olur... Bilhassa da (kokusundan mı nedir) balıkçılar arastasında çok görülür bu manzara... Mazgal deliğinden veya tam kapatılmayıp, aralık kalmış rögar kapağından çıkan şaşkın farenin çıkmasıyla ne sohbet kalır ortada ne de tavle oyunu! Bazısı korksa da, esasında çoğu iğrendiğinden heyecenla bağırmaya başlarlar! - Lan ahmet yanından geçti... - Baksana Osman ayağının ucunda... - Yahu bak önünde Mehmet, görmüyor musun? Vursana... vs. Artık tekme sallayan mı ararsın, sopa savuran mı, yoksa oturduğu iskemleyi fırlatan mı? hepsi birden kovalamaya başlar... Hatta hamsi kasası fırlatan balıkçının fırlattığı kasa ile, manavın fırlattığı domates kasasından bile kurtulan fare lağım deliğinden çıktığına-çıkacağına bin pişman olarak bir başka deliğe girip canını zor kurtarır... Hani derler ya; “ Eceli gelen fare gider, kedinin kıçını kaşırmış „ diye, siz bunu “eceli gelen fare esnaf arastasında boy gösterirmiş„ diye değiştirseniz de olur... .......... Bunu neden anlattım biliyor musunuz? Siyaset dünyamıza şöyle bakıyorum da adamlar haklı!.. - Hangi adamlar acaba? diye boşuna düşünmeyin... Hemen arzedeyim; Adamlar dedim ama, siz bakmayın benim adam-madam dememe, aralarında adam bile olmayanların bulunduğu, bazı siyasetçilerden bahsediyorum!... Şundan haklılar! Çünkü bunların çoğu, kişiliklerini sahip oldukları makamla, sahip oldukları koltuklarıyla yani kartvizitleriyle ispatlamaya çalışan kişiliksiz zavallılar... Zavallı olmasına zavallılar ama o kadar da enayi değiller yani! Neden bıraksınlar ki masalarını, koltuklarını? Onlar da biliyorlar; O koltuklardan kalktıkları andan itibaren, kendilerine kimsenin selam vermeyeceğini... Onlar da biliyorlar; En yakınlarının bile yüzlerine bakmayacağını... Onlar da biliyorlar; Koltukları olmadan zalimliklerinin para etmeyeceğini... Onlar da biliyorlar; Kıçlarına batacak ilk kazıkların, kendi sivrilttikleri kazıklar olacağını! Yani kısacası, onlar da biliyorlar; Altlarından koltukları, ellerinden mühürleri, önlerinden masaları gidince,(biraz önce misalini verdiğim) esnaf arastasına düşmüş lağım farelerinden bir farklarının olmayacağını! İşte o zaman anlayacaklar; “ Kürk ile, börk ile adam olunmayacağını...„ İşte o zaman anlayacaklar; Makamları ne olursa olsun adam değil toplumun arasında sadece dolgu malzemesi olduklarını! Değerli dostlar; Ben müneccim değilim, kayıp bilici veya kâhin-mahin de değilim... Allah her birinize uzun ve hayırlı ömürler versin, versin ki göresiniz dediklerimin gerçek olacağını... Evet... Evet, bu kadar eminim!.. Hele hele kendilerini o koltuklara oturtanlara ihanet edenlerin akibeti, lağım faresinden bile daha berbat olcaktır! Koltuğuna aşık olup, “ Aman koltuğum gitmesin..„ diye, koltuğu uğruna evini, ailesini satanlar, deliğine bile sığamazken, kuyruğuna kabak bağlayan farelere benzediklerinin farkında bile değiller!.. Artık onların kaçacağı delik yoktur. Zaten yeni kapı (pardon) yeni delik arayışları da bundan ileri gelmektedir. Bilmem anlatabildim mi? Hoşça kalın Efendim... Ozan Arif 5 Ekim 2016 Samsun

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de