Üye Girişi

Üye Girişi

BANA GÖRE RİYA!

03 Tem 2016

Esasında riyakârlar riyakâr olduklarını bilirler...
İşin en kötü yanı riyakâr olduklarını sadece kendilerinin bildiğini sanacak kadar aptal olmalarıdır!
Evet evet kendilerini çok zeki, kendileri dışındaki herkesi aptal sanacak kadar aptal olmaları, riyakârlıklarını bile gölgede bırakır!

.....

Ben Mayıs ayı başından beri Samsun‘dayım.
Samsun merkezinden 15-20 km. uzakta ikamet ediyorum...
Sanayisinde veya şehir merkezinde bir işim olmadıkça kolay kolay Samsun‘a gitmem...
Ama Mübarek Ramazanda çok gitmek mecburiyetinde kaldım...
Gidince de, ramazan ayının insanların yüzüne daha doğrusu şehrin üstüne çöken, o uhrevi iklimine kendimi kaptırıp, dolaştım durdum...

Oruç tutanlara baktım...
Tutmayıp, yutanlara baktım...
Bu seneki Haziranın kavurucu sıcağında kuruyup pul pul olmuş o oruçlu dudakları gördükçe, yüzlerine demesem de, yanlarından geçerken, “Allah kabul etsin...„ dedim içimden...

Akşam üzeri Ramazana has yiyecekler satan satıcılar, simitçiler, tatlıcılar vs. ve onların mallarını pazarlamak için bağırışları beni çocukluğuma götürdü her seferinde...
Neler düşündüm neler...

Tabi bazen tiksinti duyduğum manzaralara da şahit oldum!

Dipçik gibi olmasına rağmen oruç tutmadığı belli...
Tutanlara saygı diye bir edebi zerre kadar düşünmeden, elinde külahla dondurma yalayan eşşek kadar insanlara da rastladım tabi...
Nerde ise milletin yüzüne üfürecek derecede aleni fosur fosur sigara içen kadınlar,
Oruçlu insanların varlığını düşünmeden, öküzün ot yemesi gibi yaptırdığı dürüme yumula yumula yürüyen erkek müsveddeleri...
Daha neler... Neler!..
Dedim ya iğrendim... İğrendim...

Ama en çok neden iğrendim biliyor musunuz?!
“Bilboard„lara yani reklam panolarına asılmış bir Afişten!
Daha doğrusu,“Seccadeni al gel..„ sloganlı afişin arkasındaki riyadan iğrendim riyadan!..

Neymişte efendim, herkes seccadesini alıp geleceklermiş,
Cumhuriyet Meydanında topluca teravih kılınacakmış...
Arkasından Kadir gecesi kutlanacakmış!..
Peki bir yığın cami ve mescide kıran mı girdi?

İnanın Samsun‘da Cumhuriyet Meydanı‘nın hemen etrafında, başta koskoca “Site Cami“i olmak üzere kaç cami, kaç mescit var toparlayıpta şu anda sayamam...
Onca cami ve mescidin ortasında, bunca ibadethanenin hepsini bırakıp, Cumhuriyet Meydanına seccade serdirmenin,
araba kornaları ve eksoz dumanları arasında Kadir gecesi kutlamanın mantığı nedir diye çok düşündüm...
Düşündüm ve riyadan başka hiç bir şey bulamadım...

Baktım ki ihtiyaçlılardan başka herkesin boy gösterdiği hatta bazılarının marka giysileriyle kameralara poz verdiği o iftar çadırlarındaki riya artık Kadir Gecesi bahanesiyle meydanlara kadar taşmış...
Malum partinin, malum belediyesi artık her zaman ki gibi alıştığımız şovlarından birini sergiliyor...
Sergilesin hiç önemli değil!
Ancak her türlü şovlarına İslamı malzeme yapmaları,
hele hele inanç dünyamızda bir çok şeyin içini boşalttıkları gibi, yılda bir kez gelen mübarek Kadir Gecesi‘nin de içini boşaltmaları, o mübarek geceyi de kendi partilerine ait bir meta gibi sunmaları riya değil de nedir?
Hem de tiksindiren, iğrendiren bir riya...

Oraya halisane duygularla seccadesini kapıp gelen samimi yüreklere sözüm olamaz...

Sözüm onlara değil zaten...
Sözüm; insanların dini duygularını her fırsatta oy toplama kapısı haline getirenlere...
Sözüm; ibadet niyetiyle değil, gösteriş niyetiyle bu tür planlar yapanlara...
Sözüm; mübarek gecede cami cemaatini, camilerden meydanlara çekenlere,
Oraya giden halka değil oraya giden devlet görevlilerine,Vekile, Müftüye, hülâsa Allah‘ın rızasından ziyade siyasi erkin rızasını yani iktidarın rızasını hedefleyenlere...
Yani riyaya... Riyaya...
Zaten riyanın bir tarifi de, "amelinin karşılığını bu dünyadan beklemektir" derler...

Hal böyle olunca, ben demiyorum!
Ama bir Allah dostu diyor ki;
Gösterişçiler ahiret günü dört sıfatla çağırılırlar!
- Ey... Riyakâr!..
- Ey... Hilekâr!..
- Ey... Zarar Verici!..
- Ey... Ahlâksız!.
Bu isimlerle çağrılarak onlara,
“Kim için amel ettinse, git mükâfatını ondan al...
Bizim nezdimizde senin bir mükâfatın yoktur..„ denilir,
diyor...

Ben vaiz değilim...
Size vaazda bulunmak için başlamadım bu yazıya,
o sebeple daha fazla uzatmaya gerek yok...
Gerek yok ama meramımı anlatabildim mi? ondan da tam emin değilim...
Şimdi birileri çıkıp bana “zındık„ yaftası takmaya kalkarsa hiç şaşırmam!
Taksınlar... Yaradan yüreğimi biliyor...

Ha sahi bazen aklıma bir sual takılır ve kendi kendime gülerim...
Sual şu;
Şöyle insanın yüreğini yani niyetini gösteren bir ayna icat edilse,
şu yukarki işaret ettiklerimden kaç tanesi satın alır acaba?
Ha ne dersiniz dostlar müşteri bulunur mu?

Anlaşılmış olmak umuduyla amellerimizden ziyade
niyetlerimize göre bizi tartan,
O Yüce Allah‘a emanet olun...


3 Temmuz 2016
Samsun

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de