Üye Girişi

Üye Girişi

İÇİMİ BURKAN MEKTUPLAR!… (2)

05 May 2016

Mektuplardan konu açılınca,
İki-üç gündür gelen eski mektupları ve verdiğim cevapları karıştırdım durdum...
Hani insan albümlere bakınca eski resimlerin zaman tünelinde seyahate çıkar ya, 
İşte ben de eski mektupları okudukça meğer neler yaşamışım onları tazeledim hafızamda...
Gerçi mektupların %90'ı bize güç veren, haklılığımızı söyleyen mektuplar olmakla beraber o geri kalanlar ise geçen yazımızda isimlendirdiğimiz gibi içimizi burkan,
Hatta bazen " Sen de mi, Brütüs..." dedirten cinsten mektuplar...

Yaşadıklarımı bırakın, yazılanlara bile nasıl tahammül etmişim...
İnanın kendi kendime hayret ettim...
Hizmetinde bir ömür geçirdiğim Ocağımın dergisinde bile o yavrularımıza emir vererek bize hakaret ettirmişler!..

Yahu çok fazla irdelemeye gerek yok aslında,
şu 19 senedir yaşadıklarımla muhatap olduğum haksızlıkları hafızamda tazeledikçe şu gerçeği gördüm;

A.Hamdi Tanpınar çok doğru demiş...
" Haklı olmak, haklı olduğunu bilmek, bir insanı bir ordu içinde bile güçlü yapar..." diye...
İşte ben bunu gördüm ve yaşadım...

Ayrıca bir de şunu farkettim...
Çoklarının almakta zorlandığı bir lezzeti almışım,
veya keşvetmişim herhalde!
Bu lezzet haksızlığa uğramanın lezzeti!

Evet evet...
Haksızlık yapmanın şehvetini değil,
Haksızlığa uğramanın lezzetini bana tattırdığı için Cenab-ı Allah'a ne kadar şükretsem azdır diye düşünüyorum...

Artık şu mektup faslını kapatırken, verdiğim cevaplardan da bir örnek vererek kapatmak istiyorum...
Bir önce ki yazımda, o içimi burkan mektuplarda sergilenen çirkinliklerden, çok az da olsa örnekler vermiştim...

Ama hani yukarıda;
(" Sen de mi, Brütüs..." dedirten cinsten mektuplar...) demiştim ya işte onlardan ( İsmini afişe etmek istemediğim ) birine verdiğim bir cevabı paylaşacağım sizlerle...
" Sen de mi ?.." dememin sebebini verdiğim cevaptan rahatlıkla anlaya bilirsiniz!..

Hadi gelin beraber okuyalım...
-----------------------------------
Sayın A.K......;

Önce sizin vermediğiniz selamı vereyim!
Selamünaleyküm…

Hemen arkasından yazdığınızı buraya yapıştırıyorum… Kendiniz de okuyun!
…………………….

".............. 31 Ocak 16:07
kaçtın göçtün ülkücüler sayesinde meşur oldun şimdi M.H.P KÜÇÜMSÜYORSUN SEN ALMANYADA GÜNÜ GÜN YAPARKEN BİZLER MAMAK TA CİLE CEKİYORDUK...“

…………………………...

Nasıl yazdığınızı beğendiniz mi?
Siz eğer Mamakta Ülkücü gibi yatsaydınız,
oradaki yatışınızı bırakın Ozan Arif’i, herhangi bir başka ülküdaşınızın başına bile kakmazdınız…
Siz Mamakta falan yatmamışsınız!…
(Eğer yattığınız doğruysa) Siz değil de,
Sizin yatağınız yatmış…

Sonra "MHP’yi küçümsüyorsun" diyecek kadar meseleyi çarpıtan ve müfterilik yapan zavallısınız…
Açık söyliyeyim size hiç kızmadım…
Ama sizin adınıza üzüldüm.

Bakın A.... Efendi….
Bilmiyorum kimsin, kaç yaşındasın, ne iş yaparsın vs.
Gerçi Önemli de değil Kardeşim...

Benimle aynı fikirde olmaya mecbur değilsiniz tabi...
Ama bana dava adamlığı öğretmeye kalkmanız hoş değil,
Hele "ben Mamak ülkücüsüyüm" diye etrafınıza tafra satmanız çok ayıp çok...

Kalbinizi kırmaktan Allah'a sığınarak vicdanınıza sesleniyorum,
Şimdi dinleyin;
Ben destanlara sığdıramadım sizi, ve sizin gibileri,
Ama gel gör ki sizin ve sizin gibilerin gözünde artık hainim...
Fakat siz ve sizin gibiler;
Ülkücüleri Rahşan'ın donuna sığdıranları baş tacı yapıp,
koskoca hareketi sabun kalıbı gibi eriten, evlad-ı iyalimizin yanında bile boynumuzu bükük bırakanları tabulaştırmaya bayılıyorlar!…

Size göre Ozan Arif'in hesabı ne olabilir?
Sizce benim ne hesabım var K.... Efendi?
Neden çırpınıyorum,
Sizin gibi ülkücülüğünden şüphe etmediğim arkadaşların bile buğuzuna hatta hakaretlerine neden muhatap oluyorum hiç düşündünüz mü?

Veyahut şöyle sorayım;
Siz de anladığıma göre çocuk değilsiniz, yani ömür geçiyor...
Sizin de, belki bir ömür verdiğiniz üç hilalin zaferini, dünya gözü ile görmek, hakkınız değil mi?

Peki bırakın halkı, ülkücülerin bile indinde artık bitmiş,
" bununla olmaz" noktasına gelmiş biriyle bu zaferi göreceğinize inanıyor musunuz?
İnatla bu davanın önünü tıkamış olan birine
" bu davanın önünü aç arkadaş" demek suç mu?
Bu harekete yazık değil mi ülküdaşım?

Ben önemli değilim… İsterseniz gönlünüzden kazıyın atın Ozan Arif'i…
Zaten atmışsınız bile...
Ama ülkücü hareketi atamazsınız, hiç birimiz atamayız...
Ülkücü hareketin hepimizin üzerinde çoook hakkı var Efendi...
İşte Ozan Arif'in esas derdi de, burda yatıyor!..

Ben, ben de çok hakkı olan ülkücü hareketin hakkını arıyorum!
Hesabım bu!
Hatta eğer ülkücüyseniz (ki şüphem yok)
Ozan Arif'in verdiği mücadelenin sizin de ülkücülük namusunuzu,
ülkücülük izzetinizi kurtarma mücadelesi olduğunu birgün anlayacaksınız....
Anlayacaksınız ama iş işten geçmiş olacak!

Ozan Arif'in derdi millet vekilliği falan olsaydı şimdi böyle diyenlerin karşılarında bakan olurdum...
Veya para olsaydı doğrularımın, ideallerimin kavgasını yapmaz siyasi erk sahiplerine yalakalık yapar küpümü doldururdum...

Bana laf yetiştirmeye uğraşmadan önce başınızı ellerinizin arasına alıp biraz düşünün...

Ozan Arif dert değil!... Yakındır kurtulursunuz!
Başbuğ'umuza kalmayan dünya bana kalacak değil ya...

Ama bu hamakatin, bu gafletin hesabını herkes düşünmeli…

Bak K.... Efendi;
Hareketim can çekerken, benden hiç kimse hareketimi komaya sokan ve hala yanlış ilaç kullanan doktoru hoş görmemi beklemesin...
Zira... 16 yıldır bu derdi çeke çeke ben de yarım doktor oldum....
Birileri görmese de ben bunu görüyorum...

Alsınlar beğenenler Beylerini başlarına taç yapsınlar!

Ama yarın bana kimse "demedin" diyemez...
Çünkü ben 15 yıldır açıkça söylüyorum
Bu zevatla bu iş olmaz...
Olmaz... Olmaz.
O kadar.

Ozan Arif
_______________

Yine uzadı kusura bakmayın.

Not.... (daha doğrusu rica);

Sizden ricam bırakın burda sizinle paylaştığım helallik isteyen kardeeşlerimizi...
Kendi çevrenizde bile olsalar geçmişten dolayı kimseye buğuz etmeyin...
Çünkü;
" Haksız olduğunu anlayan insan, zaten en büyük cezaya çarptırılmış demektir..."

Selam, sevgi ve dua ile...

O.Arif
05 Mayıs 2016
Bad Homburg

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de