Üye Girişi

Üye Girişi

İÇİMİ BURKAN MEKTUPLAR!...

04 May 2016

Son zamanlarda çok mektup gelmeye başladı...
Ve gelen mektupların çoğu helâllik istemek için geliyor!
Ne helâlliği diye aklınızdan geçebilir...
Açıklayacağım efendim, sabır istirham ediyorum...
Herhalde biraz uzatmak zorunda kalacağız ama ne yapalım!
Çünkü gelen mektuplardan birini de sizinle paylaşmak istiyorum.

Ancak paylaşmadan önce size bu yazının başlığı yaptığım,
ve nerde ise 18-19 yıldır zaman zaman aldığım,
" İçimi Burkan Mektuplar "dan bahsetmek istiyorum...

İçimi burkmalarının sebebi, ordan-burdan aldıkları gazla,
veya yargısız infazla, yazılmış olmalarıydı tabi...
Kimisinde düşüncenin zerresi yokken,
kimisinde ağıza alınmayacak küfürler dolu idi...

Neler vardı neler...
- Beni Ozan Arif yapanın onlar olduğunu yazanlar...
- Kasetlerimi alarak beni zengin ettiklerini yazanlar...
- Kasetlerimi artık kırarak çöpe attıklarını yazanlar...
- Para almadan hatta 100 lira eksik olsa bile sahneye çıkmadığımı yazanlar...
- Çok lüks hayat yaşadığımı yazanlar...
- hatta utanıyorum söylemeye küfredenler, sövenler...
- Akp'ye hizmet ettiğimi yazanlar, hizmetten de öte Akp'li olduğumu yazanlar...
......... Efendim daha neler... neler... neler!

Peki bütün bunlar neden?

Tabi ki "efendiler" böyle istediği için!
Çapsızlıklarını görür görmez " Kime Bıraktın " diye Başbuğ'umuza seslendiğim için...
" Ya benim sevdamı geri versinler,
Ya da adam gibi bir iş görsünler.."
dediğim için...
" Ben adam sanmıştım, adam değilmiş..."
dediğim için...

57. hükümet kurulur kurulmaz ülkücüleri dışladıklarını, sistemin bir parçası haline geldiklerini hatta sola cici görünme kompleksi ile davranmalarını görünce...
" Affet beni milletim, sistemin iti oldum...
Köpeklerle barıştım, Kurtlarla kötü oldum..."
diye, (onların yüzünden) Ozan Arif olarak milletten özür dilediğim için...

Yaptıkları (bana göre ihaneti) Türkeş düşmanlığını bana izah edemeyecekleri için...
Ülküdaşlarımla buluşmamı engellediler...

Ayağımın altından sahneler, önümden mikrofonlar alındı...
Alınmakla da kalmadı yalan ve iftiralarla kulaklar dolduruldu ...
Devamlı kulaklara bu iftiralar üflendi durdu…
Ve netice olarak da yukarıda bahsettiğim türden mektuplar gelmeye başladı...

Elimden geldiğince terbiye sınırlarının dışına çıkmayanlara hep cevap verdim...
Yazı uzamasaydı verdiğim cevaplardan da bir örnek paylaşırdım...

Artık zaman geçtikçe bu tür mektuplar azaldı...
Hatta zaman olayların gerçek yüzünü veya tesbitlerimin haklılığını ortaya koymaya başlayınca,
helâllik isteyen mektuplar gelmeye başladı...

Haklı çıkmak tabi ki güzel bir duygu…
Ancak haklı çıkma duygusunu iyi kontrol edemezseniz,
Allah muhafaza insanı kibire götürür…
Kibir de, Hz. Mevlananın dediği gibi insanı soğan gibi kokutur…

O sebeple kibir denilen şeytan kıskacından Allah’a sığınarak,
Bize haklıymışsın diyen o mektuplardan birini, sizinle paylaşmak istiyorum…

Mektubu paylaşmak için izin aldık ama şimdilik isim vermeyin dedi…
Ve biz de vermiyoruz…
Herhalde bir sebebi vardır!
Ama yine de isminin baş harflerini vererek “ B.M „ isimli kardeşime teşekkür ediyorum.
Buyurun bu yazıyı o kardeşimizin mektubuyla bağlamış olalım…

Mektup şu;
——————————————

Sevgili Ozan Arif.

Öncelikle bana ve sonrasında da,
benim gibi yıllarca budalalık yapmış gönül erlerine hakkını helal etmeni istiyorum.

Çünkü mevcut parti yönetimini ilk analiz eden sendin…
Aslında bizim gözümüzün kör olduğu akıp ve uçup giden o yıllarda,
senin destanların bize (an itibariyle) yaşadığımız belaları açıklar vaziyetteymiş.
Görememiş, bilememişiz…
Çünkü Ozan'ım, bize “fikir - lider - teşkilat “ üçlemesini
bizim reislerimiz, başkanlarımız enjekte ettiler.
Onlara da, onlardan önce gelenler enjekte ettikleri için kızamıyorum!

Şimdi bize ne desen haklısın.
Çünkü Ozan'ım, bu bağlamda bizi senden soğuttular,
kışkırttılar, destanlarından uzaklaştırdılar.

Şimdi ise bu beladan kurtulmanın yolunu arıyoruz.
Bizi affedebilecek misin?
Cahilliğimize ver, vebalini onlar ödesinler.

Ocakta çay dağıtarak onore olduk
şimdi ise birileri sayesinde hain, işbirlikçi, saray projesi olduk.

Sen ne kadar da haklıymışsın.
Ne kadar da derinden geleceği görmüşsün.

Ozan'ım, meğer Başbuğ'umdan bize kalan bir partimiz, bir de sen varmışsın.
Rabbim güzel günlere kavuştursun,
Erciyes'te Bozkurtlarınla buluştursun..

Allah'ın selamı ve rahmeti sizinle olsun.
Saygılarımla.

B.M / Bursa
_______________

Selam ve dua ile...

O.Arif
4 Mayıs 2016 / Bad Homburg

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de