Üye Girişi

Üye Girişi

İFTİRA!...

29 Nis 2016

İlla siyasi polemik ararsınız ilgi göstermek için!
Böyle konuları pek okumazsınız...
Veya okusanız bile iki satır kanaat belirtme zahmetinde bulunmazsınız...
Tabi herkesin hakkını yemeyeyim, okuyanlar hatta yorum yapanlar elbette var...

Vallahi okusanız da, okumasanız da, bir meseleyi sizlere arzetmek istiyorum!
Ama arzetmek istediğim meseleye nereden başlayacağımı bilemiyorum!

Niyetten mi başlasam...
Amaçtan mı başlasam...
Veya hevesten mi başlasam...

Hadi en iyimser bakış açısıyla hevesten başlayalım...

Bir çok şeye hevesli olanlar gibi,
Bazı insanlar vardır ki, bazı makamlara çok heveslidirler...
Ve işin garbi, bu heveslilerin bazılarına bu makamlar nasip olur...

Nasip olur ama kendinin liyakatini, yani yeterliliğini hesaba katmayanlar, iş başa düşünce yeterli olmadıklarını o işe uygun olmadıklarını hemen kavrayıverirler.
Kavrayıverirler ama, yetersizliklerini kabullenecek kadar erdemli, güçlü, dürüst olmadıkları için de, hemen ikiyüzlülüğü şiar edinirler!

Ancak iki yüzlülükleri, yani riyaları,
bunların yetersizliklerini farkedemeyenler için geçerlidir!

Farkına varanlara riya sökmeeez...
Farkına varanlara riya sökmediği için de, bunlar onlara iftira metodonu kullanırlar...
Yani resmen iftira atarlar...
Hele hele de kendilerinden çaplı farkedicilere karşı, adeta iftira canavarı olup çıkarlar...

İftira şu vatan hainlerinin hiç umulmadık yerlere tuzakladıkları bombalar gibidir...
Patlattıkları zaman bedeninizden bir şey koparamasa dahi, ruhunuza açacağı yaralarla bile başetmek zordur.
Onun için İkinci Sultan Abdulhamit Han gibi koskoca Padişah dahi;
" İftira ne kadar saçma olursa olsun, mutlaka iz bırakır.." demiştir.

Tekrar meseleye gelecek olursak;
Sanattan tutun siyasete....
Askerlikten, ilimden tutun ticarete...
Dinden tutun devlet idaresine varıncaya,
Hatta sıradan bir yöneticiliğe varıncaya kadar, birikim ister birikim...

Bu birikimin içinde olgunluk, saygı, sevgi, vefa, güven gizlidir...
Bunlar yoksa, istediği kadar poz yapsın!...
Şapka düşer, kel görünür!

Çünkü bunların olmadığı kişiler,
Çoğunluğun haklarını çiğnemekten zerre kadar çekinmezler...
Çekinmeyince de çirkinleşirler... Alçaklaşırlar...
O zaman da, bu tiplerin çoğaldığı, hatta taşıyıcı direk yerine konulduğu ülkelerde çöküşler kaçınılmaz olur.
Ama " İşi ehline veriniz.." ilahi hükmüne uyan ülkelerde ise, fırtınalardan zedelenmeler olsa bile, temel, duvar, çatı sağlam kalır...

Velhasılı demek istediğim;
İftira eden bir insan kazansa da zalimdir...
İftira edilerek kaybeden ise mazlumdur mazlum...
Hatta esas mazlum kayıp eden bile değil,
esas mazlum toplumdur toplum...

İftira yetersizliktir...
Hele de hak etmediği halde kazanma ihtirasıyla yapılan iftiralar şerefsizliktir...
Bu şerefsizliği yapan ise,
Unvanı ne olursa olsun şerefsizin daniskasıdır!

"Mert olana, namert demem,
Bir ağrısız baş taşırım...
Şerefsizle helva yemem,
Şerefliyle taş taşırım!.."

Yuh olsun iftira ile şerefsizce kazanmaya kalkanlara...
Selam olsun kayıp etmeyi bile göze alarak,
İftiradan korkanlara...
İftiraya tenezül etmeyenlere...

Ne dersiniz?
Yanlış mı düşünüyorum yoksa?

Ozan Arif
29 Nisan 2016
Bad Homburg


 

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de