Üye Girişi

Üye Girişi

HER ŞEYİ SİYASİ ÇIKAR İÇİN KULLANMAK!

25 Nis 2016

Eee...
Bunlar alışmişlar tabi girdikleri kabın şeklini almaya,
veya kafadan bacaklılar gibi, yani yumuşakçalar gibi her delikten geçmeye!..
Gittikleri şehirlerde o şehrin maddi-manevi değerlerini istismar etmeden,
daha doğrusu siyasete meze yapma uğruna kirletmeden duramıyorlar....

Bazen dağarcıklarındaki bitince, demogoglukları da onları kurtarmıyor!..
Başlıyorlar o şehrin futbol takımlarının atkılarına sarılmaya,
Batıya giderlerse efe cepkeni giyip başlarına zeybek başlığı doluyorlar...
Doğuya gidince de poşu-moşu takıp, serok-merok oluyorlar...

Siyaseti ulvi ülküler için değil, süfli arzular için yapanlar,
yani siyasetle ahlakı ayırarak ikisinden de bir şey anlamadığını ortaya koyanlar,
Siyasetin; bir millete hizmet etmenin kutsal yollarından biri olduğunu idrak etmemiş, tam aksine siyaseti oy toplamak için milleti kandırma sanatı olarak algılamış siyasetçiler,
bu istismarın cılkını çıkarıyorlar...

Bugün iyi dediklerine yarın çok rahat kötü diyebiliyorlar!
Dün hasım olduklarıyla, bugün hısım olabiliyorlar...
Dolayısıyla siyaset onları çok elastiki yüzük haline getiriyor!
Ondan sonra başlıyorlar her parmağa uymaya!...

Her nabza göre şerbet, her sahneye göre ayrı terane!...

Sahi sahne, terane deyince aklıma geldi!
Bunlar şarkıları, türküleri bile istismar malzemesi yapabiliyorlar...

Mesela dün birini dinledim!
Adana'da konuşuyor;
Adanada konuşurken, Adanalılara Adana Türküsü söylüyor...
Yani tereciye tere satıyor Beyefendi!

Türkünün bir dörtlüğünü almış sallayıp duruyor!..
dörtlük de şu;

" Adana köprü başı,
Otur saraya karşı...
Gel beraber gezelim,
Dosta düşmana karşı.."

Bak bak bak!...
İçinde "saray" kelimesi geçiyor ya,
oradan kendisine bir siyasi pay çıkaracak...
Sanki dersin bu türküyü söyleyenler onun için söylemiş...

İnsanın cinleri tepesine çıkıyor!
O zaman benim de aklıma hemen Adana'nın başka bir türküsü geliyor!
İşte o hepinizin bildiği türkü;

" Adana'nın yolları taştan,
Sen çıkardın beni beni baştan..."
..................
Yahu sadece baştan değil, bunlar bu istismarlarıyla,
adamı (tövbe haşa) dinden-imandan bile çıkarırlar...

Şimdi ben de mi içinde saray geçen bir türkü söyliyeyim yani...
İnanın orda o meydanda olsaydım belki de söylerdim!
Hemde parmağımla Güneydoğuyu veya Adana'dan 260 km ilerideki Kilis'i göstererek söylerdim...

" Vatandaşın dertleri,
Saraydan sezilmiyor...
Senin kıçın rahatta,
Kilis'te gezilmiyor!.."

Nasıl böyle iyi mi?! der, hatta devam bile ederdim....

" Bak saraydan bey gelmiş,
Hele gelen beye bak!
Hergün beş-on şehit var,
Konuştuğu şeye bak.."
..............

Artık neyse, yine uzattım bak!
İşte böyle yazıyorum yazıyorum,
Sonra da dönüyor, kendime kızıyorum!

Niye kızıyorsun demeyin...
Niye kızmayayım ki;

Siyasi çıkarları için fırsatı bulduklarında ;
Kur'anı, Allah'ın Ayetlerini istismar edenler,
şarkıyı, türküyü niye istismar etmesinler ki?

Benim ki de iş olsun işte!...

Ozan Arif
25 Nisan 2016
Bad Homburg

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de