Üye Girişi

Üye Girişi

HUKUK DEVLETİ VE GEREKLİLİĞİ

Yazan  Mehmet Alp

Adalet bir toplumun manevi ve maddi huzur ve refahının olmazsa olmazıdır.

İşte onun için demokrasi önemlidir.
Çünkü demokrasi bir çok eksiğine rağmen hukuk devletinin var olabileceği en uygun zemindir.
Yani esas olan, hedeflenen, demokrasinin kendisi değildir.
Hukuk devletidir.

Hukuk devleti yetki kapsamında olan herkesin haklarının teminatıdır.

Hukuk devletinin verimli ve kurgusuna uygun var olabilmesinin en temel ilkesi ise kuvvetler ayrımıdır.
Kuvvetler ayrımı, yasama, yargı ve yürütmeyi ayırarak bu güçlerin birbirinin etkisi ve baskısı altında kalmadan devletin adaletli olmasını sağlar.
Yani kısacası, "kanun yapma, yapılan kanun namına karar verme ve verilen bu kararı uygulama aynı elde birleşemez" demektir.
Hukuk devletlerinde Anayasa her kanunun temelidir.

Anayasa Mahkemesi ise yasama ve yürütmenin Anayasa'ya uygun davranmalarını sağlamakla mükellef olan en üstün mahkemedir.
Günlük hayatımızın her alanında haklarımızı ve sorumluluklarımızı belirleyen kanunlar Anayasa'nın belirlediği temel haklar ve sorumluluklar doğrultusunda olmaya mecburdur.

Onun için kanunu yapanlar anayasaya aykırı kanun yapamazlar.
Onun için kanunları uygulayanlar anayasaya aykırı davranamazlar!
Ülkemizde yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından kullanılmaktadır.
Buna "ikici yürütme" denilir.

Bir hukuk devletinde hiç kimsenin, Cumhurbaşkanı'nın bile,
hatta bileden de öte bu kadar önemli makamın özellikle,
'Anayasa Mahkemesi'nin kararına uymuyorum ve saymıyorum' deme hakkı ve yetkisi yoktur!

En fazla;
-'AYM'nin doğru karar verdiğini düşünmüyorum' dersiniz...
-'AYM bence Anayasayı doğru yorumlamadı' dersiniz...
Hatta ve hatta;
- 'Türk Milleti kendi değer yargılarına daha uygun bir Anayasayı hak ediyor' dersiniz!

Ama asla ve asla
'...uymuyorum ve saymıyorum!' diyemezsiniz.

Çünkü devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş milletin oluşturduğu tüzel varlıktır.
Bu tüzel varlığın tüzüğü de işte Anayasa'dır, ANAYASA!!!

'AYM'nin kararına uymuyorum ve saymıyorum' dediğiniz anda Türk Milleti'nin her türlü beşeri kanunlarının temeli olan Anayasa'nın doğru uygulanması ile mükellef olan kurumun meşruiyetini tartışmaya açmış bulunursunuz.
O kurumun içinde kimlerin olduğunun bir önemi yoktur.

AYM'nin meşruiyetini tartışma konusu yaptığınız anda, uygulanması ile mükellef olduğu Anayasa'nın da meşruiyetini tartışma konusu etmiş olursunuz.
Çünkü uygulaması sağlanmayan, sağlanamayan kanunlar, kanun olma vasıflarını yitirerek en iyi ihtimalle ancak fikir olarak varlar demektir!
Anayasayı temel kanun bütünlüğü olamaktan çıkarıp herkesin kafasına göre isterse tartışabileceği, isterse saymayabileceği, isterse uymayabileceği bir fikir haline getirirseniz. Dolaysıyla meşruiyetlerini anayasadan alan her türlü beşeri kanunu ve bu kanunlar sayesinde var olan her türlü kurumun meşruiyetininin sorgulanmasına zemin hazırlamış olursunuz!

Güvenlik güçleri,
yargı,
sağlık sistemi,
meclis ve bakanlıkları...
aklınıza ne gelirse,
hatta Cumhurbaşkanlığı'nın da dahi varlığını tartışmaya açmış bulunmaktasınız demektir.

Bunun adı apaçık anarşidir!

'AYM'nin kararına uymuyorum ve saymıyorum.'...

Bunu söyleyen bir vatandaşın,
'Ben bu devletin toprak bütünlüğünü, milletin bölünmezliğini, bayrağını, kanununu, güvenlik güçlerini hiçe sayıyorum' diyerek
askere, polise kurşun sıkan, bomba atan vatan hainleri ile arasında tek fark icraatte kalır.

Ama Cumhurbaşkanı böyle derse vatan hainlerinin zihniyetini meşrulaştırmış olur!

Kanunen hiç bir meşru zemini yokken,
güçler ayrımını hiçe sayan,
yargının en üst kurumu olan AYM'ni saymayan,
saymadığını ve kararlarına uymayacağını alenen açıklayan bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Bu zihniyetin kafasına göre bir başkanlık sistemi düzenlediğini,
yani ikici yürütmeden, keyfine göre düzenlenmiş bol yetkili az veya hiç denetimsiz tekel yürütmeye geçtiğinde
nasıl davranacağını ve neler yapacağını düşünün.

Ortadoğu gibi bir coğrafyada böyle bir zihniyetin bu yetki ile nelere yol açabileceğini düşünmek bile istemiyorum.

Bugün bu zihniyetin taraftarı olabilirsiniz!..
Taraftarı ve seçmeni olduğunuz için 'Bana bir şey olmaz'
diye düşünüyor da olabilirsiniz.

Ama kanunlar ve yasalar bireyler veya aynı görüşü paylaşan topluluklar için değil herkes için geçerlidir.

Bakın dün beraber olduklarına!...
Bu zihniyetin dün adaleti hiçe sayıp hukuğu çiğnerken kendisine alkış tutanlara Zaman'ı gelince neler yapabildiğini işte görüyoruz.

Ben bu satırları bir MHP'li olarak yazmıyorum.
Ben bu satırları hukuk devletinin gerekliliğine inanan bir Türk Vatandaşı olarak yazıyorum.

Yani mevzu bahis sözü sarf eden isterse MHP'li biri olsaydı aynı tepkiyi verirdim.
Ayrıca sakın kimse kafasına göre mana da çıkarmasın.
Sözün hangi vesile ile söylendiğinin de zerre kadar önemi yok!
Beni tanıyan bilir,
Can Dündarı' günahım kadar sevmem.
Ayrıca bütün gazetecilik anlayışı düne kadar birisinin probagandasını yapmak için gerçeği hiçe saymak olan basını da sevmem.

Sadece kimsenin beşeri veya kurumsal bağlarının adalete olan bağından daha güçlü olmaması gerektiği kanaatindeyim.

Eğer adaletin çiğnenmesini alkışlarsanız,
alkışlamasanız bile göz yumarsanız, bir gün adaletsizliğe siz uğrarsınız.

Ama siz, ama bir sevdiğiniz,
ama er, ama geç!...

Adalet herkese lazım.

Mehmet Alp
5 Mart 2016

Arif'çe

  • BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM!
    Yazan
    BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM! Bugün dedi isem 31 Ağustos anlamayın! Hemen kısaca izah edeyim; Benim kimliğimde doğum tarihi olarak '10 Haziran 1949' yazılı. Babam doğduğumdan kim bilir kaç sene sonra nüfus kâğıdımı çıkartmaya gidince,Alucrada‘ki zamanın nüfus memuru kim ise böyle bir tarih yazmış.
    Yazan Çarşamba, 30 Ağustos 2017 23:37 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de