Üye Girişi

Üye Girişi

BAŞBUĞ FARKI!..

26 Oca 2016

Mareşal:
Türk Kara Kuvvetlerinde ve Türk Hava Kuvvetlerinde en yüksek askeri rütbedir.
Türk Deniz Kuvvetlerinde karşılığı 'Büyükamiral' dir.
Bu rütbe bir askerin kazanabileceği en üstün rütbedir.
Savaşta üstün başarı gösteren Orgeneral ya da Oramirallere verilir!

Yani Mareşal olabilmek için,
askeri okulda savaşın sanatını öğreneceksin, subay olacaksın,
ölmekten veya sakat kalmaktan korkmayacaksın,
gidecek cephelerde canını bu vatana siper edeceksin,
vatanına, bayrağına göz dikeni, gözünü kırpmadan öldüreceksin,
icabında, senin emrinde, senin sorumluluğunda savaşan Mehmetciklerin öldüğünü görecek,
belki canını emanet ettiğin silah arkadaşlarının parçalanmış organlarını, kopmuş kollarını bacaklarını toplayacaksın,
verdiğin karar ve emirlerle alakalı olarak da,
evlatlarını vatana, millete, bayrağa kurban etmiş,
anaların ve babaların gözlerinin içine bakabilecek kadar vicdanın rahat olacak rahat...
Savaşın gidişatını vatanının lehine değiştirebilecek kadar aklın ve fikrin olacak...
Bu da yetmez!
Bu aklı ve de fikri savaşın bütün çirkinliğini taşıyabilecek kadar bir tecrübe ile birleştirip söz sahibi olacaksın…
Sonra bütün bunların üstüne üstlük, savaş esnasında bu vazifeyi üstün(!) bir başarı ile yerine getirebildiğini kanıtlayacaksın ki;
Mareşal olasın!

Yani görüldüğü bigi Mareşal ünvanını Orgeneral rütbesinden ve Genelkurmay Başkanı makamından ayıran ciddi farklar bulunmakta.

Mareşal rütbesine ulaşmak için gereken şartlar ve beceriler,
Genelkurmay Başkanı olabilmek için gereken şartlardan çok daha ağır, çok daha mesuliyetli...

Onun için bazen 'Mareşal‘ rütbesinin yanından bile geçemeyenler şans eseri Genelkurmay Başkanı, hatta devlet başkanı olabilirler!

Mesela;
Kenan Evren bile zamanının Genelkurmay Başkanı olmadı mı?

Ama TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'nin tarihinde sadece iki MAREŞAL vardır;
Biri MAREŞAL MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'tür,
diğeri ise MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK'tır.
………….
Bütün bunları neden mi yazdım?
Şunu önce belirteyim;
Maksadım asla bir siyasi parti olan MHP’yi, askeri bir yapılanma ile mukayese etmek değildir.
Maksadım sadece bazı ünvanlara ve rutbelere diğerleri kadar kolay ulaşılamayacağını vurgulamaktan ibarettir.

Dedim ya;
MHP bir siyasi partidir ve nasıl Kenan Evren bile,
Genelkurmay Başkanı olabildiyse,
MHP'nin tüzüğünde belirtilen şartları yerine getiren herkes parti başkanı, yani MHP Genel Başkanı seçilebilir! ( artık o da zor!)

Ama Ülkücülerin rahmetli ALPASLAN TÜRKEŞ'e gönüllerinde verdiği bir rütbe vardır.
Biz Ona "BAŞBUĞ" dedik, "BAŞBUĞ" demeye de devam edeceğiz...
Gönüllerden kazanılan unvanlar sayısal sıralamayı kaldırmaz!

Yani;
Birinci Başbuğ,
İkinci Başbuğ,
Yok Üçüncü Başbuğ(!) vesaire gibi bir sıralama söz konusu olamaz!

Başbuğ olmak için haksızlık karşısında kırılma pahasına da olsa eğilmeyeceksin!
Ön görülü yani feraset sahibi olacaksın!
İnandığın doğrular uğrunda bir insanın çekebileceği her türlü çileyi çekmene rağmen yolunda kırılma, kendinde kıvrılma olmayacak.
Türk Milliyetçiliği gibi köklü bir fikri, siyasi alanda taşımayı bileceksin.
80 değil, 40 değil bir koltuğun bile kalsa, hatta meclis dışında veya hapiste bile olsan, ülkenin kaderinde söz sahibi olacaksın!
Söylediklerinle yaptıkların arasında tezat olmayacak!
Gönül kırmayı değil kazanmayı bileceksin, kazanmak için de seferberlik ilan edeceksin!
Kimsenin görmediğini seneler önce görecek kadar öngörülü,
gördüklerinden Türk Milleti için doğru olanı seçebilecek kadar bilgili olacaksın!
Ufkun Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarında bitmeyecek,
Türk Dünyası'nı kapsayacak kadar geniş olacak geniş...
"Kızıl Elma" ülküsünün, "Turan" ülküsünün bir kuru hayalden ibaret olmadığını idrak edecek,
yani gelecekte gerçek olabileceğine nesilleri inandıracaksın!
Bütün varlığınla, sürmüş olduğun hayatınla,
inançlarına ve değerlerine olan samimiyetini ispatlamış olacaksın!

Yani uzun lafın kısası;
Öyle bir hayat yaşayacaksın ki;
Savunduğun fikir şahsında vücut bulmuş olacak.

Anlayacağınız;
kimse kimseye sırf bir koltukta oturduğu için 'Başbuğ' demez!
Dememeli de zaten...
"Başbuğ" fethedilen gönüllerin, fatihlerine verdiği bir ünvandır!
Önüne gelene Başbuğ denmez!
Hele, hele sırf o koltukta oturduğu için 'Bilge Lider' denmesi bile sırıtan birilerinden asla BAŞBUĞ OLMAZ!!!!

Bunu biz biliyoruz, birileri de bilsinler!

Mehmet Alp

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de