Üye Girişi

Üye Girişi

GERİSİ SİZE KALMIŞ!..

29 Kas 2015

İsterseniz başınızı kaldırıp, şöyle tefekkür ederek, etrafınıza bir bakın...
Nerde ise her yerde bunu görürsünüz.
Bürokraside, siyasette hele hele siyasi partilerde bunun doruk yaptığını, farketmemeniz mümkün değildir...

Eskiden kıraldan fazla kıralcı kesilenleri kınardık.
Son senelerde bunu bile arar olduk!
Zira bırakın kırala kıralcılık yapmayı, eşeği bile alkışlarıyla kıral yapanlardan geçilmiyor şimdi!
İşin kötüsü kıral yapılan eşekler de hakikaten kıral olduklarına inanıyor,
ve o zaman da buna rıza gösteren develerin çilesi başlıyooor!..

Son 15-20 senedir seyrettiğimiz manzara bu!
Aslanların, kurtların, kartalların tedavülden kaldırıldığı böyle bir iklimde, aslanlar kükrese de, kurtlar ulusa da, malesef eşeğin kırallığına rıza gösteren develer aldırmıyor...

Taaa... ki; Uçurumun kenarına gelinceye kadar!
Ancak uçurumun kenarına gelince,
eşeği alkışlarıyla ormanın kıralı ilan eden tilkiler, çakallar, sülükler, solucanlar, fareler halâ alkışlamaya devam etseler bile,
daha dayanamayıp, kervanın esas yükünü çeken o mübarek develer homur homur homurdanmaya başlıyor!
Çünkü artık dayanılır gibi değildir!..
............
Efendim teşbihte hata olmaz derler, meşhur meseldir bilirsiniz!

Kervanın biri uzun bir yolculuktan sonra mola verir...
Bir vahanın palmiyelerinin serinliğine çökmüş vaziyette develer başlarlar kendi aralarında geviş getirerek konuşmaya...
Her biri yıllardır içlerine biriktirdikleri dertlerini anlatırlar da anlatırlar...
Ama bir tanesi adeta bütün anlatılanları,
daha doğrusu kervanın bütün dertlerini özetlercesine, der ki;
“ Arkadaşlar yanlış anlamayın! İnanın şu sırtımdaki yükü taşımak bana o kadar zor gelmiyor...
Ama benim esas zoruma giden ne biliyor musunuz?
Şu eşşeğin peşinden gitmek...„
...........
Keşke uçurumun kenarına gelmeden eşekleri,
Burnumuz boka batmadan kargaları tanıyabilsek...
Ama olmuyor işte...
Sen farkedip uyarsan bile olmuyor!..
Sadece “Dikkat..„ deyince dahi, bakıyorsunuz ki adınız haine çıkmış haine!...

Ben bunu yaşadım...
Dikkat dedim, “ Ozan Arif hain „ dediler...
Ben gönüldaşlarımı destanlara bile sığdıramazken, hain oldum,
el Rahşan‘ın eteğinin altına sığdırarak bey oldu... Bilge oldu(!)

Evet evet “ Ozan Arif yanlış ata oynuyor „ dediler...
Halbuki ben ne ata oynamıştım, ne ite oynamıştım...
Ben Ülkücülüğün gereğini,
ozanlığımın yüreğini ortaya koymuştum...
Ben ülkücülük yaptığımızı sanıyordum, meğer birileri
“altılı ganyan„ oynuyormuş da, haberim yokmuş...

Acaba şimdi bunlar, yani doğru ata oynadığını zannedenler,
el alemin (atı bile değil) beygirleri defalarca Üsküdar‘ı geçerken, Üsküdar‘ın sabahında, arkadan nal toplayarak neye oynadıklarını öğrendiler mi? Bilmem!..

İnşallah öğrenmişlerdir...
İnşallah aynı hatalar bir daha yapılmaz...
İnşallah “altılı ganyan„ oynamakla ülkücülüğün başka kavramlar olduğunu birileri anlamıştır!
İnşallah 18 yıllık bu acı tecrübeden ders almışızdır.
İnşallah yıllardır içimizi-dışımızı kirleten badanajdan kurtulur,
bu geri kaymamızı, bu yenilgimizi yeni bir şahlanışın hız kaynağı yapabiliriz...
Bunun olmaması için hiç bir sebep, hiç bir engel yok...

Siz yeter ki; mevcut engeli kaldırın!
Siz yeter ki; lider diye tekrar engele sarılmayın!
Siz yeter ki; hareketin lideri ile engelini birbirine karıştırmayın!..

Eğer tekrar engele lider derseniz;
“ Ülkücü hareket engellenemez..„ diye bağırmak boşuna olur...
Söylediğimiz slogan havada kalır...
Başka engellere söyleyecek sözümüz olmaz!
Sözümüz olsa bile yüzümüz olmaz!..
...Ve şahlanmayı bırak, bir adım dahi atamayız...

Dokuz değil, doksan köyden kovsanız,
Ben bunu bilir, bunu söylerim...
Gerisi size kalmış!

Ozan Arif
29 Kasım 2015

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de