Üye Girişi

Üye Girişi

BİLMENİN BEDELİ VAR!..

15 Kas 2015

 

Bir insan biliyorsa, fakat bildiğinin farkında değilse; uyuyor demektir,
- Onu uyandırın!..

Bir insan bilmiyorsa ve bilmediğinin de farkındaysa; dayak istiyordur,
- Onu pataklayın!.. 

Fakaaat... 

Bir adam biliyorsa ve bildiğinden de eminse; akıllı adamdır,
- Onu dinleyin... Onu tanıyın!..

Peki bunları neden yazıyorsun Ey Ozan Arif diyorsanız,
Şunun için yazıyorum;
Bir ömür verdiğim Ülkücü hareketin ve yuvalarının uçuruma doğru yol aldığını gördüğüm için,
Ve gördüklerimin ışığında eğer tedbir almaz isek karşılaşacağımız felaketi adeta bildiğim için,
Bu felakete gidişin müsebbiplerine diyorum ki;

...........

Yahu arkadaş git...
Güzel kardeşlerim gidin... gidin...
Ne olursunuz yahu!.. Güzellikle gidin!
Size ülkücüleri iyi tanıyan biri olarak sesleniyorum...
Size yemin ederek söylüyorum, inat ettikçe iğrendiriyorsunuz... Tiksindiriyorsunuz...
Eğer inat etmeye devam ederseniz;
“Ülkücü hareketin pekmezine düşmüş sinek”ten farkınız kalmaz...Şimdi ben böyle diyorum diye bana kızmayın...
Dedirten sizsiniz...
Kızsanız da, köpürseniz de hatta küfür etseniz veya ettirseniz de(!) gerçek bu...
Başınızı kaldırın, (en yakınınızdakiler dahil) ülkücülerin gözlerine bir bakın... Onlara kulak verin... Onlara gönlünüzü çevirin bu gerçeği siz de göreceksiniz...
Bırakın... Gidin... Giderken de bir ışık yakın Beyler ışık!..

......... 

İşte günlerdir hatta senelerdir (özet olarak) ben böyle diyorum diye...
Yazıya başlarken arzettiğim gibi bilen bilmeyen, anlayan anlamayan bir kısım zevat...
Kimileri vazifeli olarak!
Kimileri de durumdan vazife çıkararak bana laf yetiştirmeye çalışıyor...
Sizin de bazen bu sayfada gördüğünüz gibi küçük bir koro halinde bağırıp duruyorlar...
Dedikleri de şunlar; 

- Nedir bu Bahçeli düşmanlığı...
- Kol kırılır yen içinde...
- Devletin başına Devlet gelecek...
- Ya Devlet başa, ya kuzgun leşe...
- MHP‘ye zarar veriyorsun...
- Lidere sadakat şerefimizdir...
- Nedir bu kadar kin...
- Teşkilat / Lider / Doktrin... 

Hatta yazmaya bile hicap ettiğim; gavat, pezevenk gibi çirkin edepsizce sözler...
Özelimize yazılan mesajlarda ölmüş anamıza, babamıza varıncaya kadar galiz küfürler de cabası!.. 

İnanın bu terbiyesizliği yapanlar, evlerindeki fotoğraf albümlerini inceleseler belki de çoğunun kucağımda resimleri vardır!..
Kucağımda resimleri olsa bile, ben onların ülkücü olabileceklerine katiyen ihtimal vermiyorum...
Bunlar;
Ağızlarına verilen ülkücü kavramları sakız gibi çiğneyen ama ne olduğunu bilmeyen bir kesim...
Bunlar; Teşkilat diyen, ama teşkilatı bilmeyen...
Lider diyen, ama lideri koltuğu eline geçiren bir kişi olarak algılayan...
Doktrin yani fikir diyen, ama hiç bir konuda zerre kadar fikri olmayan...
Bu içi boşaltılmış kavramlarımızın, içi dolu dolu olduğu dönemlerde destanının bile Ozan Arif tarafından yazıldığından habersiz zavallılar... 

Eğer aralarında hasbelkader ülkücü varsa onlar beni iyi dinlesinler...
Ozan Arif‘in hiç kimseye düşmanlığı yok Yavrum;
Kimse benim babamın tarlasına taş yuvarlamadı ki düşmanlığım olsun!
Ozan Arif‘in bir beklentisi, bir çıkarı da yok...
Eğer olsa idi gelenin davulunu çalar, birileri gibi küpünü doldurmaya bakardı...
Veya sahnedeki çömezlerinin bile vekil olduğu çöplüklerde gider bakan olurdu!..
Ozan Arif yalakalığın değil Ülkücülüğün bir erdem olduğunu,
Eğer hakkı verilirse beşeri rütbeler içinde ülkücülükten daha yüksek bir rütbenin olmadığını çok iyi biliyor...

Ama işin kötü tarafı;
Siz Ozan Arif‘i bilmiyorsunuz...
Bırakın Ozan Arif‘i, siz Başbuğ‘u bile bilmiyorsunuz...
Ama bu sizin suçunuz değil gençler!..

Size 18 seneden beri;
“Devletin başına devlet gelecek „ diye bağırtmaktan,
Veya size “ Hareketin lideri, Devlet Bahçeli „ diye nara attırmaktan başka ne öğrettiler ki, sizin suçunuz olsun...
Onun için, siz bilmiyorsunuz... Siz tanımıyorsunuz!.. 

Ama ben biliyorum... Ben bildiğimi de biliyorum...
Ben bunların örtülü ideolojilerinin Türkeş düşmanlığı olduğunu da biliyorum!
Ben bildikleri halde bilmemezlikten gelenleri de biliyorum...
Ben hatta şu anda, olaki yine aynı kişi ve kişiler devam eder diye, koltuk kayıp etme korkusuyla susanları da biliyorum!.. 

Bütün bunları çok eskiden beri bildiğimi 1997 sonlarında bir ülkücünün çekip bana gönderdiği aşağıdaki fotoğraftan bile anlayabilirsiniz... 

Yahu sen ta o zaman nereden biliyordun demeyin bana!..
“ Benim yarim gelişinden bellidir..„ diye çok güzel bir türkümüz vardır...
Ben daha gelişlerinden bunların bizim yarimiz olmadıklarını anlamıştım!
Çünkü ben;
Türk‘ün, Türkiye‘nin ve özellikle de Türkeş‘in düşmanlarını iyi tanırım!
Bilmem anlatabildim mi?

Ama desenize ne zaman anladık ki şimdi anlayalım!..

Ozan Arif
15 Kasım 2015

Bad Homburg / Almanya 

Kaynak: facebook.com/OzanArifTR

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de