Üye Girişi

Üye Girişi

EŞŞEKLERİ MUHATAP ALMAYA, HİÇ NİYETİM YOK

17 Kas 2015

 

Gerçi ben burada keçiye biraz gadirlik yapıldığını düşünüyorum!
Çünkü, keçi hep inat olsa ne olur?
Hep inat olsa bile, tutarsın boynuzundan çeker, sürürsün!
Veya omuzlar götürürsün...

Ama katır öyle mi? 
Höst desen gitmez... 
Sürüsen, koca hayvan sürüyemezsin...
Ayağını direttimi “ Nuh der Peygamber demez „ vallahi...
Hele de az yüksek bir tepeye çıktıysa,
Hele de o tepe çok hoşuna gittiyse, işte o zaman işiniz harap!.. 
Ayağını öyle bir diretir, öyle bir diretir ki; 
Mümkün değil yerinden oynatamazsınız...

Israra hayatta gelmez!
Israr ederseniz ısırır!
Hatta arkasında duranlara bile çifte atar çifte(!)..
Onun için bizim oralarda derler ki;
“ Dikkat edin katıra... Katiyen bakmaz hatıra!.„

Daha da ısrar ederseniz hepten ürker... 
Ürkünce de, dudakları tirit suyu gibi titremeye başlar!
Hatta kabaran damarlarının pıt... pıt atığını görürsünüz...

Katır bu... Düşünüp de demez ki; 
“ Yahu benim sırtımda çok kıymetli fincanlar var... 
Emanet porselenler var... 
Bir tanesinin bile değeri benden çok kıymetli kristal bardaklar var..„ demez... 
Demeyince deee.... Kırar... Yıkar... Döker... 
İşte inat böyle bir huydur...

İnsanlardaki inat; hırstan, tamahtan, bencillikten, cehaletten, kibirden, azametli görünme hastalığından yani psikolojik rahatsızlıklardan beslenir onu biliyorum...
Ama katırlardaki inat neden besleniyor?
Arkadaş ne yalan söyleyeyim onu bilmiyorum.

Öküzü sorsanız; Çok rençberlik yaptım onu bilirim... 
İneği sorsanız ; Çok keşiğe gittim yani çok sığır güttüm onu da bilirim...
Velhasıl bir çok hayvanı bilirim, tanırım...
Fakat hiç katırım olmadığı için, katırı bilmem, tanımam...

Şimdi “ Tamam da Ozan Arif, o zaman tanımadığın hayvanı neden konu ediyorsun? „ diyenleriniz olabilir...

Yahu arkadaşlar; ben de hevesli değilim şimdi burada katırı yazmaya, 
ama konu “ inatlık „ olunca ucu geldi katıra dayandı!..
Ben ne yapayım? 
Bu inatlıkları yüzünden de mecburen katırlarla uğraşmak zorunda kalıyorum...

Gerçi katır gebersin bana ne?!
Gebersin ama, benim derdim katırın kendi değil ki, 
katırın sırtında ki kıymeti ölçülmez eşyalar... Eşyalar! 
Gözüm gibi koruduğum, ter dökerek, kanımı, canımı vererek yılların emeği ile kazandığım değerler... değerler!... Anlayın ne olur!.. 
Kimse kimsenin derdini bilmiyor, anlamıyor...

Esasında beni son zamanlarda şaşırtan, 
inatlık yapan katırlar da değil, katırlardan ziyade, eşşekler... Eşşekler!... 
Çünkü ben ne zaman katırlara höst desem eşşekler üstüne alınıyor... 
Üstlerine alınınca da kıyamet koparıyorlar!... 
Ortadoğu‘dan tutun, Avrupa‘ya kadar nerede eşşek varsa, nerede sıpa varsa, başlıyorlar bangır bangır anırmaya....

Anırmaları da normal tabi!..
Eee... Ne de olsa katır ile akrabalıkları var öyle değil mi?!

Anırmalarına tek sebep bu da değil tabi!
Sıpalar meşhur olmak istiyorlar!
İstiyorlar ki Ozan Arif Eşşekleri de yazsın... 
Ama maalesef gayretleri boşuna tabi!

Çünkü; Eşşekleri muhatap almaya hiç niyetim yok!...

Ozan Arif
17 Kasım 2015

Offenbach

Kaynak: facebook.com/OzanArifTR

 

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de