Üye Girişi

Üye Girişi

MESULİYETİN GEREĞİ! Şu suyun başındakileri

19 Kas 2015

Olur mu, olur...
Tamam bunu anlarım da...
Ama devamlı korkuyla da yaşanmaz ki!
Siz nesiniz, bostan korkuluğu musunuz?
Yani böyle bir tehlikeyi göre göre tedbir almak, bir çıkar yol aramak, aklınızdan geçmez mi?
Korkudan arınmış yürekler olmadan zafer kazanılır mı?
Hele hele sizi siz yapan,
Sizi aklınızdan bile geçirmediğiniz seviyelere çıkartan bir hareketin uçuruma sürüklendiğini göre göre, bu sürüklenişe nasıl bigane kalırsınız?
Belki de her birinizde, Allah‘ın bahşettiği müstesna kabiliyetler var...
Ama kamu oyunun idama mahkum ettiği bir canlı cenazeden korkarak, yeteneklerinizi bile millete göstermekten acizsiniz!

Uğruna binlerce canın kayıp edildiği bir sevdada,
Konumumuzu veya sahibi olduğunuz koltukları kayıp etme korkusunu çok namuslu buluyor musunuz?

Ne olacak yani?!
Kayıp ederseniz edin...
Koltuğunuz, makamınız gidecekse gitsin...
Ama bu yanlış gidişe bir dur deyin!
Çünkü felaket kapımızı çaldığında hiç kimsenin ne makamı kalır,
ne konumu kalır, ne de koltuğu...

Ülkelerini ve ülkülerini şahlandıranların güçleri pısırıklık veya ödleklikle değil, hadiseler ve haksızlıklar karşısında ortaya koydukları kararlılık ve cesaretle ölçülür!

“....Ben bir çıkış yaparsam, veya haksızlığa, yanlışa,
daha doğrusu, (en iyimser yaklaşımla) gaflete hayır dersem,
hakarete, iftiraya hatta darpa maruz kalırım...„ korkusuyla,
“En iyisi mi; şu anda davayı hırslarının kurbanı edenlerin şerrinden azade olmak için susayım...
Davayı nasıl olsa düşünenler bulunur, ben kendimi düşüneyim..„
gibi bir metot tercih edenler, o davanın adamı olamazlar...

Yahu hangi sebep gösterilirse gösterilsin,
üç ayda seksenden kırka inmenin izahı var mı?
Rezalet ortada iken,
kalan kırk ile camiayı kandırıp, giden kırk‘a “ vah..„ bile demeyen, daha da kötüsü;
kendi konumlarını muhafaza etmenin şehvetiyle,
Hareketin konumunun, hatta haysiyetinin bölücü kıçlara minder yapıldığını görmeyen,
veya görmelerine rağmen;
bu rezaleti bile “ yıkılmadık ayaktayız „ diye arabeskçi ağzıyla(!) ajite ederek, örtmeye kalkan bir zihniyet karşısında susulur mu?
Hadi susmayı da bırak böyle bir zihniyet ayağa kalkıp alkışlanır mı?
Benim ülküdaşlarım bu kadar kişiliksiz olamaz!
Daha nasıl yıkılmamızı bekliyorsunuz bilmem ki?!

Hakikat ayan beyan meydanda...
Kötüye gidiyoruz kötüye... Hatta göz görüyor akıl eriyor
; uçurumun eşiğine gelmişiz...

İşte böyle durumlarda; bu gidişe "dur..." diyerek,
" taşıdığım mesuliyetin gereğini yapmalıyım „ diyenler,
birilerinin(!) adamı değilde, davasının adamı olduklarını ortaya koymuş olurlar...

Unutmayın ki; Bu iradeyi ortaya koymak...
Hz İbrahim‘in ateşe yürürken korkusuzluğunu,
Hz Musa‘nın Firavun‘un karşısındaki azametini,
bir nebze ortaya koymaktır!..

Ama mesuliyetinizin gereğini ortaya koymaz,
yani haksızlık karşısında susarsanız,
şeytan bile değil, şeytanın uşağı olursunuz!
Bu zulümdür zulüm....

Şunu aklınızdan katiyen çıkarmayın;
Zulüm taht olabilir, ama payitaht olamaz!
Olamaz... Olamaz... Olamaz.

Ozan Arif
19 Kasım 2015
Frankfurt

Kaynak: facebook.com/OzanArifTR


 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de