Üye Girişi

Üye Girişi

Sevgili Yeni Türkiye’m,… insanların

12 Oca 2015
Sevgili Yeni Türkiye’m,…

insanların arasında olan çoğu meselenin kaynağı anlaşamamaktan kaynaklaşır.
Onun için bugün senden yardım istiyorum.
Lütfen yardım et bana,
Çünkü gerçekten seni anlamaya çalışıyorum.

Şu son olaylarlı kaç gündür düşünüyorum ama bir türlü içinden çıkamıyorum.

Hani şu Charlie Hebdo meselesi var ya….

Şimdi bu Charli Hebdo yıllardır bizim dini değerlerimizi ayaklar altına alan bir dergi.
İki de bir de peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) karikatürlerini çizip saygısızca dalga geçiyorlar.
Anlayacağın inançlı bir müslümanı bırak, insanların manevi değerlerine saygısı olan kimsenin tasvip edemeyeceği bir tutum içindeler.

Bu zihniyet sadece Charli Hebdo denen sözde mizah dergisine veya sadece Fransa’ya ait değil. Batı’da bunlar gibi çok var.
Hatta bu zihniyet Batı’nın kendi değerlerini de çok aşağıladı.
Yani sadece. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) karikatürlerini değil Hz. İsa’nin karikatürlerini de çizdiler ve inan bana terbiyesizliğin haddi hesabı yoktu.

Bütün bu yaptıklarına da ‚düşünce özgürlüğü‘ ve ‚ifade hürriyeti‘ kılıfını uyduruyorlar.

Peki diyorum;
bu zihniyete verilmesi gereken tepki ve cevap böyle mi olmalıydı?

Olaylara bireysel boyutta değilde biraz büyük çerçeveden bakıldığında manzara bana farklı görünüyor.

Dört gün evveline kadar Fransa dışında Charlie Hebdo’yu tanıyan kaç kişi vardı?

Bu olaydan sonra bu konularda en temkinli ve saygılı davranan Avrupa basınında bile birden Charlie Hebdo’nun karikatürleri yayınlanmaya başladı.
Fransa devleti Charli Hebdo dergisine maddi yardım sözü verdi.
Diğer Fransız gazeteleri ‚Charli Hebdo’ya destek olarak kendi ofislerinden yer tayin ettiler ve bilgisayar ve başka teknik donanım yardımı sundular.
Bütün Paris Büyük Şehir meclisi dergiye abone oldu.
Haftaya çıkaracakları sayının tirajı bir milyon olarak ilan edildi….

Evet, Charli Hebdo ‚düşünce özgürlüğü‘ ve ‚ifade hürriyeti‘ altında başta müslümanlar olmak üzere bir çok insanın manevi değerlerine hakaret ediyordu,...

Peki Charli Hebdo’da katliyam düzenleyerek bireyleri öldürüp o bireylerin hizmet ettiği zihniyete belki de hayal bile edemeyecekleri reklam ve ilgiye sebep olan zihniyete ne demeli?

Bu zihniyette yüzyıllardır insanların manevi duyarlılıklarını,
Allah’a olan inançlarını perde olarak kullanarak, Allah’ın insana bahşettiği akıla hakaret eden zihniyet değil mi?

Yanlış anlamayın,
Ben bu zihniyet olmasa Charlie Hebdo olmazdı demiyorum.
Size düşman olan her zaman bir sebep bularak size ve kutsalınıza saldıracaktır.
Ama yüzyıllardır insanın zekasını yoka sayarak, inancı tekeline alan zihniyet değil mi Charli Hebdo ve temsilinin icraatlerini meşrulaştıran?

Ve bu icraati yapan ‚kahramanlar’ın kaçarken öldürdükleri Fransız Polisi’nin müslüman olduğunu belki duymuşsunuzdur, ya Charlie Hebdo saldırısından sonra musevi süpermarketinde yaşanan rehine dehşeti esnasında 15 kişiyi saklayarak koruyanın da bir müslüman olduğundan haberdar mısınız?

Demek istediğim; bir tarafta dinimiz adına saçılan bir vahşet,
diğer tarafta da insalığın ve dinimizin değer ölçülerinin gereği zorda olan insanlara yardım eden bir müslüman.

Ve gördüğünüz gibi br de bakıyorsunuz,
Bütün Fransa ‚Charli Hebdo‘ olmuş, kaç gündür ‚Je suis Charlie‘ yani ‚ben Charli’yim‘ sloganı ile ayakta.
Pazar günü bu slogan altında 2 milyon kişinin katıldığı bir yürüyüş düzenlediler.

Aslında biliyor musunuz bu yürüyüşe 2 milyon kişiden çok daha fazla katılan oldu.
Zira müslüman ülkelerde dahil bir çok devlet başkanı ordaydı ve ‚Je suis Charli‘ sloganı altında Charlie Hebdo ile dayanışma olarak yürüdü…

Bu yürüyenlerden biri de Türkiye Cumhuriyet’i Başbakan’ı Davutoğlu idi!

Yani anlayacağın Türkiye, yani sen, orada
‚Je suis Charlie‘ dedin!
Yani ‚Ben Charli’yim‘ dedin!

Yani ‚Ben Peygamberimize saygısızlık yapan, müslümanların peygamberi ile dalga geçen, kutsallarına hakaret eden zihniyetim.‘ dedin!

Demedim deme!
Seni temsil eden, senin seçtiğin ordaydı!

Meşhur kayıkçının hikayesini hatırlatma mecburiyetinde bırakma beni….
‚Derler!!!!!‘…..

Gerçi biliyorum sen alışkınsın Ermeni ile Ermeni olmaya,
Dünde Charlie Hebdo ile Charlie oldun…..

Vallahi yeni Türkiyem benim aklım ve vicdanım kabul etmiyor.
Ben ne İslam adı altında 12 kişiyi öldürüp düşmanıma hizmetin en alasını sunan bir zihniyeti savunurum,
ne de değerlerime onca hakareti yapanlarla özleşeirim.

Ama yine de anlamaya çalışıyorum, lütfen bana yardımcı ol….
Dindar nesil yetiştirecekler diye seçtiğin bir zihniyet,
Osmanlı Torunu diye toz kondurmadıkların,
kutsallarımızın en değerlilerinden peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ve inancımızı aşağılayan bir zihniyet ile dayanışma içerisinde…

Şimdi hemen celallenme....
Demek istediğim şu ki;
İslamiyet adı altında bu vahşeti yaşatanları yargılamak ayrı,
Kutsalımıza hakaret edenlerle dayanışma içerisinde olmak, özleşmek ayrı...

Korkma bunu ‚hangi mantığa sığdırıyorsun?‘ diye sormayacağım, çünkü sende mantık aramanın nafile bir çaba olduğunu ben çoktan anladım,
Ama bunu hangi dindarlığa,
hangi vicdana sığdırıyorsun?

Mehmet Alp

Not: Bu satırları gerçekten anlamak için yazıyorum.
Onun için seni temsiledenin dünya kamuoyu önünde gördüğü muameleden sonra düştüğü durumu tek kelime sarf etmediğimin farkındasındır.


 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de