Üye Girişi

Üye Girişi

Ziya Gökalp'i Rahmetle Anıyoruz

25 Eki 2013

Toplumun içinde bulunduğu yoksulluğu ve sıkıntıları daha küçük yaşlarda kendi bünyesinde yoğun bir şekilde hisseden bir insanın elbette ki şartlar karşısında acziyet içinde boyun bükmesi beklenemez.

Ziya Gökalp de kendisinden beklenileni yaparak ve kendisini bir an önce toparlayarak ülkenin ve milletin içinde bulunduğu olumsuzlukların üstesinden gelmenin çarelerini aramaya koyulmuştur. Doyumsuz bir ilim ve irfan aşkıyla yanıp tutuşan Ziya Gökalp, çocukluk yıllarından itibaren kendisini geliştirmeye çalışmış, Arapça, Farsça ve İslâm felsefesi konularında amcasından dersler almıştı. Ayrıca o dönemde kendisi Fransızca öğrenmeye de koyulmuştur. Ziya Gökalp, çok istemesine rağmen üniversite okuyamamıştır. Ancak o yılmamış kendisini geliştirmeyi bilmiştir. Ziya Gökalp’in en büyük özelliği de burada yatmaktadır. O bütün imkânsızlıklara karşın kendi kendisini geliştirmiş ve birçok eser meydana getirmiştir.

Ziya Gökalp’i her yönüyle tanımak ve anlamak için öncelikle onun fikirlerini ve bu doğrultudaki eserlerini incelemek gerekir. Çünkü Ziya Gökalp’in siyasetçi, bilimsel ve sanatçı kişiliği kendi fikirlerinin üzerine kuruludur. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri ve Cumhuriyetimizin ilk yıllarında yaşayan Ziya Gökalp, Doğu ve Batı’nın sosyal ilimlerini öğrenip, bunu bir sentez haline getirerek kendi milletinin yararı doğrultusunda kullanmasını bilmiştir. Onun görüş ve fikirlerini üç kelimede anlatmak gerekirse

“Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak” sözü yeterli olur. Ziya Gökalp’in ayrıca bu adı taşıyan bir eseri mevcuttur. O, “Türk Milletindenim, İslâm Ümmetindenim, Batı Medeniyetindenim” diyerek millî, dinine sâdık ve çağdaş bir toplum oluşturmanın peşinde olduğunu açıklamıştır.

Hiç şüphesiz “Türkçülüğün Esasları” adlı eseri Ziya Gökalp’in en önemli eseridir. Bu eserinde, çağdaş bir millet olmanın ilk adımının millî kültüre önem vermenin olduğunu savunan Ziya Gökalp, Türk kültürünün büyük ve geçmişi sağlam bir yapıda bulunduğunu, kültürümüz olmadan çağdaş bir görünüme sahip olamayacağımızı vurgular.

Türk milliyetçiliğini “Türk Milletini sevmek ve yükseltmek” diye tarif eden Ziya Gökalp, milliyetçilik anlayışını belli bir program içerisinde düzgün ve gerçekçi şekillerde Türk milletinin tek kurtuluş çaresi olarak görür. Onun bu görüş ve fikirleri, Atatürk İlke ve İnkılapları’nın temelini oluşturmuş ve yapılan yenilikler onun fikirleri doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Atatürk, Ziya Gökalp için “Fikir Babam” der. Yeni Türk Devleti’ni kuran Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, onun görüşlerinden faydalanmıştır.

Ziya Gökalp aynı zamanda bir şairdir. Kendisi edebiyatı “şiir ve şuur devri” olarak ikiye ayırır. Yaşadığı dönemi bir şuur dönemi olarak adlandıran Ziya Gökalp, şiirlerini fikirlerini yaymak ve açıklamak için yazmıştır denilebilir. Onun “Turan” adlı şiiri Turan’ı ne de güzel anlatır:

Vatan ne Türkiyedir Türklere ne Türkistan

Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir; Turan

Ziya Gökalp, şiirlerinde Türk mitolojisini de işleyerek, onu edebiyatımıza sokmuştur. Mete Han, Attila gibi Türk tarihinin geçmişteki kahramanlarını şiirimize sokarak edebiyatımıza yeni bir boyut ve görünüm kazandırmıştır. Böylece gençlere bir mesaj vermek ister: “Atalarını tanı ve onlara layık bir hayat yaşa!” Ziya Gökalp’in en büyük hayallerinden bir tanesi Türk kültürüne sahip ve tarihini bilen, şuurlu bir nesil meydana getirmektir. Kırk sekiz yıllık hayatında sürekli bu hedef doğrultusunda hareket ederek çalışmalarda bulundu. Biz gençlere düşen görev ise bu doğrultuda imanlı ve şuurlu bir nesil olma yolunda çalışmak ve çabalamaktır.

Ziya Gökalp’in şiirlerine baktığımızda dilinin oldukça sade olduğunu görürüz. Türkçülüğün Esasları adlı kitabında “Dilde Türkçülük” başlıklı bölümde bu konuya değinen Ziya Gökalp, her yönüyle Türkçülüğü savunarak, Türkçe’nin sadeleşmesi gerektiğini, ayrıca dilimizin doğru ve düzgün bir şekilde konuşulmasını ister. Şiirleri vasıtasıyla da bu fikrini uygulamaya geçirmiştir.

Ayrıca, Ziya Gökalp bir devlet adamıdır. Cumhuriyetimizin ilk meclisinde milletvekili olarak bulunarak fikirlerini mecliste de dile getirmiştir.

Sosyolojiyi ülkemize getirerek ilk sosyoloğumuz unvanını elde eden Ziya Gökalp, bu faaliyeti ile de ilim adamlığı niteliğine sahip olmuştur. Kurtuluş Savaşı Dönemi’nde İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji hocalığı yaptığında, gençliğinde hayalini kurduğu üniversiteye öğrenci olarak değil, hoca olarak girmeyi başarmıştı.

Ziya Gökalp’i doğru ve düzgün bir şekilde tanımak ve anlamak gerekir. Ülkemizin geleceğinin garantisi olan biz gençler en az onun kadar vatanımızı milletimizi sevmeli ve bu doğrultuda çalışmaya başlamalıyız. Kendisinden söz etmeye çalıştığımız bu kısa boylu, hafif tombul, sevimli ve güler yüzlü bu adam başta değindiğimiz gibi zorluklar karşısında yılmadı. Hep çabaladı ve hiç vazgeçmedi. Babasız kaldı, yoksul kaldı, ancak yine de hayallerinin peşinden koşmayı bildi. Şimdi bizler de onun fikirlerinin olgunlaşmaya başladığı çağlara yaklaşıyoruz.

Bizler bugünün gençleri olarak bu vatan için, bu millet için, ailemiz ve sevdiklerimiz için en az onun kadar çalışmalıyız. Geleceğin Ziya Gökalpleri bizim içimizden çıkacaktır. Buna hepimiz inanmalıyız. Ancak bu sayede başarabiliriz. “Türkleri silinmekten kurtaracak olan milliyet fikridir. Türk, Türkleştikçe kuvvetlenir.” diyen Ziya Gökalp gibi biz de millî benliğimize sarılmalı, Türklüğün gurur ve şuurunu yaşamalı ve yaşatmalıyız. Millî ve dinî açıdan sağlam bir nesil yetişmedikçe güçlü, çağdaş ve refah bir millet olunamaz. Bu memleket ancak bunun bilincinde olan genç bireylerin omuzları üzerinde yükselebilir.

Son olarak bir şeyler söylemek gerekirse; bu son sözlerin bu yazıda tanıtmaya çalıştığımız Ziya Gökalp’e ait olması gerektiği düşüncesindeyiz. Türkçülüğün Esasları adlı eserinin sonunda bizlere seslenen Ziya Gökalp; “Ey bugünün Türk Genci! Bütün bu işlerin yapılması asırlardan beri seni bekliyor.” diyerek bizleri göreve çağırıyor. Hepimiz birer Türk genci olduğumuza göre sorumluluk bizdedir.

Ruhu ŞAD Mekanı Olsun..

- Sayfa Yönetimi -

(Kaynak: Facebook Ozan Arif Hayranları Sayfası)

 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de