Üye Girişi

Üye Girişi

VUR...

Yazan  Nurhat HALİSDEMİR

Bayrağı yere düşürmeyen nice isimsiz kahramanları, Şühedaya hesapsızca yürüyenleri, Allah yolunda can alıp can verenleri aziz hatıraları karşısında boynu bükük anar ve rahmet okurum…

İsteklerin için savaşmıyorsan;
Kaybettiklerin için ağlama!

Bu sözü her hatırladığımda aklıma Orta Asya’dan Mete, Oğuz, Dirse Han Oğlu Boğaç Han ve niceleri; Türkistan’dan Osman Batur, İmam Şamiller; Kırımdan Cemiloğlular ve son vatan Türkiye’den Hasan Tahsinler, Şahin beyler, Nene Hatunlar, Enver Beyler, Mustafa Kemaller, Alpaslan Türkeşler gelir ve şükür ederim.

Bayrağı yere düşürmeyen nice isimsiz kahramanları, Şühedaya hesapsızca yürüyenleri, Allah yolunda can alıp can verenleri aziz hatıraları karşısında boynu bükük anar ve rahmet okurum…

Amma velakin yeterli midir?

Bugün uyuyan bir neslin yetişmesine vesile olanların başında kendi payıma “koskoca bir ihanet ve delalet” düşmektedir.

Bu “ihanet ve delalet” aslında son çeyrek asırlık bir mesele…

Siyasetçileri, askerleri, eğitimcileri daha hangi meslek grubunu ele alırsanız alın mutlaka tırnak içine takılmışlardır. Bırakın dünü; bugüne bakarsak daha anlamlı olacaktır o tırnak içi kanımca…

Varlık sebebi olan bu milleti inkâr edenler, ortak paydamız olan ve “birlik” olarak tanımlanan-dil, bayrak, din, kültür- gibi değerlerin sulandırılması ile “tırnak” içine takıldılar önce; ama Millete öyle bir ritüelle geldiler ki hiç tepki olmadı…

din!...

Bu kelime toplumda bomba gibi etki yapar ve kullanabilene çok katkı sağlar. Hele birde bu kavrama birilerinin karşı olduğunu gösterebilirsen Kemalpaşa tatlısı gibi tadından yenilmez…

28 Şubat dönemini hatırlarsınız!

O dönemde ülkeyi yönetenlerin acziyeti tavan yapmış ve omuzu kalabalıkların bir kısmı dine karşı kinlerini kusmuşlardı. O günkü idarecilerimiz de; bu günkü idarecilerimizde ihanet ve delalet içindedirler. Çünkü toplumu ayrıştırmaya gitmişlerdir.

Bugünküler daha tehlikeli bir oyun sergilemektedirler. Çünkü dün iki kutuplu olan toplum bugün çok kutuplu hale getirilmiştir.

Bu ayrıştırmalara karşı duranlar ise kamuoyuna kendilerini ifade etmekte zorluk çekmektedir. Bu durum ise bana göre toplumun algılamasında bir eksiklik olarak değerlendirilmemeli; aksine anlatanların eksikliği ya da kullandıkları metodolojinin yanlışlığı olarak düşünülmelidir.

Bu aynı zamanda bir kadro hareketidir ve kadrolardaki zafiyet; kavramlarda anlaşılmazlık olarak ortaya çıkmaktadır. Düşünün ki bir ildeki teşkilatlanma ve hiyerarşi göz ardı ediliyor ve geniş katılım yerine; dar bir yapı tercih ediliyorsa; teşkilat yapısı yeniden gözden geçirilmelidir ve olumsuzluklar bertaraf edilmelidir.

Bu söylediklerimiz dikkate alınmazsa bize düşen tek bir görev kalıyor!
Düzeltene kadar vurmak…

Nurhat HALİSDEMİR

www.elazighaber.com/vur-h1955.htm

(Kaynak: Facebook Ozan Arif Hayranları Sayfası)

Arif'çe

  • GÜLE GÜLE VEHBİ!..
    Yazan
    Kara haber tez duyulur derler hep… Zaman, şartlar, veya kendi sıkıntılarımız hatta kendi canımızın derdine düşmemiz kara haberleri bile geç duyar hale getirdi bizi… Baksanıza benim güzel hemşehrim, benim yiğit kardeşim, değerli gönüldaşım, daha açıkcası ülküdaşım… Ülküdaşım… Alucra’nın Vehbi Usta’sı çekip gitmiş de onu bile geç duymuşum geç…
    Yazan Çarşamba, 12 Eylül 2018 06:46 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de