Üye Girişi

Üye Girişi

KKTC 29. YILDÖNÜMÜ

15 Kas 2012

964 yılında Kıbrıs adası yeniden Bizans hâkimiyetine geçti. Bundan sonra Kıbrıs'a 1191'e kadar Bizanslılar, 1191 - 1192 arasında İngilizler, 1192'de kısa bir süre Templer şövalyeleri, 1192 - 1489 arasında Lüzinyanlar, 1489 - 1571 arasında da Venedikliler hükmetmişlerdir. Kıbrıs'ın ikinci fethi 1571 yılında Osmanlılar tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bu ikinci fetihten sonra Kıbrıs'ın imarı, adadaki ekonomik hayatın canlandırılması vb. amaçlarla bazı Müslüman Türkler adaya nakledildi. Böylece adada yeniden Müslüman bir kitle oluşmaya başladı. Osmanlılar Venediklilerin kapattığı ortodoks kiliselerini açarak bir din özgürlüğü sağladıklarından yerli halkın tasvibini kazanmışlardır. Ancak Rumlar arasında 18. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan Megali İdea (Büyük Hedef) diğer adıyla ENOSİS akımının etkisinde kalan bazı kitleler zaman zaman Müslüman kitlelere saldırarak onları rahatsız etmeye başlamışlardır.

Osmanlıların Kıbrıs üzerindeki hâkimiyetleri 1878'e kadar sürdü ve bu tarihte ada İngilizler tarafından işgal edildi. İngiliz işgali altında Enosis akımının etkisindeki Rumların faaliyetleri ve Müslüman Türklere yönelik saldırıları daha da artmıştır. Rumlar 1 Nisan 1955'te Enosis idealini gerçekleştirmek amacıyla EOKA adlı gizli bir örgüt kurdular. İngiliz işgali 1960'a kadar devam etti. 1960'da bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Bu cumhuriyet Türk ve Rum halkların hâkimiyeti eşitlik ilkesine göre paylaşmaları esasına dayalı olarak kurulmuştu.

Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin de garantör devletler olması kararlaştırıldı. Ancak Enosis akımını benimsemiş olan Rumlar, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluş günlerinden itibaren adanın tümü üzerinde Rumların hâkim olması için faaliyetlere ve bu amaçla Türkleri rahatsız etmeye başladılar. Yasaların Enosis'i yasaklamasına rağmen başta cumhurbaşkanı Makarios olmak üzere devlet yönetiminde görev alan Rumlar, Enosisi destekleyenlerin kışkırtıcı faaliyetlerine göz yumdular, hatta bu faaliyetleri yürütenleri cesaretlendirdiler. Tahrikçi eylemler 21 Aralık 1963'te silahlı saldırılara dönüştü. Öte yandan devlet yönetimindeki Rumlar Türk ortaklarını tamamen etkisiz hale getirerek bütün devlet kademelerini ele geçirdiler. Bu durum üzerine Türkiye 13 Aralık 1964'te BM Güvenlik Konseyi'ne başvurarak Kıbrıs'taki durumun düzelmesi için gerekli girişimlerde bulunulması talebinde bulundu.

Ancak BM Güvenlik Konseyi bazı tavsiye kararları almanın ötesinde bir şey yapmadı. Üstelik muhatap olarak tamamen Rumların işgaline geçen hükümeti kabul etmeyi kararlaştırdı. BM'nin bu tutumundan cesaret alan Rum yönetim Türklere yönelik saldırı ve eylemleri bizzat organize etmeye başladı. BM, 27 Mart 1964'te adaya bir "barış gücü" gönderdi. Ancak "barış gücü" Türklere yönelik saldırıların durmasını sağlayamadı. Hatta Rum yönetimini destekleyici bir tavır içine girdi. Bunun yanı sıra Yunanistan hükümeti de Kıbrıs'taki Rum yönetimine askeri destek sağlamaya başladı. Bütün bu gelişmeler karşısında Türkler çok sayıda yerleşim merkezini terk ederek daha güvenli bölgelere sığınmak zorunda kaldılar.

Kıbrıs konusunda garantör devlet sıfatı taşıyan Türkiye ise bu yıllarda BM nezdinde bazı girişimlerde bulunmak dışında hiçbir şey yapmadı. Rumlar adada Türklere karşı vahşice eylemlere giriştiler. Çok sayıda köyü yakıp yıktılar. Bazı köylerde insanları da yaktılar. Birçok Türkü de başka şekillerde öldürdüler. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşunda adanın yaklaşık % 33'ne sahip olan Türkler saldırılar sonucunda % 3'üne sıkıştırıldılar. Türkler üzerindeki bu zulüm 1974'e kadar devam etti. Türkiye, 20 Temmuz 1974'te garanti anlaşmasının 4. maddesinin verdiği hakka dayanarak Kıbrıs'a bir askeri hârekât düzenledi. Bu harekât 3 gün sürdü. Ardından barış görüşmeleri başlatıldı.

Ancak Yunan yönetiminin ve Rum tarafının bütün önerileri reddetmesi üzerine 15 Ağustos 1974'te ikinci bir harekât başlatıldı. 2 gün süren bu ikinci harekâtla bugünkü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin topraklarını oluşturan bölge Rumların elinden alınmış ve böylece askeri harekâta son verilmiştir. Bu harekâttan sonra adada iki toplumlu federal bir yönetim oluşturulması istendi ve bu amaçla federasyonun Türk kanadını oluşturması üzere 13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. Rumların federasyona yanaşmaması üzerine 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu KKTC'nin kuruluş bildirgesini kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş okumuştur.

(Kaynak: Facebook Ozan Arif Hayranları Sayfası)
 
ozan-arif.ws | ozan-arif.net | ozan-arif.org | arif.info | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de