Üye Girişi

Üye Girişi

BEN NE DERSEM ODUR!.. Ne dediysem odur lafımı yemem, Ben şerefsiz dersem, o şerefsizdir!.. Önüme gelene şerefsiz demem, Ben şerefsiz dersem, o şerefsizdir!.. Ne bir kazancım var, ne de gelirim, O yüzden tartarak hükme gelirim, Şerefli kim? Şerefsiz kim bilirim, Ben şerefsiz dersem, o şerefsizdir!.. Yok yoksa mı şimdi durup dururken, Dünyada bu kadar şerefsiz varken, Hata yapar mıyım “şerefsiz” derken, Ben şerefsiz dersem, o şerefsizdir!.. Bu sözü ahlȃken batana derim, Yolunu, izini satana derim, Önüne gelenle yatana derim, Ben şerefsiz dersem, o şerefsizdir!.. Neden demeyeyim yılan olursa? Dün dediği bu gün yalan olursa? Hele çok kıvıran falan olursa, Ben şerefsiz dersem, o şerefsizdir!.. Bir şerefsiz neresinden tanınır? Elbette ki firesinden tanınır!.. Yanından ve yöresinden tanınır… Ben şerefsiz dersem, o şerefsizdir!.. Yanlarında şerefliye yer olmaz, Şerefli de şerefsizle bir olmaz, Şerefsize şerefsizlik şer olmaz, Ben şerefsiz dersem, o şerefsizdir!.. İstediği kadar poz yapsın varsın, O kendini belli eder anlarsın… Bu…

BU MİLLETİ ENAYİ YERİNE KOYMAYIN!.. Sizi bilmem ama ben bıktım! Benim ülkemin idarecileri tarafından, geri zekalı yerine, aptal yerine konulmaktan bıktım! Koskoca Başbakan Almanya dönüşü uçakta konuşuyor! Daha doğrusu sorulan soruları cevaplıyor. Şu salıverilen "Die Welt muhabiri Deniz Yücel"le ilgili sorulan soruya verdiği cevaba bakar mısınız?! Soru özet olarak şöyle; “Durdunuz durdunuz Alman Başbakanıyla görüşür görüşmez neden saldınız?” El cevap!; “Bizim Almanya ile aramızı bozmak isteyenler var!..” Pes!.. Vallahi pes!.. Yani bu soruya bu cevap mı verilir? Yahu siz değil miydiniz bu Deniz Yücel denen kişiyi “örgüt propagandası yapmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamaları yapmaktan içeri atan… ( Eğer öyle ise iyi de yaptınız ben şahsen o zaman alkışladım) Sonra “gazetecimizi salın" diyen Almanya’ya; “Türkiye Hukuk Devleti, Türkiye’de bağımsız mahkemeler var” diyen yine siz değil miydiniz? ( Bu da yerinde bir cevaptı, bunu da alkışladım…) Peki bu ne? Bu zat, yani bu gazeteci, dediğiniz gibi bir hain terörist…

BİZDE Kİ MUHALEFET!.. Hiç güleceğim yoktu… Ama şu 70-80 saniyelik görüntü güldürdü beni! Hani meşhur sözdür ya; “ Güleriz ağlanacak halimize…” derler, hah öyle işte… Önce aşağıdaki görüntüyü “WhatsAp”tan bana gönderen dostuma çok teşekkür ediyorum. Beni tebessüm ettirdiği için değil, düşündürdüğü için teşekkür ediyorum! Çünkü; Bir düşünürün dediği gibi, “her bakış bir gözlem, her gözlem bir düşünce, her düşünce de bir bağlantı ve ilişki doğurur” Ben de baktım… Gözledim… Düşündüm ve bağlantı kurdum! Ve kendi kendime sordum! Türkiyede ki siyasi muhalefeti veya muhalefet anlayışını… Evet evet, iktidar olmamak için özel gayret gösteren, hatta kendisini iktidar yapmak için çırpınan tabanını bile muhalefette yerini sağlama alma uğruna pazarlayan muhalefeti!.. Veya nerde ise millet bizi iktidar yapmasın diye Milletin değerlerini hafife alan yahut alanlara arasında barındıran muhalefetti!.. Şu seksen saniyelik görüntüden daha iyi hangi cümleler anlatabilir acaba? diye sordum kendime… Sordum ama cevap veremedim! Belki birileri izah edebilir, ama benim bu görüntüden daha…

NİYAZ! Vatandan uzak bir gurbet köşesinde, İdrakine hazırlandığımız şu Mübarek Cuma akşamında, Özümle, elimle ve hal dilimle sana yöneldim… Sana yalvarıyor Senden diliyorum!.. Eşini, evladını, anasını, babasını, kardeşlerini hülasa bütün sevdiklerini geride bırakıp, arkasına bile dönüp bakmadan, "Ölürsem şehidim kalırsam gazi..." diyerek, vatan borcunu ödemeye giden o yürekli evlatlarımızı yani Mehmetçiklerimizi koru, onları muzaffer eyle Allah’ım… Amin... Amin... Amin... O.Arif

AMERİKA!.. Amerika dinle bak, sen nasıl bir ülkesin, Sadece sen dinleme, cümle cihan dinlesin; Teröre yardım eden teröristtir bu kesin… …...Sen işte bunu yaptın, şok yaşattın bize şok, …...Artık benim indimde teröristten farkın yok… Gerçi ben biliyordum, ne alçaksın ne adi, Yalan isem yalansın, desene bana hadi, Senden bize tek gelen kalleşlik mütemadi, …...Ok sapladın sırtıma sen benim devamlı ok.. …...Artık benim indimde, teröristten farkın yok… Dostluk senin maskenmiş, saklandığın postunmuş, "Pkk" ve "Pyd" senin esas dostunmuş, Bu piçler senin için Türkiye’den üstünmüş, …...Demek ki sen onlarla, bir bloksun bir blok… …...Artık benim indimde, teröristten farkın yok… Barış, huzur, bilmem ne, bırak şimdi tıraşı, Sen kurdun "Taliban"ı, "El Kaide" "Deaş"ı Sen verdin sen bunlara, hem ekmeği, hem aşı, …...Pkk’ya silahı sen yığdın stok stok… …...Artık benim indimde teröristten farkın yok… Ortadoğu projen Türk’e karşı bir plan, Kuyruğuna basılmış yılan gibisin yılan, Dilin, dişin, zehirli, verdiğin her söz yalan, …...Çok dinledik…

Cenab-ı Allah tüm şehitlerimizin şahadetlerini kabul buyursun.

ORTAYA ÇIKIN LAN KAHPE DÖLLERİ! Mehmetçik bak dibinize geldi be, Ortaya çıkın lan kahpe dölleri… Gelmek için dağı taşı deldi be, Ortaya çıkın lan kahpe dölleri… Şöyle görsek ortalığa çıksanız, Erkek gibi iki kurşun sıksanız! Pkk… Pyd… Her ne boksanız, Ortaya çıkın lan kahpe dölleri… Oslo’lar-moslolar istişareler, Bitti artık açılımlı çareler!.. Fellik fellik kaçıp duran fareler, Ortaya çıkın lan kahpe dölleri… Siz var ya siz bunu hak ettiniz hak... Artık canımıza tak ettiniz tak, Bu da Mehmetçiğin açılımı bak! Ortaya çıkın lan kahpe dölleri… Ya huzura karşı savaş açmayın, Ya Mehmet gelince böyle kaçmayın, Korkunuzdan altınıza saçmayın(!) Ortaya çıkın lan kahpe dölleri… Piriniz kim pirinizi gösterin, Ölü değil dirinizi gösterin, Para kadar yerinizi gösterin, Ortaya çıkın lan kahpe dölleri… Çıkın anlayalım neyse derdiniz, Her biriniz bir deliğe girdiniz? Hani yiğittiniz, hani erdiniz… Ortaya çıkın lan kahpe dölleri… Sizdeki yiğitlik sırf pusu kurmak, Orospuca, puştça arkadan vurmak… Ya da sivil halka…

ŞU MÜBAREK CUMA AKŞAMINDA!.. “ Bu dünyaya Türk gelmenin, ..Türk yaşayıp Türk ölmenin, ..İslamı da Hak bilmenin, ..Hiç tadına doyulur mu?” Diyerek… Tarihini bu doyulmaz tatlar için kazandığı zaferlerle süsleyen Aziz Türk Milletinin bir evladı olarak, aynı zamanda Senin naçiz bir kulun olarak, ellerimi açtım, şu mübarek Cuma akşamında sana sesleniyorum Yarabbi… Vatan için, millet için, din için, devlet için, Bayrağımız ve bütün mukaddesatımız için, hatta hürriyetimiz ve geleceğimiz için, can güvenliğimiz için can veren şehitlerimiz var… O şanlı şerefli bütün şehitlerimizi rahmetinle kucakla Allah'ım. Gelen acı haberlerle yürekleri dağlanan annelere, babalara, eşlere, evlatlara sabr-ı cemil ihsan eyle Allah'ım. Dinimizin, milletimizin bekasını sarsacak her türlü dâhili ve harici fitnelerden fesatlardan milletimizi memleketimizi muhafaza buyur Allah'ım. Tarih boyunca nice saldırıya mertçe, yiğitçe karşı durmuş milletimize bu cinayetler karşısında metanetli, ferasetli, soğukkanlı ve iradeli olmayı lütfeyle Allah'ım. Milletimizin huzur, barış ve kardeşliğine kasteden, tuzak kuranlara fırsat verme Allah’ım! Şu terör şebekelerinin ve…

ÖLÜR İSE TEN ÖLÜR, CANLAR ÖLESİ DEĞİL!.. Hani derler ya “insanoğlu her gün ölüme gider ama son gün varır” diye İşte o da bu gün ölüme varmış! Yıllarca Başbuğ’umuzun özel kalem müdürlüğünü yapmış olan Sami Ağabeyden bahsediyorum… Sami Cezaroğlu’ndan… Başbuğ’un sıhhatini, onun yeteri kadar istikrahat etmesini, Ondan daha fazla düşünen adamdı o… Başbuğ’u kollayacağım diye, bir çok ziyaret etmek isteyenler indinde sevimsiz duruma düşmüşlüğü olmuştur. O bütün bunlara pek aldırmaz, Başbuğ’un moralli olması için gayret eder, adeta gözünün içine bakardı... En son onu Erciyes Kurultayına davet etmiştim. Şu OHAL uygulaması sebebiyle izin vermedikleri kurultaya… “ Sami Ağbey gel de Tekir yaylasında eskisi gibi kucaklaşalım, ne de olsa senin üzerine Başbuğ’un kokusu sinmiştir…” deyince, “Senin de Arif’ciğim senin de…” diyerek bana iltifat etmişti… Demek ki o telefonda da olsa son görüşmemizmiş meğer… Dedim ya o bugün Hakkın rahmetine varmış… Uçmağa varmış uçmağa... Bugün telefonlarda ve internette şu haber dönüyordu; “ Uzun…

ONLAR HİÇ KİMSEYE “BİZİ GÖTÜR” DEMEDİLER, KENDİLERİ GİTTİLER!.. Bu yazıyı geçen salı günü, şu siyasi partilerin meşhur gurup toplantılarından sonra yazacaktım! Elime kalemi almış ama “hadi neyse…” deyip, yine yazdıklarımı çarpıtır, asabımı bozarlar diye yazmaktan vaz geçmiştim. Lâkin baktım ki bu hafta yine aynı! Artık kim nasıl çarpıtırsa çarpıtsın, bunu yazmalıyım dedim ve yazıyorum… ……………. Şu anda Mehmetçiğimiz, sınırlarımızın ötesinde vatanın güvenliği için savaşıyor. Karşıda bir devlet görülmese de yani nizami bir ordu olmasa da ben buna resmen savaş diyorum. Savaş diyorum çünkü kendilerini gizleseler de verdiğimiz şehitleri vuran silahlara bakınca karşımızda bir değil, birçok devletin olduğunu açıkça görüyoruz. Böyle bir ortamda hem Mehmetçiğin, hem de Mehmetçiğe en ufak destek olanların kulu, kölesi olmak geliyor içimden… Onları çok seviyor ve onlara saygı duyuyorum… Ancak bunun tam tersine, Mehmetçiğin emeğini çıkar sofralarına garnitür yapanlardan, bu işin riyasını yapanlardan, bunu siyasi propagandaları için kullananlardan da alabildiğine nefret ediyorum, iğreniyorum… Bu çirkinliği de…

KONUŞSANIZ YA, DİLİNİZi Mİ YUTTUNUZ? Yanlış anlaşılmasın ben gitmemeliydi felan demek istemiyorum! Tabi ki gitmeli… Tabi ki devletin alî çıkarları ne gerektiyorsa o yapılmalı. Tabi ki devlet adamı devletin hizmetkârıdır… Tabi ki devlet adamları, devletlerinin egemenliklerinden, çıkarlarından başka şey düşünmezler ve düşünmemelidirler… (Kişisel çıkarlarını da devlet çıkarı gibi göstermemelidirler) Anlamışsınızdır herhalde canım şu Vatikan ziyaretinden bahsediyorum… Diyorum ki; elbet de gitsin, gitmesi gayet normal… Ancaaak Siz!.. Zamanın da Başbuğ’umuzun bir davet üzerine yanındaki heyetle İstanbul’da yaptığı Sinagog ziyarettini bile diline dolayıp nerdeyse bizi yani ülkücüleri senelerce siyonist gibi göstermeye kalkanlar…. Yine Başbuğ’umuzun New York / Manhattan’da Yahudi lobisine Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda yaptığı bilgilendirme konuşmasını yıllarca dillerine dolayanlar… Hatta Türk Ordusunun Başkomutanı yani Genelkurmay Başkanını Israil'i ziyaret etti diye, ziyarettin akışı gereği ağlama duvarının önüne gitti diye onu bile nerde ise Yahudi ilan edip, tapınıyormuş gibi gösterenler… Hani şimdi nerdesiniz?.. Daha bir yığın örnek verebilirim ama gerek yok… Meramımı anlatmak için…

VATAN SENİNLE!.. ...................... Bütün Mehmetçiklerime; Mehmedim, Aslanım, Yiğidim sanki; Sen şu an memleket, yurtsun inan ki!.. O kan var ya o kan… Yine o kan ki, ......Nabzı Türk... Türk diye atan seninle, ......Yürü Mehmet yürü, Vatan seninle… Dağları, taşları bürümek için, Piçlerin leşini sürümek için, Tıpkı senin gibi yürümek için, ......Kışlada tüfeği çatan seninle, ......Yürü Mehmet yürü, Vatan seninle… Avşarı, Yörüğü, Zazası, Kürdü, Dadaşı, Gakgoşu elele verdi… Sağlamlar şubede sıraya girdi, ......Hatta hasta hasta yatan seninle, ......Yürü Mehmet yürü, Vatan seninle… Şehirler, kazalar, köyler, bucaklar, Kucaklar Mehmet’im seni kucaklar… Mezrada, yaylada yanan ocaklar, ......Bacasından duman tüten seninle, ......Yürü Mehmet yürü, Vatan seninle… Madem itler saldırıyor kudurup, Topunu gebertin hep vurup vurup… Beş vakit ilahi huzura durup, ......Duasına dua katan seninle, ......Yürü Mehmet yürü, Vatan seninle… İleri Mehmet’im daha ileri, Kaçtıkça kovala bu köpekleri, Köklerini kazı, öyle gel geri!.. ......Çünkü bak canına yeten seninle, ......Yürü Mehmet yürü, Vatan seninle… Karşına dikilmiş…

ALLAH VAR GAM YOK!.. Hem kısa, hem güzel, hem de insanın içini genişletici bir sırrı var sanki bu sözün... Yine buna benzer şu sözü de pek düşürmem dilimden! " Allah'ımız var, ne gamımız var!.." Aşağıda Mevlana Hazretlerinin söylediği söz de mükemmel!.. Aşağı yukarı aynı iklimde söylenmiş gibi! Artık onu aşağıdan okursunuz... Son zamanlarda içimizi daraltan öyle gelişmeler oluyor ki, kim bilir belki size de faydası olur umuduyla yazdım bunları işte... Bu vesile ile Cumanızı kutluyorum... Şanlı şehitlerimize rahmet diliyor, başta kahraman Mehmetçiklerimiz olmak üzere, Yüreği; Vatan, millet, din ve devlet için çarpan herkesin Cuma'sını tebrik ediyorum... Cumanız... Cumamız mübarek olsun. Selam ve muhabbetle efendim... O.Arif

"KUVAYI MİLLİYE" KİİİM, "ÖSO" KİM YAHU? Dünden beri düşünüyorum! Düşünüyorum ama anlayamıyorum! Neyi anlayamıyorum? Şu “Öso” seviciliğini de anlayamıyorum… Şu “Öso” sövücülüğünü de anlayamıyorum… Daha doğrusu “Öso” ne? Onu da anlayamıyorum. Şimdi biliyorum bazınız diyorsunuz ki; Yahu bunda anlamayacak ne var Öso, “ÖSO” işte, yani “Özgür Suriye Ordusu” denilen Suriyeli Esat’a muhalif bir gurup. Efendim o kadarını ben de biliyorum. Ancak anlayamadığım bunların bu kadar önemsenmesi, bunlar için bizim siyasetçilerimizin ağız dalaşına girmesi, hatta iktidar ve ana muhalefet savaşına dönüşmesi… Ben bunu anlayamıyorum bunu... Yahu bırakın bu boş işleri, sizin başka işiniz mi yok? Hele hele bunları, yani Öso’yu Cumhurbaşkanı’nın canhıraş savunmasını hiç, ama hiç havsalam almıyor. Ha kötülesin falan da demiyorum. Ama bu kadar göklere çıkarmak, bu kadar sağı solu kıracak kadar savunmak nedir? Üstelik savunurken bizim yakın tarihimizdeki şeref abidelerimizden “Kuvayı Milliye”mize benzetmesini katiyen anlamak mümkün değil. Kabul etmem de mümkün değil… Bu, "çokum" derken "yokum" demek gibi…

SİYASETTE DİL ÖNEMLİ!.. Bugün yine salı… Ben siyaset günü diyorum salı günlerine… Mecliste grup toplantılarının yapıldığı, siyasetin başını çeken siyaset ağalarının çalım sattığı, gayet yüksekten attığı hatta birbirlerine düşüncesizce çattığı gün bugün… Başbuğ’umuzun “ Bir millete hizmet etmenin kutsal yollarından biri…” olarak tarif ettiği siyasetin, bütün kutsiyetini kayıp ettiği, alabildiğine çirkinleştiği bir gün Türkiye'mizde salı günü… Yine siyaset patronlarını dinledim bugün! Birbirlerine çatmaktan başka tek olumlu kelime duymadım… "Ulanlar" "hainleştirmeler" "teröristleştirmeler" "cahilleştirmeler" en hafifinden "ötekileştirmeler" gırla gidiyordu yine!.. Ben ki sivri dilliyimdir… Dilimin sivriliğinden neredeyse çekmediğim kalmamıştır… Hal böyle iken ben bile siyasetçilerin bu sivri dilinden ülkem adına endişe duyuyorum! Endişe duyuyorum çünkü benim sivri dilim bana zarar veriyor, ama siyasetimizin başını çekenlerin sivri dili vatanıma, milletime, birliğime, dirliğime zarar veriyor… Suriyede Mehmetçiğin destan yazdığı, hatta zaman zaman şehit haberlerinin geldiği şu iklimde bari iç siyaset uğruna milleti germeseler daha iyi olmaz mı? Çok mu zor yani bunu yapmak? İnsanların…

GÜLE GÜLE ALBAYIM! GÜLE GÜLE AMCA! Bazı acılar vardır ki insanı lal eder lal… Yani dilsizleştirir. Konuşamaz, hiç bir şey söyleyemez hale getirir insanı… Bir düşünür de aynı şeyi söylemiş zaten! Demiş ki; “Hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir” İşte şu an ben aynen öyleyim! Ne söyleyeceğimi hatta ne yazacağımı bile bilmiyorum. Bilmiyorum ama yazıyorum işte… Acımı sizinle paylaşmak istiyorum herhalde… En azından bir amin demenize ihtiyaç duyduğum duygular ve dualar içindeyim! Amcamı kaybettim. Baba yarısı dediğim amcalarımdan birini kaybettim. Zihnim hatıralarımla meşgul. Gözlerim maziye dalıp gidiyor. Çocukluğumu hatırlıyorum, Bugün hakkın rahmetine kavuşan amcamla geçirdiğim anlar geliyor aklıma… O benim en büyük amcamdı… Hem de bana çok hakkı geçen amcamdı… O benim Remzi Emmim’di Remzi… Evet evet Emekli Hakim Albay Remzi Şirin’di o… Ankara’da yaşıyordu… Emekliye ayrıldıktan sonra Ankara’da açtığı avukatlık bürosunda benim davalarımla çok uğraştı… 70’li yaşlarında bana açılan dava dosyalarını toplamak için en az 30-35 il dolaştı…

170 İSİM Mİ? 170 CİSİM Mİ? Sanıyorum 3-4 gündür siz de benimle berater haberlerde dinliyorsunuzdur! Kahraman Ordumuzun Afrin’deki teröristlere yönelik başlattığı "Zeytin Dalı Harekatı"na yurdun dört bir yanından destek mesajları geliyor. Ancak bir taraftan da sosyal medya aracılığı ile Zeytin Dalı Harekatına tepki gösteren isimler de var! Hatta, harekata karşı olan ve kendilerini aydın diye niteleyen (aralarında eski bakan, milletvekili, yönetmen, yazar, senarist, gazeteci, oyuncu gibi mesleklere sahip) bu 170 kadar isim yazıp imzaladıkları mektubu meclisteki bütün milletvekillerine göndermiş… Artık bunlara isim mi demek lazım, cisim mi demek lazım yoksa hasım mı demek lazım buna siz karar verin. Bana sorarsanız hasım demek lazım! Türk düşmanı bunlar Türk... Mektupları bile tam terörist ağzıyla yazılmış… Terörizmin caniliği “barış” “sükun” “komşuluk ilişkileri” gibi masum kavramlarla kamufle edilmeye çalışılsada niyetleri belli! Niyetleri Terörist hamiliğine soyunmak… Kendileri milyonları temsil ettiklerini söyleselerde bunlar hep bu tür karışık dönemlerde ortaya çıkan mahdut sayıdaki çakallar… Bazen Ermenilerden özür…

GELDİNİZ Mİ DEDİĞİME? “Yapılma zamanı gelen iş, senin keyfini beklemez; Sen onun peşinden koşmalısın „ derler, kesin doğrudur... En azından ben buna kesin inanıyorum. Zira bugün halledemediğin veya hallederken çektiğin bütün zorlukların, zaiyatların arkasında iyi düşünürsen dün onu doğru zamanda yapmaman yatar. Bizim atalarımız boş söz söylemezler... “Kar yaza kalmaz, yeşil güze kalmaz„ demelerinin ana sebebi de zaten zamanlamaya işaret etmektir. Zamanlama o kadar önemlidir ki; Zamanında davranarak dişle kıracağını, zamanını geçirince taşla bile kıramazsın. Kırsan bile yorar seni... Yani demem o ki; Yıllardır söyleye söyleye dilimde tüy bitti. Anlatamadım... 1984-85‘lerden beri siyasilere seslendim durdum. Bunlar başka dilden anlamazlar dedim... Siyasi iktidarlara ulaşamadım... Beni ya duymadılar, ya da duymamazlıktan geldiler... Canıma yettiği, pıçağın kemiğe dayandığı yerde ise Mehmetçiğe seslendim... Seslendim ama sesleniş şeklim yabancı ülkelerin olduğu gibi bizim siyasilerin bile eleştirisine uğradı, “kanla çözüm arzuluyorsun“ gibi laflarla, “siz kandan besleniyorsunuz „ gibi sözlerle tenkit edildim, soruşturmalar geçirdim... Ben de canımın…

YORUM YOK!.. Çünkü bu konuda yorum Mehmetçiğin işi!.. Şu kahpe dünya bir görsün bakalım, Mehmetçiğin yorumu kimseninkine benziyor mu? O.Arif