Üye Girişi

Üye Girişi

BİR CUMA TEMENNİSİ! Cenab-ı Allah bir insana acınacak hale düşmeden acımayı öğretsin. Zira her mümin bilir ki, Yaradan'ın merhameti kahrını kapatmış yani örtmüştür... Ve o sebepledir ki merhamet ve acımakla yüreği çırpınan bir insanın gözünden düşen her damlada sihirli küre gibi hakikatin en uzak diyarları görünür. Ama bazı insanlar da ne zavallı insanlardır ki; Bin bir türlü çile tünelinden geçer, envai çeşit girdaplara düşerler de bir türlü merhameti idrak edemezler... O konuda nasipleri kesildiği için olsa gerek, bırakın başka insanları, kendilerine bile acımayı öğrenemezler... Maalesef aldatıcı olan yanları da çoğu zaman merhametli görünmelerine rağmen, acımasızlığın zirvelerinde varlıklarını sürdürürler! Halbuki yüreği milletine, halkına riyasız merhametle açılan insanların yüceliğini, ulviliğini anlatmaya bırakın benim gibi sadece ismi Arif olanları, en arif olanların bile gücü yetmez! Gücü yetmez çünkü; Cenab-ı Allah'ın "Ben yere, göğe sığmam ama gerçek insanın kalbine sığarım" demiştir... Yaradan'ın sığabildiği yürekleri ve o yürekleri taşıyan gerçek insanları tarif etmek her babayiğitin…

ÜLKÜCÜYSEN YAVRUM DİNLE BENİ BAK; Ülkücüysen yavrum dinle beni bak; Yamulupta kepenlerden olma sen!.. Yakaya, kemere Bozkurt takarak, Gözlere kül sepenlerden olma sen!.. Bozkurt isen eğer, bu nasıl haldir? Yiğitliğin varsa itlere bildir... Ülkücülük edepsizlik değildir, Terbiyeyi tepenlerden olma sen!.. Ülkücü teper mi terbiyesini, Sen seni satana çıkar sesini, İslam ahlakını, Türk töresini, Terk edipde kopanlardan olma sen!.. Töreden kopma ki, artsın süslerin, Hep dağılsın kafandaki sislerin, Süfli emellerin, pis heveslerin, Arkasından çapanlardan olma sen!.. Aman ha tahtına, tacına kanıp, Şerefsizi şeref sahibi sanıp, İçi, dışı eğrilere inanıp, Davasından sapanlardan olma sen!.. Eğrileri hakim kılma doğruna! Nasihatim hiç gitmesin ağrına, İtler gibi yağlı kemik uğruna, El ve etek öpenlerden olma sen!.. El ve etek öpmek sakattır sakat... Bu yolla yenilen her lokma tokat!.. Allah sana gökten yağdırsın fakat, Mala, mülke tapanlardan olma sen!.. Eğer Bozkurt isen gözünü yumma, Sen sen ol köpekten rehberlik umma, Hatta istiyorsan köpek ol amma, Ev…

BU RESMEN TÜRKEŞ‘E DÜŞMANLIKTIR!.. Gündem hayli kabarık! Sadece Türkiye‘de değil bütün dünyada kabarık!.. Gündemin böylesine kabarık olduğu şu günlerde benim bu konuyu yazmam ne derece ilginizi çeker bilmiyorum. Ama bunları yazmam lazım... Bu satırları bir önceki yazımın devamı niteliğinde kabul edin lütfen. Bir önceki yazım uzamasın diye bu hususları belirtmemiştim, hiç olmazsa şimdi belirteyim. Yani konu yine 4 Nisan, Başbuğ Alpaslan Türkeş‘in vefat yıldönümü ve anılması... Her 4 Nisanda hep bunu düşünmüşümdür! Çünkü 21 senedir her 4 Nisanda durumu gözlemleyen biri olarak hiç bir zaman o tarihin hakkının verildiğini görmedim! Yani Başbuğun Yüce Türk Milletine ve Türk siyasetine emaneti olan Milliyetçi Hareket Partisi‘ni idare edenler bu tarihi önemsememekte, bu tarihte yapılması gereken bir çok şeyi yapmamaktadırlar. Hatta yapmadıkları gibi bazı siyasilerimizin mezarın başında kakara-kikirili geyik muhabbetlerine bile şahit olduk. Hem de Başbuğ‘unu kayıp etmenin acısını yüreğinde taşıyarak mezarın başına gelmiş olanların gözleri önünde... Benim gibi niceleri seyretti bu manzaraları... Bence…

NE SEN SOR, NE BEN SÖYLİYEYİM! 4 Nisan Çarşamba günü Başbuğumuzun vefat yıldönümüydü... Ankara‘daydım. Bugün 9 Nisan Samsun‘dayım... Beş gündür düşünüyorum! Neyi düşünüyorum biliyor musunuz? 4 Nisan‘da Ankara‘da gördüğüm çirkinlikleri hatta bizzat muhatap olduğum şerefsizlikleri düşünüyorum!... Yazayım mı? yazmayayım mı? diye, onu düşünüyorum onu... Ve sonunda yazmam lazım dedim... Namertlerin namertliğini, mert olanlar saklamaya çalışmamalı dedim... Kahpeliği yapanlar utanmıyor da, ben neden utanayım dedim... Yaralanan yürekler değil, yaralayan köpekler gocunsun dedim... İşte bu duygularla bilgisayarın başına oturdum yazıyorum... Oturdum ama gördüğüm çirkinliklerden önce, gördüğüm güzelliklerden bahsetmek ve bu vesileyle de o gördüğüm güzelliklere emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum! Gördüğüm güzellik şu idi; Her yıl olduğu gibi bu sene yine Allah rızası için ve Başbuğ‘umuzun ruhaniyetine hediye edilmek için Ankara Bahçelievler Merkez Camiinde Kur‘an tilaveti ve Mevlid-i şerif okundu... Çok muhteşemdi. Okuyanlar muhteşemdi... Dinleyenler muhteşemdi... Samimiyet muhteşemdi samimiyet... Kimler gelmemişti ki? Almanya‘dan, Fransa‘dan, İngiltere‘den, İsveç‘ten, Romanya‘dan daha Avrupa‘nın nice ülkelerinden…

ozan-arif.ws | Ozan Arif'in resmi sayfası

Saygıdeğer Başbuğ’umuz; Yokluğunun 21. Sene-i devriyesinde, Seni, senin sözlerinle anıyoruz!... Demiştin ki; “Ben Türk Milletini, Sokaklarda ıspanak fiyatına satılan demokrasiye, Rüşvet ve hile ile çiğnenen, çiğnetilen hukuk düzenlerine, Ahlaktan mahrum bir hürriyete, tefeciliğe, karaborsaya yer veren bir iktisadi yapıya çağırmıyorum. Türklük şuur ve gururuna, İslam ahlak ve faziletine, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısacası hak yolu, hakikat yolu, ALLAH YOLU’NA çağırıyorum“ demiştin… Yolunu şaşıranlar, hatta terk edenler olsa da, Biz Avrupa Ülkücüleri olarak hȃla senin çağırdığın, hȃla senin gösterdiğin yoldayız. Yürüyoruz... Yürümeye de devam edeceğiz... Ruhun şad, Mekanın Cennet, Makamın Firdevs olsun Başbuğ’umuz… Amin AVRUPA, AMERİKA, AVUSTRALYA ÜLKÜCÜLERİ Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. //

HİÇ RASTLAMADIM!.. Kusura bakmayın sizin kadar kalp, Kıran bir güruha hiç rastlamadım! Her bir şeyi sahte, her bir şeyi kalp, Duran bir güruha hiç rastlamadım! Kimi falan, kimi feşman ederek, Hatta doğduğuna pişman ederek, Halkı bir birine düşman ederek, Geren bir güruha hiç rastlamadım!.. Fetullah Gülen’e adeta tapan, Ne isterse veren, el-etek öpen, Sizin kadar ahbap çavuşluk yapan, Yâran bir güruha hiç rastlamadım!.. Aldırmayıp halkın nidalarına, Uyarak Fetö‘nün edalarına! Devletin en gizli odalarına, Giren bir güruha hiç rastlamadım! Devlet, Millet diye yapmayın zik-zak! Çoğunuz Devletten, Milletten uzak, Kendi ordusuna kahpece tuzak, Kuran bir güruha hiç rastlamadım! Daha dün baltaya olamazken sap, Kasap oldunuz be hepiniz kasap! Haksızlar dururken, haklıdan hesap, Soran bir güruha hiç rastlamadım! Siz harap ettiniz Türklüğü harap, Sizin için Türk‘ten kıymetli Arap! Sizin gibi Türk‘ün başına çorap Ören bir güruha hiç rastlamadım! Hatta söyliyeyim geldi zamanı, Hiç bir Türk‘ün size yoktur gümanı! Ben böyle, bu denli dini,…

SİZ SAPITTINIZ MI ARKADAŞ ?!.. En son hatırlıyorsanız “ Şimdi Bu Adalet mi?” başlıklı, bir yazı yazmış, devlete ait araçların özel işlerde kullanılmasına dikkat çekmiştim… Bu konuyu açıklık getirmek için de, Akp Genel Başkanını R.Tayyip Erdoğan’ın parti kongreleri yapmak üzere Karadenize, giderken Cumhurbaşkanlığına ait uçağın ve helikopterin kullanımasını doğru bulmadığımı belirtmiştim… Böyle bir hakkı olmadığını, bunun kanuna, yasaya uymadığını, bunun her şeyden önce partili-partisiz hür vicdan sahiplerinin vicdanını fevkalade rahatsız ettiğini lisan-ı münasiple anlatmaya çalışmıştım… Vay efendim sen misin anlatmaya çalışan! At kaçtı torba düştü!.. Eğer o yazının altında yazılan bazı hezeyanları okuduysanız siz de görmüşsünüzdür. Küfürleri ve terbiye sınırı dışına çıkan ifadeleri sayfayı idare eden gençler silse de bazıları hala duruyor. Eğer bakarsanız hem o yazıyı okumadıysanız okur hem de o hezeyanlara göz atmış olursunuz... Ama belki üşenir okumazsınız, ben denilenleri buraya özetlemeye çalışayım. - Vay efendim; O Reisicumhurmuş, ona her şey helal olsunmuş… - Vay efendim; Diğer parti…

Ve bir anda her şey anlamsızlaşır. Okulun, üniversiten, iş tecrüben…. Belki bir şeyler demeye çalışırsın, lakin bir önemi kalmamıştır artık.

Ruhu şâd mekanı cennet olsun.

ŞİMDİ BU ADALET Mİ? Hiç olmazsa televizyonda anlatma be! Yahu ayıp diye bir şey var. Yapılan iş adil mi de anlatıyorsun? Ordu’da çıkmış Milletin önüne anlatıyor… Ordakiler dinliyor, Canlı yayın 81 Milyonluk Türkiye dinliyor, hatta çok uzaklarda bir gurbet köşesinde ben ve benim gibi niceleri dinliyor niceleri… Samsun-Ordu arası 147 Km. Hava muhalefetti dolayısıyla Samsun’dan Ordu’ya gitmesi aksamış. Yani gitmiş ama, Uçağı Ordu’ya inememiş de geri dönüp tekrar helikopterle mi gitmiş, Yoksa helikopterle gidememiş de tekrar geri dönüp uçakla mı gitmiş orasını tam anlayamadım. (Haberi dinlerken gurbette bazen uçak bileti bulamayıp da anasının, babasının cenazesine yetişemeyen gurbetçiler geldi aklıma…) Ama bu gurbetçi değil ki, bu koskoca Reisicumhur… Tabi ki onu bir yerden bir yere götürmek için uçak, helikopter ne varsa seferber olacak. İyi güzel de benim bildiğim reisicumhurlar bir yerden bir yere devlet işi için giderler… Bu ne için gitti peki? Ne için olcak iktidar partisinin kongreleri için gitti… Yani…

ŞU MÜBAREK CUMA GÜNÜ ŞİMDİDEN DUYURALIM İSTEDİK! Geçen yılda aynısı olmuştu... Her zamanki gibi Öğle namazına müteakip Mevlit, Mevlitin peşinden tekrar Başbuğ'u ziyaret ve akabinde "BAŞBUĞ ALPASLAN TÜRKEŞ" konulu sunum. İnşallah bu sene de 4 Nisanda dolu dolu Başbuğ'umuzu yaşayacak ve yaşatacağız... Şimdiden yapılan proğramı duyuralım istedik. Duyuralım ki taşradan gelen gönüldaşlarımız dönüşlerini ona göre ayarlasınlar. Selam ve dua ile Cumanız Mübarek olsun. ________________________ PROĞRAM Doğumunun 101. Vefatının 21. Yılında BAŞBUĞ ALPASLAN TÜRKEŞ ------- TARİH 4 Nisan 2018 MEVLİT Öğle namazı müteakip Bahçelievler, 7. Cad. Merkez Cami ------- PANEL -Prof. Dr. Abdurrahman Güzel | Sunum -Prof. Dr. Derviş Kılıçkaya -Prof. Dr. Fatih Kirişçioğlu -Şevket B. Yahnici | 21. Dönem Ankara MV -Ulvi Batu | Eski Ülkü Ocakları Bşk. -Ve Ozan Arif ------- Panel İçin; Saat; 16:00 Yer; Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi F Blok Konferans Salonu İrtibat: 0532 283 01 63 AZİZ MİLLETİMİZ DAVETLİDİR -Başbuğ'un Evlatları-

ÇOK KONUŞANLARIN VERDİĞİ AZAP! Yahu yeter be arkadaş… Bıktım… Bıktım… Vallahi televizyon seyredemez hale geldim. Hangi kanalı açsam bunlar! Hangi proğrama göz atsam bunların yalakaları! Allah için yanılıyor muyum, yoksa bana mı öyle geliyor bilemiyorum ki? Sonra bu kadar konuşulur mu arkadaş? İnsanın makamı ne olursa olsun, makam insana konuşarak millete azap verme hakkını verir mi be kardeşim? Esasında ben de çok konuşurum, ama bunlar işin cılkını çıkardılar cılkını! Sonra bilmedikleri konu da yok. Her birisi, eskilerin “malümatfüruş” dedikleri cinsten, bir malumat deryası mübarekler(!) Her şeyi bilen bunlar, her şeyin hakkından gelen bunlar! Hani her çorbaya nane olmak derler ya, aynen işte o durum… Doktorların karşısına geçer dermancılık öğretirler, Ormancının karşısına geçer ormancılık öğretirler, Hakimlerin karşısına geçip fermancılık öğretirler… Allah-u alem eğer bunlar doğduklarında konuşma biliyor olsalardı, kendi ebelerine bile göbeklerinin nereden kesileceğini öğretmeye kalkarlardı gibime geliyor!.. Yani anlayacağınız “allame-i cihan” bunlar!.. Allame-i Cihan’lar ama, bazen nedense ilkokul çocuklarının karşısında…

ÇANAKKALE İNAN!.. Çanakkale inan, inan nedense, Şu kalbim bir başka vurur seninle! Hele on sekiz mart ne zaman gelse, Zaman sanki donar, durur seninle... Zaman donar çünkü tepeler, dağlar, Al al olur şehit kanıyla çağlar!.. Düşündükçe gözüm bir yandan ağlar, Bir yandan yaşları kurur seninle... Neden kurumasın gözümün yaşı? Biz kazandık biz biz, sende savaşı... Miralay Cevat Bey, Seyit Onbaşı, Topraktan doğrulur yürür seninle... Sadece onlar mı? her yaştan erle, Daha nice zabit, nice neferle, Ecdadımın kazandığı zaferle, Başım ta göklere varır seninle... Çanakkale kandır, terdir, emektir, Türk olmaktır Türk Türk... Eğilmemektir! Çanakkale demek şehit demektir... Şu gönlümü bir yas bürür seninle!.. Gemiler son model, kendileri şuh! Boğaza dolmuştu bir sürü güruh! Ne zaman düşünsem haçlı denen ruh, Geberir, kokuşur, çürür seninle... Çanakkale hey hey duy bu Ozan‘ı, Sende şehit verdik kaç yüz bin canı, Ey Türk‘ün onuru, şerefi, şanı, Gurur duyuyorum gurur seninle… Ozan Arif 18 Mart 2018 Bad…

“SAP YİYİP SAMAN YAPMAK” BU OLSA GEREK!.. Bir başlıyor anlatmaya, ordan oraya ordan oraya sıçrayıp duruyor!.. Önce gündemden düşmeyen şu habere bir göz atın; "İstiklal Marşımızın anlamını ancak dilimizle birlikte kalbimizle birlikte okuduğumuzda anlayabiliyoruz. En büyük üzüntüm marşı yüreklere nakşedecek bir bestenin bulunamamış olmasıdır. Burada da bestekarlara görev düşüyor. Güfte var, istenilen beste yok. Temenni ederiz ki o da çıkar. Şu anda Fırat Kalkanı, Afrin, biz bununla ilgili bir İstiklal Marşı gibi demeyeyim ama bir Mehter Marşı gibi marşı da yazamazlar mı? Bunu hazırlasınlar. Evde torunum bile Mehter Marşı ile yürüyor. Askerlerimizi de Mehter Marşı ile yürütür gibi yeni marşlarla yürütelim. 15 Temmuz için de marş yazılabilmeli. Şiirlerini yüreğiyle de yazan şairlerimize çok önemli görevler düşüyor" Herhalde okudunuz… Herhalde anladınız... Canım işte şu İstiklal Marşı meselesi… Durup dururken görüyor musunuz?! İşe bakın siz! Eskilerin bir sözü vardır, derler ki; “Her boyayı boyadık da, fıstıki yeşil mi kaldı?..” Şimdi biz de…

BEN BUNLARA KURBAN OLMAZ MIYIM BE?.. Şu resme nedense, baka kaldım ben, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Ve bugün onlardan muştu aldım ben, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Bunlar benim şereflerim, şanlarım, Mehmetçiğim, Bozkurtlarım, canlarım, Onlar beni, ben onları anlarım! Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Bunlar vatan nedir bilen yürekler, Terörü kazıyıp silen yürekler, Ölüme giderken gülen yürekler, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be? Bunlar var ya bunlar, şansmış, uğurmuş, Allah bir bir iman ile yoğurmuş, Her birini Türk anası doğurmuş, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be? Bak şunlara bak da savaş zor mu gör! Vatan sevmek ateş mi gör, kor mu gör… Gözlerinde hiç yılgınlık var mı gör! Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Onlarda ne riya, ne de yalan var, Ne de içlerinde sinsi yılan var, İçlerinde belki şehit olan var, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Arif der bunlardan hisse kapılır, Beyler görsün Bozkurt…

BEN BUNLARA KURBAN OLMAZ MIYIM BE?.. Şu resme nedense, baka kaldım ben, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Ve bugün onlardan muştu aldım ben, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Bunlar benim şereflerim, şanlarım, Mehmetçiğim, Bozkurtlarım, canlarım, Onlar beni, ben onları anlarım! Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Bunlar vatan nedir bilen yürekler, Terörü kazıyıp silen yürekler, Ölüme giderken gülen yürekler, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be? Bunlar var ya bunlar, şansmış, uğurmuş, Allah bir bir iman ile yoğurmuş, Her birini Türk anası doğurmuş, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be? Bak şunlara bak da savaş zor mu gör! Vatan sevmek ateş mi gör, kor mu gör… Gözlerinde hiç yılgınlık var mı gör! Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Onlarda ne riya, ne de yalan var, Ne de içlerinde sinsi yılan var, İçlerinde belki şehit olan var, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Arif der bunlardan hisse kapılır, Beyler görsün Bozkurt…

BEN BUNLARA KURBAN OLMAZ MIYIM BE?.. Şu resme nedense, baka kaldım ben, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Ve bugün onlardan muştu aldım ben, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Bunlar benim şereflerim, şanlarım, Mehmetçiğim, Bozkurtlarım, canlarım, Onlar beni, ben onları anlarım! Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Bunlar vatan nedir bilen yürekler, Terörü kazıyıp silen yürekler, Ölüme giderken gülen yürekler, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be? Bunlar var ya bunlar, şansmış, uğurmuş, Allah bir bir iman ile yoğurmuş, Her birini Türk anası doğurmuş, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be? Bak şunlara bak da savaş zor mu gör! Vatan sevmek ateş mi gör, kor mu gör… Gözlerinde hiç yılgınlık var mı gör! Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Onlarda ne riya, ne de yalan var, Ne de içlerinde sinsi yılan var, İçlerinde belki şehit olan var, Ben bunlara kurban olmaz mıyım be?.. Arif der bunlardan hisse kapılır, Beyler görsün Bozkurt…

MECLİSTE KAVGA ŞOVU!.. Nasıl olsa bu kanunla (ittifak kanunu ile) baraj korkusunu hallettiler ya… Beyefendinin(!) gözüne girecek, yerlerini sağlama alacaklar ya… İşte fırsat… Ey… Hangi Millet vekili isen!; Seni tanımıyorum ama soruyorum! Geçmişte söylenenleri hatırlatmak, dile getirmek sana mı düştü arkadaş… Hem de meclis kürsüsünden, hem de alayının göze girme fırsatı beklediği bir anda, hem de alayının gözü önünde… Hiç olacak iş mi yani? Aha işte gördün mü?! El miting medyanlarında, onbinlerin önün de bangır bangır bağırır, kimsenin sesi çıkmaz… Ama sen gecenin köründe, o kürsüden elin dediklerini hatırlatmaya kalkarsan böyle olur işte… İşte böyle linçten zor kurtulursun anladın mı?! Sana ne Bay Vekil? Sanal alem, yani safari, Firefox, Google, zaten bu görüntülerle dolu… Her isteyen, merak eden dün tükürdüğü yüzü, bu gün şapır-şupur yalayanların görüntüsünü internetten bulur ibretle seyreder! Ben bulup sık sık seyrettiğim bir yığın görüntüden birini, tekrar seyrettim mesela…. Aha bu satırların altına da ekliyorum. Sen de…

BU TAŞI BAŞKA BİRİ ATAYDI DA, O ZAMAN GÖREYDİNİZ!.. “Bir usta bir kuyuya taş atmış, kırk mühendis çıkaramamış!..” Yahu tamam… Tamam… Allah aşkına durun, hemen itiraz etmeyin, ben de biliyorum bu sözün böyle olmadığını... Ben de biliyorum bu sözün; "Bir deli bir kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış..." şeklinde olduğunu… Beni bırak, herkes bilir bu sözün aslının böyle olduğunu… Herkes bilir ama taşı atan malum Reisicumhur, çıkarmaya çalışanlarda onun yandaşları olunca sözün aslını söylemek sıkar biraz… Çünkü bazıları lafı daha anlamadan dinlemeden kıyameti koparırlar, “ Vay efendim sen nasıl bizim Reisicumhur’umuza deli dersin?..” diye, yargısız infaza, ya da en becerdikleri iş olan, küfür etmeye, sövmeye-saymaya başlarlar… Onun için ben hiç kimseye deli veya akıllı göleği giydirmeye çalışmıyorum. Herkes kendi gömleğini kendi giyiyor zaten… Ben bir yandan televizyondaki tartışmalara bakıyorum, bir yandan da durum tesbiti yapmaya çalışıyorum. Yaptığım tesbit açısından bakınca, evet durum o ata sözümüzün dediğine benziyor biraz… Katılırsınız veya…