Üye Girişi

Üye Girişi

BU BAYRAM! Allahım… Sevginin, aşkın arttığı, Artıldığı bayram olsun bu bayram… Herkesin herkesi aşkla tarttığı, Tartıldığı bayram olsun bu bayram… Rızan için kurban olan koçların, Sayesinde karnı doysun açların, Günahların, hataların, suçların, Örtüldüğü bayram olsun bu bayram… Müslümanın ölçüp, biçmesi için, İhlas ne, riya ne, seçmesi için, Uyuyan gözünü açması için, Dürtüldüğü bayram olsun bu bayram… Her taraf karanlık, karma karışık, Yarabbi ne olur ışık ver ışık, Yeniden ilimle, irfanla beşik, Kertildiği bayram olsun bu bayram… Dert bir değil say say bitmez binlerle, Yorma bizi o karanlık dünlerle! Kara gecelerin, beyaz günlerle, Yırtıldığı bayram olsun bu bayram… Yurda nifak salanların burnunun, Koynumdaki yılanların burnunun, Türke düşman olanların burnunun, Sürtüldüğü bayram olsun bu bayram… Rahmetin bol, esirgeme ümmetten, Özellikle şu Türk denen milletten, Ozan Arif kulunun da bu dertten! Kurtulduğu bayram olsun bu bayram… Ozan Arif 20 Ağustos 2018 Samsun

DOLAR!.. ..............." Önce şunu belirteyim! ...............Bu bir şiir değil, bu bir nesirdir" Mevzua gelecek olursak; Bazılarının dini imanı olan dolar, zaman zaman böyle kudurur… Terbiyesiz Amerika’nın, terbiye etme unsuru olur! Amerika bazısına basar doları, Doları bastığına,takar yuları… Dolar verdikleri, verirken tapar, Çünkü bazısını padişah yapar! Padişah yapsa da kanını emer, işi bitince de çöplüğe gömer! Kim ki, o yuları kırmaya kalkar, Haa…O zaman da hesap sormaya kalkar! “Obama” olur, “Trump” olur, baba-oğul “Bush” olur, Müttefikken en azılı puşt olur! Ateş olur ateş, her yanı sarar, Bazen de gerçeği görmeye yarar! Bazısına garp’ı şark’ı öğretir, Bazısına necip ırkı öğretir!... "Bana Türklük ile gelme" diyene, Türklüğü öğretir, Türk’ü öğretir! Hülasa bu dolar bir yılan, bir canavarmış, Ama bir haftadır şunu anladım! Canavarda bile keramet varmış!!! Ozan Arif 16 Ağustos 2018 Samsun

BAZI SİYASETÇİ BÖYLEDİR İŞTE!.. Bazı siyasetçi böyledir işte, Zapt edecek ipi olmaz dürzünün!.. İyi görünse de size en başta, Tutulacak sapı olmaz dürzünün!.. Seninle beraber bir yola çıkar, Seni satmak için bir fırsat bakar, Daima kancıklık şapkası takar, Erkek gibi kepi olmaz dürzünün!.. Ona çok kolaydır yolundan sapmak, Mesele değildir ipinden kopmak, Tek hüneri vardır el etek öpmek, Başka da bir çapı olmaz dürzünün!.. Hiç farketmez ona her taraf yoldur, Yönü bazen sağdır, bazen de soldur, Kahpelikten yana serveti boldur, Yiğitlikte çöpü olmaz dürzünün!.. Ne ülküsü vardır ne ilke bilir, Nerde kemik bulsa orada kalır, Hangi tüpe koysan o şekli alır, Kendine has tüpü olmaz dürzünün!… Ne söylersen söyle gitmez ağrına, Anasına sövsen çeker bağrına, Seçimlerde vekil olma uğruna, Çalmadığı kapı olmaz dürzünün!.. İyi bir incele bozuktur kanı, Tiksindirir, iğrendirir insanı, Fıçı fıçı puştluk sızar her yanı, Mertlik sızan küpü olmaz dürzünün!.. Esasında güçsüz, gayet zebundur, Velakin giydiği kırk çeşit…

NE DİYORSUN ULAN? ...........................Edep sahiplerinden özür dileyerek; ..........................."Kendi gibi düşünmediğim için arkamdan ............................hakarete hamiz havlayanlara..." Ne diyorsun ulan, şerefsiz seni; Falanların yanlarında durmam ben! Kendin mi sandın lan müptezel beni? Filanların yanlarında durmam ben! Ben Bozkurt’um Bozkurt, bana bak bana, Ülkücüyüm, bana sökmez tantana, Fikrimi, zikrimi ayak altına, Alanların yanlarında durmam ben! Bunu kabul etmez benim gururum, Ben fikrimin arkasında dururum, Kurursam da, ben ayakta kururum, Solanların yanlarında durmam ben!.. Yazmayınca bak hepiniz pür neşe! Yazınca da havlamayın peş peşe! İkbal için davasını ateşe, Salanların yanlarında durmam ben! Hiç biriniz beni duymuyor bre… Laf anlatmak zormuş vicdanı köre! Akıl ere ere, göz göre göre, Yalanların yanlarında durmam ben! Memleketi betonlarla batıran, Ne var ise satıp, savıp bitiren, Develeri hamuduyla götüren, Talanların yanlarında durmam ben! Hırsızlık yaparak, hırsız severek, Veya hırsızları bize överek, Açık açık anamıza söverek, Çalanların yanlarında durmam ben! Ben de çalarım da, benimkisi saz, Yetim hakkı çalan sazdan…

ALLAH’I AĞZINA ALMA YETER BE!.. Hep Allah diyerek kandırdın halkı, Allah’ı ağzına alma, yeter be!.. Cılkı çıktı yahu riyanın cılkı, Allah’ı ağzına alma, yeter be!.. Yerli yersiz hep din öne atılmaz! Bir dine bu kadar riya katılmaz, Allah kelamıyla çalım satılmaz, Allah’ı ağzına alma, yeter be!.. Utan ulan utan insansan utan, Allah’tan çok uzak kalbinde yatan, Sen Allah dedikçe batıyor vatan, Allah’ı ağzına alma, yeter be!.. Bu Millete yalan der iken Allah, Milletin hakkını yer iken Allah, Yaptığınız her şey şer iken Allah, Allah’ı ağzına alma, yeter be!.. Sayenizde bizi her bela buldu, Gençlerin arası “deist”le doldu, Kimisi de hepten Allah’sız oldu, Allah’ı ağzına alma, yeter be!.. Hak diyenler asla Hak’tan kopamaz, Şatafata, mala, mülke tapamaz, Allah diyen Allahsızlık yapamaz, Allah’ı ağzına alma, yeter be!.. Bu hayat tarzından ar edin ar ar… Bu hayat Kur’an’ın neresinde var? Kul sormazsa bunu O Allah sorar, Allah’ı ağzına alma, yeter be!.. Madem ötüyorsun…

Lütfen paylaşalım

Kuruyan sadece Anadolu isimli çınar. Gün geçtikçe kuruyor, içten içe çürüyor, ölüyor...

Hakkari Yüksekova'da hain teröristlerin önceden döşediği patlayıcının infilak etmesi sonucu Şehit olan Nurcan Karakaya ve bebeği Mustafa Bedirhan Karakaya'ya Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyoruz. Ruhunuz şad mekanınız cennet olsun..

KIBRIS SEVDASI! Bugün Kıbrıs Barış Harekatı’nın 44. yıl dönümü kutlandı. Bugün şehitler anıldı, Evet evet bugün Kıbrısın, Yavru Vatanımızın “20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı” Çok isterdim bugünün hatırasına yeni bir destanla katkıda bulunmayı. Ama olmadı! İnşallah bugün olmayan ilerde olur. Ama eski bir destanımı paylaşmakta da bir sakınca olmaz sanırım. “Kıbrıs sevdası” adlı bu destanımı sizinle paylaşırken, ne zaman yazdığımdan ve ne sebeple yazdığımda kısaca bahsetmek istiyorum. Sene 1992 aylardan şubat ayı idi… Almanya’da Frankfurt yakınlarında büyük bir salon tutmuştuk. Rauf Denktaş gelecek, bir konferans verecekti. Ben de bu destanı onun huzurunda okuyacaktım. Ama gelemedi! Daha doğrusu zaman zaman Başbuğ’umuz için de uyguladıkları antidemokratik tutumlarını o zamanın Alman yetkilileri Denktaş için de uyguladılar. Yani Denktaş’ın konuşmasına müsade etmediler. Ve aradan seneler geçti, Şu Annan Planı için yapılan referandum maskaralığından hemen önce bir heyetle Kıbrıs’a gittik. O tarihte Almanya’da Rauf Denktaş’ın huzurunda okuyamadığım bu destanı, yıllar sonra Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı makamında…

TEKRAR SÖYLÜYORUM; BEN İYİYİM… Değerli gönüldaşlarım; Evet rahatsızım… Bunu size ta baştan beri kendim duyurdum. Ancak bazı arkadaşlarımızın bizi ölüm döşeğine yatırdığını duyuyorum. Sanal alemde moral bozmaktan başka şeye yaramayan, aynı zaman da bir o kadar çirkin olan, benim bilgim dışında asılsız haberler yayıldığını duyuyorum. Halbuki ben hamdolsun şimdilik iyiyim. Her kötü şeyle mücadele ettiğim gibi bu illetle de mücadele ediyorum. Bir yandan doktorların tavsiyesini yerine getiriyor, bir yandan da alternatif tıp denilen yoldan yararlanma gayretindeyim. Üzerimde gördüğünüz yorgunluk bir “kemoterapi” yorgunluğu. Allah sizlere göstermesin, ancak o tedavi şekli ile tanışanlar o yorgunluğun ne olduğunu bilirler. Yani bu görüntüm için ölmeden öldürmeye kalkmayın lütfen. Tekrar an itibari ile çok iyi olduğumu belirtiyor, olur olmaz benimle hiç alakası olmayan paylaşımlara rağbet etmemenizi istirham ediyorum. Bu tür haberlerin tesirinde kalarak beni telefonla arayan arkadaşlara dediğim gibi ağzı olan konuşuyor, önüne geçmek zor. Belki de onların da bir kötü niyeti yok, belki de…

UYUYAN DERTLER!.. Biliyorum merak edenleriniz vardır bu adam kaç gündür neden yazmıyor diye… Tedavi ile meşgulüm de onun için yazmıyorum. Halbuki günlük gelişmelerle ilgili hatta yıllara serpilmiş dertlerimizle ilgili çok şey var yazılacak ama bu “kemoterapi” tedavisi şevkimi kırıyor, yazamıyorum nedense… Haa takip eden gönüldaşlarım diyecektir ki hani bu tedavi bitmişti. Ben de öyle sanıyordum ama maalesef bitmemiş. Hani bir dua vardır derler ki; “ Allah’ım uyuyan dertlerimizi uyandırma ” diye… Son günlerde bu duayı daha iyi idrak ediyorum, daha iyi anlıyorum. Bazı dertler yanardağ gibi insanın içinde! Bazen sönüyor gibi oluyor her şey düzeldi sanıyorsun, bazen yeniden patlıyor lavlar saçmaya başlıyor yine yapıyor yapacağını… Yani anlayacağınız bu kanser denilen dert pek girdiği yerden çıkmıyor herhalde onu anladım. Yapılan son kontrolümde tekrar nüksettiğini, tekrar aynı tedaviyi uygulayacaklarını söyledi doktorlarımız… Şimdi tekrar aynı tedaviyi tekrarlıyorlar. İşte o sebeple seyrek yazıyor, seyrek paylaşımlar yapıyorum. Elbette ki Allah’ın dediği olur. Ancak Allah’ın verdiği…

YİNE BİR MEKTUP; YİNE BİR FERYAT!.. Esasında çok düşündüm bu mektubu paylaşıp paylaşmamayı! Çok düşündüğüm için de paylaşmakta geciktim. Çok düşündüm çünkü; Fayda sağlayayım derken, bir yaraya merhem olayım derken “ya zararlı olursam” dedim kendi kendime… Ama ne olursa olsun, bu mektubu paylaşmam, bu feryadı duyurmam lazım diye karar verdim. Gerçi paylaşırsam faydası ne olur onu da kestiremiyorum. Ama en azından bu feryadı sizinle paylaşmanın bile bu yanan yüreğe bir nebze de olsa ferahlık vereceği kanaatindeyim. Onun için paylaşmaya karar verdim. Kanuni Sultan Süleyman’ın bir devletten bile muteber tuttuğu bir nefes sıhhatten daha önemli gördüğüm adalet kavramı için paylaşmak istiyorum. Evet evet yanlış anlamadınız! Daha önce de söylemiştim zaten adaletsizliğin, sıhhatsizlikten bile beter bir dert olduğunu… Bırakın adaletsizliği, geciken adalet dahi çok büyük bir zulümdür. Bunu ben söylemiyorum, bunu hak-hukuk otoriteleri söylüyor. Herkes biliyor ki bu ülkede bir Fetö uçurumu oluştu… Birileri tuttuğunu suçlu-suçsuz demeden bu uçurumdan aşağı atıyor. Suçsuz…

ÜNİVERSİTE GİRİŞ SINAVLARI İÇİN TEST, DOĞRU BİR METOT MU? Üniversiteye girmek isteyen yavrularımız yarın sınava girecek. Haber kaynaklarına göre yaklaşık 2.4 milyon aday başvuru yapmış. “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı”ndan yapılan açıklamaya göre, 30 Haziran Cumartesi günü yapılacak birinci oturumu “Temel Yeterlilik Testi" ile, 1 Temmuz Pazar gerçekleştirilecek ikinci oturumu ise “Alan Yeterlilik Testi” ve “Yabancı Dil Testi” ile geçirecek olan yavrularımız, sınavlarının ardından, sınav sorularının tamamına pazar akşam saatlerinde “ÖSYM web sitesinden” ulaşılabilecekmiş. ..... Ben işte bunu fırsat bilerek ta öğretmenlik yıllarımdan beri ifade etmek istediğim bir hususu sizinle paylaşmak istiyorum. Daha açıkçası şu test imtihanı konusunu ele almak istiyorum. İşin uzmanı olmamakla beraber neticede eski bir öğretmen olarak bu konuda fikir beyan etmem inşallah ayıp karşılanmaz! Ben ve benim neslim klasik imtihanlarla öğrenciliğini geçirmiş, belki öğrenciliğinin son senelerinde test imtihanlarıyla yani sınavlarıyla tanışmış bir nesildir. O sebeple katiyen ukalalık yapmak istemem, ancak test imtihanlarının hafızaya ve sürate…

DAHA ÖNCE SÖYLEMİŞİM!.. Söylediklerim zamanla değişikliğe uğramış! Yani yanlış dediklerim, güya bugün düzeltilmiş gibi!.. Gibi diyorum çünkü samimi bir düzeltme olduğuna inanmıyorum! Ben inanmasam da buna inananların çoğunlukta olduğunu da görüyorum. Görüleni inkâr edecek halim de yok. Evet, bir şeyleri görüyorum ama, diğer taraftan bir şeyleride de biliyorum! Nedir o bildiklerim? Ben hep şunu bilir, şunu söylerim; Yanlışı doğuranlar ortadan kalkmadıkça yanlışlar da ortadan kalkmaz! Bir yanlışlarını öldürürsünüz, onlar diğerlerini doğururlar! Ömrünüz yanlış doğurduklarının yanlışlığını göstermekle geçer… Benim ömrüm maalesef öyle geçiyor! Zira bir ana nasıl ki doğurduğu çocuktan vaz geçemezse, yanlış doğurmayı alışkanlık haline, hatta irsi bir durum haline getirenler de yanlışlarından ve yanlış doğurmaya devam etmekten asla vaz geçemezler… Bu böyle mi, değil mi? Elbet de Allah ömür verirse zamanla göreceğiz. Ama dediğim gibi; Allah ömür verirse tabii!!! ….. Şimdi Pazar akşamından beri düşünüyorum! Yeni bir şey yazmama gerek var mı? diye… Gerek olmadığına karar verdim! Esasında söyleyecek…

ALLAH SİZİ ISLAH ETSİN BE!.. Ulan siz nesiniz ne? Önce buna bir karar verin arkadaş!.. Kırk rey için kırk tevire dönmenin alemi ne? Şu seçim ikliminde kullanmadığınız foya, girmediğiniz boya kaldı mı? Rey toplamaya çıkınca ne kadar güzelsiniz! Ne kadar hoşgörülü, ne kadar sevecensiniz… Kadınlarınız kapı kapı gezerken (Erzurumlunun dediği gibi) ne kadar “baldodah” maşallah. Hele siz!.. Hele siz kürsülerde Mevlana kesilirsiniz... O mübarek rey aşkına "ne olursan ol, gel..." dersiniz. Yunus Emre kesilirsiniz! Yılanı da seversiniz, yalanı da… Hülasa “ her yaratılanı seversiniz..." ama Yaradan ötürü değil, vereceği bir reyden ötürü tabii! Yalan mıyım? Öyle değil mi? Türk kardeşiniz olur… Kürt kardeşiniz olur… Laz, Gürcü, Çerkez, Roman bile kardeşiniz olur… Hatta Rum, Pontus, Ermeni bile canınız ciğeriniz olur yalan mı?.. Ayaklarınızın altına aldığınız Milliyetçiliğin mensupları ırkçı, kafa tasçı, kandan beslenenler olmaktan çıkar, bir anda baş tacınız bile olur baş... Türkiye’de yaşayan taraftarlarının oyunu almak için Barzani yanlısından aday gösterip,…

OSMANİYE ANLASIN, İNANIN BİZE YETER, OSMANİYE ANLARSA, BU DERTLER KESİN BİTER!.. Bayram bitti… Her bayram gibi geçip gitti… Darısı (ömrü olanlar için) yenilerine inşallah… Bayram bitti ama siz bana sorun! Yani inanın ben de bittim dersem yalan olmaz. Hayrola… Neden?.. Ne oldu ki Ozan?.. diye soruyorsanız, arzedeyim efendim; Bayramda, siyaset bayram-mayram tanımadı! Ne özünü düzeltti, ne sözünü düzeltti… Yine husumet dorukta idi… Kimisi “Bay İnce” “Bay Muharrem diye” hakaret yağdırdı, Kimisi “Bay bay Tayyip” diye ondan aşağı kalmadan karşılık verdi… Yani anlayacağınız yine bayrama yakışmayacak kötü söz çoktu… Ama bayrama yakışacak güzel söz maalesef yoktu… …… Neyse onları bırakıp, bizimkine gelelim bizimkine!.. Hayret!.. Hayret ki ne hayret… Yahu bu kadar utanmazlık olur mu? İşte beni bitiren bu utanmazlık... Utanmazlık... Sen yarım asırlık bir partinin başında ol, Ama ne kendin aday ol, ne de partinden bir başkasını aday çıkar, ne de partili olmasa bile liyakat sahibi, birikimli bir vatan evladını, başında…

Aradan 80 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen, görünen o ki, dünya Weimar Cumhuriyetinden alması gereken dersi hala yeterince öğrenememiş.

AYNI BAYRAMLAR, AYNI DUYGULAR!.. Yine bir bayramla kucaklaşacağız inşallah… Çocukluğum geliyor aklıma. Yokluk günlerimiz, fakirliğimiz, yüz gram peynirin başına altı kardeş oturup aç kalktığımız ama mutlu olduğumuz o günleri düşünüyorum. O çağlarımızda yaşadığımız dini bayramlarımız vardı, imanımızı artıran, en uzakta olanları bile birbiriyle buluşturan ne güzel bayramlardı o bayramlar… Hatta milli bayramlarımız vardı milli duygularımız coşturan bize Türklüğümüzle gurur duyuran… Şimdi ya o bayramlar kalmadı, ya da o nesil değişti nesil… Ya da yaş kemale erdikçe acılarımızı unutturmaz oldu bayramlar… Allah ömür verirse yarın yine bir ramazan bayramıyla kucaklaşacağız inşallah… Biz bayrama hoş geldin diyeceğiz, belki bayram da bize hoş geldiniz diyecek! Belki diyorum zira bayram bizi memnun etse de, biz bayramı memnun edecek özelliklerden öyle uzaklaştık ki, sormayın gitsin!.. Yarın bayram, yine çeşit çeşit düşünceler, yine çeşit çeşit duygular içindeyim. Çok şey söylemek istiyor canım. Ama söylesem ne olacak, yine birileri her sözümde bir art niyet arayacak, belki de…

ÖNCE FERASET, SONRA SİYASET!.. Bu gün arefe, yarın bayram. Herkeste bir telaş var… Olanın telaşı ayrı, olmayanın telaşı daha ayrı! Olanı, olmayanı tek tek sınıflandırmamız imkânsız gibi bir şey. Zira kimisi paralı, kimisi parasız… Kimisi yaralı, kimisi yarasız!.. Kimisi ekmek, aş, geçim derdinde… Kiminin tuzu kuru malum seçim derdinde… Hatta kimisi de vatan, memleket derdinde, Sıla-i rahim derdinde sıla-i rahim… Başlarken söyledim ya herkeste bir telaş, herkesin telaşı ayrı… Efendim benim dikkatimi, (resmi sayılarını bilmemekle beraber) yurdumuzda bulunduğu söylenen tahmini 3-4 milyon mültecinin telaşı çekiyor… Bilhassa da Suriyelilerin, Iraklıların yani Arapların telaşı çekiyor. Söylenenlere göre 70-80 bin Arap mülteci tekrar geri gelmek üzere vatanlarında bayram yapmak için izin almış… Sıla-i rahim yapmaya gidiyorlarmış, sıla-i rahim… Televizyonlar böyle söylüyor. Güneydoğu sınır kapılarımızdaki oluşan kuyruklardan da bu belli oluyor zaten. İnsan ister istemez bazı hususları düşünüyor. Neyi mi düşünüyor meselâ? - Madem vatanlarında bayram yapılacak bir durum oluştu neden geri gelmek üzere…

BU İŞTE BİR GARİPLİK VAR! Her ne kadar; Her istediklerini vererek, en baştan beri ölüleri bile diriltip(!) her haltı beraber yedikleri, beraber yürüdükleriyle araları açılsa da, Her ne kadar; Yağan karda, yağan yağmurda yürürken bile, beraber yaptıkları planlarla Türk Ordusunu arkadan hançerledikleriyle, kozmik odaya beraber girdikleriyle araları bozulsa da, Hatta, her ne kadar; Oslo'da aşk başlatıp, Dolmabahçe Sarayı'nda nikah kıyıp, Diyarbakır meydanında elele " megri megri " havalarıyla halay çekerek düğün yaptıklarıyla aralarına soğukluk girse de, Dahasını da söyliyeyim! Her ne kadar; Özel himayelerinde, Irak sınırından konvoylarla karşılayıp, devlet kesesinden (lahmacun, kebap ziyafetleriyle) yedirip içirerek Suriye'ye topraklarına soktuklarıyla sonradan papaz olsalar bile!.. Ha sahi bir de! Her ne kadar; Bir devlet bayrağı muamelesi yapıp paçavrasını Türkiye'de göndere çektirerek, kendisine de devlet başkanı protokolu uygulayıp, üstelik taraftarlarına "Türkiye seninle gurur duyuyor" diye slogan attırdıkları, Molla Barzani'nin piçiyle sonradan bozuşsalar da, bu işte bir gariplik var!.. Evet evet... Bu işte resmen bir…