Üye Girişi

Üye Girişi
28 Oca 2016

Bunu ben söyleyebilirim…
Bunu Ahmet-Mehmet söyleyebilir…
Daha doğrusu bunu herkes söyleyebilir…
Çünkü ben söylersem benim,
başkaları söylerse, o söyleyenlerin cahilliğine verirler!..
Hatta Devlet duyarsa bu söyleneni, inanın ceza verir ceza…
Bana verdiler mesela!..

02 Oca 2016

Geçilmesi gereken cenderelerden geçerek değil de,
Hiçbir bilgisi olmadan, hiçbir birikimi olmadan,
Hasbelkader "devletlü" olanlar,
Diplomatik literatürü bilmezler...

Sanki ben biliyor muyum? Ben de bilmiyorum...
Ama ben en azından bilmediğimi biliyorum ve saklamıyorum!

29 Ara 2015

Göz görmek içindir, bakmak için değildir!
Bakan‘lar bakıyor siz bari bakmayın...
Siz görün.

Evet siz...
Yavrum üniversitede okuyor diyen analar, babalar...
Üniversitelerimizi idare eden rektörler, dekanlar, öğretim üyeleri...
Ve Bakanlar!.. İlgili ve ilgisiz Bakanlar!..
Yani eğitim hürriyetinden bahseden (devletlü)lerimiz!..
Size sesleniyorum...

27 Ara 2015

MHP bu yapıyla olmuyor... 

Bu yapı değişmeli...
MHP kendine gelmeli...
Kendine gelmesi için de Yüce Türk Milletinin güvenini kayıp etmekten, daha kötüsü Ülkücülere itibar kayıp ettirmekten başka hiç bir şey yapmayan bu yönetimden kurtulmalı...

Birilerinin saltanatını sürdürme uğruna, 
tüzüğünden tutunda en ücra köşesine kadar kirletilmiş, 
yıllardır yönetenler tarafından adeta içine edilmiş yuvamızın, 
yani MHP'mizin temizlenip (Anadolu tabiriyle kırklanması) için gayret gösterip,
Ve tekrar asli ruhuna kavuşup, şahlanması arzusuyla, 
MHP'nin tekrar Türkiyenin ve Türk-İslam dünyasının umudu olmayı sürdürmesi için hem dua hem gayret edenleri işaretle...
Özellikle de (esasında kendilerinin yapması gereken) 
"Tüzük Kurultayı"nı toplamak isteyenleri kastederek...

26 Ara 2015

Herhalde bazıları susmamı, sadece seyirci kalmamı istiyor!
Ancak ben seyirci kalamam...

Her ne kadar bize sevgi beslediklerini söyleselerde,
bakıyorsunuz ki onların sevgileri, onların şartlanmışlıklarına karşı çıkana kadar...
Kendileriyle paralel düşünmediğinizi anlayınca, aynı iklimin yürekleri olsanız bile, mırın-kırın etmeler, karnından konuşmalar başlıyor.
Hatta daha ileri giderek hakaret etmeler başlıyor... 
İşlerine geldiğiniz zaman sizi omuzlarına alanlar işlerine gelmediğiniz zaman size düşman oluveriyorlar birden...

24 Ara 2015

Ortalık Atanmışlık ve seçilmişlik kavramlarıyla tarif edilebilen,
lider olmadığı halde lider görüntüsü veren tiplerle dolu!

Atanmışlar çok fazla hareket edemezler… Yani manevra kabiliyetleri kıttır…
Çünkü az arkalarını dönseler, hele hele kazara ceketlerini çıkarsalar,
kıçlarındaki, onları o mertebeye çıkartan güçlerin tekme izleri de ortaya çıkar!…
Ne yaparsa yapsınlar bu tipler kıçlarındaki onları yükselten bu tekme izlerini silemezler.
O yüzden bunları bilenler bilir (cemaziyulevvel hikayesi gibi)
bilmeyenler, yani gerçek liderliğin bürokratlık olmadığını çözemeyenler de maalesef “lider„ diye cacık gibi yer!

Gerçek lider yaptığı, yapmadığı ne varsa hepsinden kendini mesul tutar...
Ama atanmışlarda şunu görürsünüz;
Onlar kendilerini sadece yaptıklarından mesul tutarlar (O da eğer tutarlarsa tabi!).

21 Ara 2015

"Yurtşen'i yolcu ettik,
Yurt şen değil, Yurt yaslı!..
İt bile gülüyor sa,
Belli ki Bozkurt yaslı!..„
...............
Bu akşam bu sayfayı açtığımda bir yazı okudum.
Kısa... Öz... Ama acı!...

Diyor du ki;
"Ülkücüler benim için yıldız gibidir.
Her ülkücü öldüğünde bir yıldız söner.
Eskiden gökyüzünde yıldızlar kadar çoktuk.
Şimdi gökyüzünde yıldızlar gibi yalnızız, yalnız ölüyoruz.
Ve itler bile gülyor kimsesizliğimize..."

Mehmet Alp,
yani oğlum koymuştu bu yazıyı...

17 Ara 2015

17-25 Aralık artık Türk siyaset tarihine oturdu...
Yolsuzluk ve Rüşvet Haftasıymış...
Haberlere bakılırsa, herkesin hatta TBMM'nin bile gündemi bu oldu bugün...

İşte bu sebeple sayfamızda, böyle bir haftanın mucidi olan "4 Eski Bakan"ın resmini, resimleriyle birlikte de, kendi partilerinden bile "Yüce Divan"a gitmeleri gerektiği yolunda rey kullanan vekil sayılarını gösteren bir şema paylaştılar...

13 Ara 2015

5 Aralık 2015,
Yani geçen Cumartesi günü Avrupada yaşayan Türklerin kanalı "Kanal Avrupa"da "Ateş Çemberi" isimli proğramda işinin artık ustası olmuş olan Muhsin Ceylan'ın misafiri olmuştum...

Konu Ülkücü Hareket'ti...
Ülkücü hareketin Ozanı derken, yazanı derken,
bir de baktım ki konuşanı olarak çıkarmışlardı beni sizin karşınıza...

09 Ara 2015

Bu bende alışkanlık oldu herhalde!..
Salı günleri televizyonun karşısına oturuyor siyasi parti müdürlerinin(!) yaptıkları konuşmalara dikkat kesiliyorum...
Sadece dediklerini değil, hallerini, hareketlerini de izliyorum tabi...
Hatta inanın bazen onların halleri, hareketleri söylediklerinden daha çok şey anlatıyor bana...
En azından söylediklerini dillerinin ucuyla mı,

01 Ara 2015

Artık bu işin saklısı gizlisi kalmadı!
Hatta örtülü ifadesi, yani imâsı da kalmadı!
Artık bunu sadece ben de değil, herkes görüyor herkes...

Konu;
İlgilendiren ilgilendirmeyen herkesin konusu olmuş...
Köylerde, muhtardan, sürüsünün peşindeki çobana,
Şehirlerde, resmi dairelerden esnaf arastalarına kadar, berberin, manavın, kasabın hatta inanmayacaksınız ama,
ayakkabı boyacısından tutunda simitçi kardeşlerimizin diline kadar düşmüş durumda...

25 Kas 2015

Bugün Başbuğ'umuzun ad günü... Yani yaş günü...
Sadece o da değil!
Bugün Başbuğ'umuzun "9 Işık" adı verdiği,
memleketimizi düze çıkaracak fikirler demetini Aziz Milletimize ilan ettiği gün...

İşte bu satırları hem bu sebeplerle,
hem de Başbuğ'umuzun emaneti olan MHP'nin idaresine soyunanların yavaş yavaş ortaya çıkışlarını görmem veya duymam hasebiyle yazıyorum...

Gerçi yazacaklarım sadece siyaset yapacaklar için değil,
Türk Milletine her sahada hizmeti şiar edinmeyi aklına koyan herkesi ilgilendirir diye düşünüyorum...

23 Ağu 2015

Ben niyet okumayı sevmem...
Ama hissederim...
Hissedince duygularıma yansıyanlar yüzünden beni niyet okuyor sanırlar.
Halbuki bu dervişin zikrine bakıp fikrini anlamaktan ibarettir.

Niyet nedir?
Bir şeyi içinden tasarlama olarak tarif edebiliriz...
Tasarlama, uygulamaya dönüşünce, sonucu ne olursa olsun insanın hayatında hatta Allah indinde niyet çok önemli hale gelir.

25 Tem 2015




"Mesele" gibi fethederek Türkçe'leştirip dilimize kattığımız bir kelime varken,
"Sorun" kelimesini kullanmayı hiç sevmem...
Hele hele bunu bu toprağın çocukları olan Kürt'lerle yanyana getirerek kullananlara ifrit oluyorum!

Neymiş efendim?
"Kürt sorunuymuş!"
Hadin be ordan şerefsizler!..
Benim ne Kürt gardaşlarım, Kürt ülküdaşlarım var...
Bu tabire benden çok onlar ifrit oluyorlar!

Ama Türkiyeyi idare edenler bile, vatanı bütünleştirme gayreti içinde olmaları gerekirken,
Kürt sorunu diye başlayıp, Laz, Çerkez, Pomak, Kıpti veya Alevi-Sünni, daha bir sürü bilmem ne sorunu diye seçim meydanlarında nutuk atıyorlar...
Mesele ne, yani amaçları ne?
Amaçları; bu isimlerle Ay-Yıldız'ın altında yıllardır kenetlenerek yaşamış insanların bu tür isimlerinden bahisle onların reylerini kendilerine devşirmek...

22 Tem 2015

Yine kara haber!
Yine iki şehit...
Yine yuvalara ateş düştü...
Yine yandı bağrımız...
Yine kim bilir kaç yavru yetim kaldı!?

Tabi ki vatan sağ olsun...
Tabi ki millet sağ olsun...
Ama artık bıktım bu cümleleri kurmaktan...
Bıktım artık bu kuru nutukları dinlemekten...

17 Tem 2015

Ey Bayram;
Orucun hakkını veremeyen, senin tadını alamaz derler,
Ben (Allah kabul ederse) senin hakkını verdiğimi düşünüyorum!
Yani senin tadını almak, seni doyasıya yaşamak istiyorum...
Ama ne yalan söyliyeyim yaşayamıyorum!

05 Haz 2015


Üç hilal bir sevdanın adıdır!
Sevda nedir bilmeyenler, beni nasıl anlasınlar...
Anlasalar da, anlamasalar da ben ona bir ömür verdim...
Onunla ağladım... Onunla güldüm...
Gerçi pek güldüğüm olmadı...
Güleceğim zaman da gülmeye bırakmadılar!
“ Biz... Biz... Biz geldik... „ diye söylediğim türküler kursağımda kaldı...
Ama olsun...

22 Mar 2015



Yutkunsam bir türlü, kussam bir türlü...
Konuşsam bir türlü, sussam bir türlü!..


Geçende bir yazı yazdım... Okudunuz mu bilmiyorum.
Eğer okumadıysanız,
“Bazılarını Allah,
dışlamak için yaratmış sanki!..„
başlıklı yazıyı,
sayfadan bulup okumanız mümkün...
Canınız isterse tabi...

Konu;
Türk Halk Müziği sanatçısı ( Aynı zamanda devlet memuru)Esat Kabaklı kardeşime, Akp‘lilerin, yani iktidarın...
Yani devlet erkini kahpe hançeri gibi kullanıp, kafaya taktıklarının arkasına en puşt metotlarla saplayan bir gücün,
tertip ettiği bir şölende sahne alacak diye, hakarete varacak sözlere maruz kalması üzerine....

Böyle bir yazı yazmışım diye;
Vay efendim... Sen misin Esat Kabaklı‘ya sahip çıkan!..
Altına yazılan yorumlara göz atarsanız neler var neler...

Benim, durumu izah ederken;
Sanatçıların sahnede sanatlarını icra ederek evlerine ekmek götürdüğünü yazmamı kendi istedikleri gibi algılayıp...
“Demek ki Esat bunu para için yapıyor...„ diye yaygara koparmaya,
Ömrünü Ülkücü Hareketin iklimi içinde geçirmiş...
Ülkücülüğünü lafla değil, verdiği eserlerle devlet memuru olmasına rağmen, noter mühürü gibi mühürlemiş bir sanatçıya,
hemen hain yaftası yapıştırmaya kalkmaları... Hatta edepsizce imalarda bulunmaları…
Elbet de benim sabredeceğim bir durum olamazdı...

11 Şub 2015

... VE HOCANIN KAVUĞU!

Eskiden " Sakalım yok ki sözüm dinlensin " derlerdi...
Yani sakalı olmayanın sözüne pek itibar edilmezdi...
İşte onun için olsa gerek ki benim sözüme pek itibar edilmedi...
Halbuki sakalım yoksa bile bir çuval bıyığım vardı...
Ama işe yaramadı maalesef!..

Dedim ya eskiden, yani "Eski Türkiye"de durum böyleydi...

06 Şub 2015

İstenmeyen misafirler veya ziyaretçiler için olsa gerek,
Anadolu'da bir söz vardır, derler ki;
"Onu köyde istemezleeer..., O muhtarın evini sorar.."
Benim bazen tam böyle olmasa da, bu duruma benzer manzaralar yaşadığım oldu!

Mesela önce ömrümün en güzel yıllarını hizmetinde geçirdiğim Almanya'daki Türk Federasyon'un bir kurultayında yaşamıştım bu durumu...
1999 yılı idi herhalde, o tarihte oğlumun bile yarı yaşındaki evlatlarımızı önüme dikerek o kurultaya girmemi engellemişlerdi...
O gençlerin yüzüme bile bakmakta zorlana zorlana;
" Ozan'ım Genel Başkan  sizin kurultaya sokulmamanız için emir verdi..." demişlerdi... 
İşte ben o zaman anlamıştım Başbuğ'umuzun gerçekten öldüğünü...

Arif'çe

  • NAMIYLA ANILAN YİĞİT, MUHSİN BAŞKAN!..
    Yazan
    Bir ata sözümüz vardır! “ Yiğit namıyla anılır..„ der. Aynen ata sözümüzde de belirtildiği gibi, bazı unvanlar bazı kişiliklere yapışır kalır adeta... Yapıştığı için yapışmaz! Yakıştığı için yapışır ve onları birbirinden koparamazsınız! Tıpkı Muhsin Başkan‘da olduğu gibi... O ülkücü gönüllerin Muhsin Başkanıydı... Meselâ benden beş yaş gençti, O Ankarada Ülkü Ocakları Genel Başkanı, ben ise Samsunda genç bir öğretmen olarak…
    Yazan Perşembe, 24 Mart 2016 21:12 Devamını oku...
Arif'çe

 


"Bir Devrin Destanı" isimli
şiirkitabının 3. baskısını
TÜRK KİTAP EVİ'nden temin edebilirsiniz.



Münchener Str. 13 | 60329 Frankfurt am Main
+49 69 250506

www.turkkitap.de